Yazdır Arkadaşına gönder
Ayşe Başak Kaban"Sizin hiç babanız öldü mü?
 Benim bir kere öldü, kör oldum“
 
Cemal Süreya böyle başlar ölümsüz şiirine. Yaşadığım için biliyorum gerçekten kör oluyor çocuklar babaları ölünce. Peki ya babalar? Babalar çocukları öldüğünde ilk hangi organlarını kaybederler? Güneydoğu'dan kalkan tabutlar dağıldıkça yurdun dört bir tarafına, hep bu gelir aklıma.
 
Televizyonlardan izliyoruz, gazetelerde fotoğraflarını görüyoruz genç insan gülüşlerinin son karelerini... Bayrağa sarılı dönüyorlar baba ocağına. Analar iliklerine işleyen acıyı yüreklerimize taşıyor. Ama babalar... Babalar sessiz. Babalar yine dimdik.
 
Babaların gözyaşları içlerine akıyor, biliyorum. Biliyorum, ama merak ediyorum, ilk hangi organını kaybediyor babalar evlatları ölünce?
 
Çocuklar dağlarda çarpışıyor. Sapanla kuş bile avlamamış olanlar vardır aralarında. Silahtan nefret edenler vardır. Sevgilisinin gülüşü için evden kaçmış olanlar, bebeğinin kokusuna doyamadan askere alınanlar... Baba olanlar da vardır ama hepsi oğuldur.
 
Vatan toprağı için dağlarda geziyor oğullar. Terörist avındalar geceleri. Yaşamın baharındaki çocuklar, ölümün kol gezdiği dağlarda Azrail'e rest çekiyorlar, O'nun elindeki kağıtları hiç bilmeden.
 
O karanlık geceler de analar hep dua edip Allah'a sığınıyordur da ya babalar? Babalar nasıl dik durabiliyorlar bu kadar?
 
Dikkat ediyorum, şehit babalarının hepsinin yüzünde derin çizgiler var. Hep var mıydı, ölüm mü yerleştirdi o çizgileri bir gecede, bilmiyorum. Sadece hissediyorum aynı çizgilerin daha derin olanlarının yüreklerinde yer aldığını.
 
Uçurtma yapmışlardır onlar için, topa vurmayı öğretmişlerdir, ilk satranç dersini vermişlerdir belki. Belki çok iyi arkadaş olmuşlardır oğullarıyla belki uzaktan sevip sadece uyurken okşamışlardır saçlarını... Bilmiyorum. Bilemiyorum. Bildiğim tek şey, kefene sarılı gül kokulu evlatlarının üzerine toprağı atan ilk onlar olmuşlardır.
 
Sahi, evlatlarını kaybeden babalar ilk hangi organlarını kaybeder?
 
Ve ben tüm bunları düşündükçe içime sindiremiyorum. Çok canım acıyor, ağlıyorum o karanlık gecelerde. Hepsi için dua ediyorum uykuya dalmadan önce. Analara, babalara, evlatlara...
 
İsyan bulutu ile geziyorum çoğu zaman. Askere gitmeyen bir oğlun babasının rahatlığı beni rahatsız ediyor.
 
Hele ki bu babanın "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" sözünü hatırladıkça çoğalıyor öfkem.
 
Halkına "terörle yaşamaya alışacaksınız" diyen bir babanın oğlunun çok uzak bir ülkede refah içinde yaşamasına alışamıyorum. Rahatsız oluyorum.
 
Kuruluşundan bugüne bunca evladını toprağa veren bir ülkenin tüm babalarını seviyorum, biri hariç...

Tarih: 15/11/2007
9098 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri