Yazdır Arkadaşına gönder
Athena, zeytin ve Karaburun
Konuk Yazar
Konuk YazarMehmet Gülümser
Turist Rehberi


Yeşillikler bölgesi Attika'da güzel bir şehir kurulmuştur. Bu yeni kente koruyucu bir tanrı gerekmektedir. "Kim olacak?" derken denizlerin tanrısı Poseidon ile Zeus'un hırçın sevgili kızı Athena kendini ortaya atar. Seçim nasıl olacaktır? Düşünülür taşınır ve şuna karar verilir: Baba Zeus işaret verecek yarışma başlayacak ama sonuca göre şehir halkı kimin kentin ana tanrısı olacağına karar verecektir.

Belirlenen gün gelir çatar. Zeus yarışanlar ve halk akropol yamaçlarında heyecanla toplanır. İlk olarak Poseidon üç uçlu mızrağı ile haşmetle ortaya çıkar ve Zeus ona, "Haydi bakalım, göster maharetini" der. Kalabalığın bir kaç metre önüne adım atan Poseidon, hışımla elindeki mızrağı kayaların üzerine vurur, yerden büyük bir gürültüyle gökyüzüne gürül gürül su fışkırır. Suyun bolluğunu gören halk sevincini alkışlarıyla gösterir. Ancak suyu tadan vatandaşta bir homurdanma başlar. Çünkü deniz suyu kadar tuzlu olan bu suyla ne yemek pişirilir, ne susuzluk giderilir, ne de bahçeler sulanabilir. İnsanlar bu mucizeden memnun kalmadığını alkışları yarıda keserek gösterir.

Poseidon kenara çekildikten sonra maharetini gösterme sırası bu kez Athena'ya gelir. O da pırıl pırıl ipekli giysiler içinde yavaş yavaş ortaya gelir. Hırsla altın uçlu mızrağını kayalıklara vurunca yerden üzerinde yemyeşil meyveleri olan bir ağaç yeşerir. Bu küçük meyveleri olan ağaç zeytin ağacıdır. Ağacın meyvelerinin yağının çıktığını, yemeklerde, aydınlanmada, tıpta kullanılacağını öğrenen halk kararını Athena'dan yana kullanır. Artık şehrin adı Athena olmuştur, kentin ana tanrıçası da Athena'dır.

Bu zeytin ağacın meyvelerinden birazını toplayıp heybesine koyan Athena gururla tanrıların diyarı Olimpos'a geri döner. Döner, ama kendisini Olimpos'ta kadınlar arasındaki bir kıskançlık yarışı beklemektedir.

Baba Zeus hafta sonu tüm tanrı ve tanrıçalar için bir davet vermektedir. Herkesi Olimpos'taki rezidansına davet eder, ama sadece nifak tanrıçası Eris'i davet etmez. Nedeni de şöyle; ağız tadıyla bir gün geçirmek istemektedirler. Fakat uyanık Eris, bir şekilde herkesin o ziyafete katılacaklarını öğrenir. Huylu huyundan vaz geçer mi? Ne yapıp edip bir hinlik düşünüp bu güzel daveti herkese zehir etmek ister.

Hafta sonu gelir çatar, tüm davetliler en güzel giysiler içinde teker teker Zeus'un malikanesine gelirler. Koskocaman bahçenin ortasında uzun bir masa etrafında onlarca süslü sandalyeler. Gelen her konuk bu masada yerini almaktadır. Herkes birbiriyle sohbet ederken bir yandan nektarlar içilmekte, ambrosalar yenilmektedir.

Akşam geç saatlerde sohbetin koyulaştığı bir zamanda Eris, elinde bir altın elma ile bahçede belirir. Hayalet gibi yan yana oturan üç güzel kadının arasına girer ve "Bu altın elma dünyanın en güzel kadını için" deyip onu masanın üstüne bırakıp oradan hızlıca çekip gider. Bu üç kadın da "Dünyanın en güzel kadını benim" deyip bu elmayı sahiplenme yarışına girişir. Hemen söyleyelim, bu üç kadın Hera, Athena ve Afrodite'dir. Davetteki herkes başlarını o tarafa çevirmiş işin nasıl sonuçlanacağını merak etmektedirler. Kavga alevlenir, iş çığırından çıkar, sorunu kimse çözemez. Hermes devreye girer ve bu üç hanımı sorunu çözmesi için Zeus'un yanına götürür.

Zeus meseleyi dinler, ama o bu konuda karar verici olmak istemez; çünkü bir yanda iri gözlerine, selvi gibi uzun boyuna, sırma saçlarına aşık olduğu son karısı Hera, diğer yanda kızları Athena ve Afrodite'dir. O tanrıların tanrısı olmasına rağmen bu belalı sorunu çözme işini bir ölümlünün yapmasını arzular. Hermes, "O kim ola ki?" diye Zeus'un gözlerinin içine bakar, o da Paris'i işaret eder. Paris mi? Truva kralı Priamas'un işi gücü kadınlar olan çapkın küçük oğlu Paris'dir. Ortalıkta pek gözükmeyen bu yaramazın Olimpos'ta olduğu tespit edilir. Hermes bu üç kıskanç güzeli uçan arabasıyla Olimpos dağlarında dolaşan bu delikanlıya götürür. Onu bir pınar başında yeni sevgilisi ile keyif çatarken bulurlar. Hermes'i üç güzel bayanla yanında görünce şaşırır. Ve ağzından sadece "Hayrola?" sözü çıkar. Hermes de "Hey Paris, bırak şimdi burada gönül eğlendirmeyi de çabuk kalk ayağa, şu bizim derdimizi çöz" der. "Zeus'un emriyle biz buradayız sen bu üç güzel arasından birini dünyanın en güzel kadını olarak seçip bu altın elmayı ona takdim edeceksin" diye ekler.

Paris bu işin ne kadar zor olduğunu bilse de emri veren tanrıların tanrısı Zeus olunca istemeyerek "İş başa düştü" deyip durumu kabullenir. Üç güzeller de bilir ki artık tek seçici Paris'tir. Kendilerini ona nasıl kabullendireceklerini düşünmektedirler. Nice zaman sonra, Paris'in dünyalı olduğunu bilen bu tanrıçalar Eris'in altın elmasına sahip olmak için tekliflerini ona göre sunmak isterler; Çünkü ortada dünyanın en güzel kadını olmak vardır. İlk teklif yapma fırsatını yakalayan Hera, "Paris, dünyanın tüm batı ülkelerini sana sunmak istiyorum" der. Bu teklife sessiz kalan Paris diğer güzellerin ne teklif yapacağını bekler.

Kıskanç Atena bakar ki Hera teklifini yaptı, fırsat bu fırsat der o da teklifini patlatır, "Ey Paris, doğunun zengin ülkelerini sana bağışlıyayım ve sen beni seç, bu elmayı da bana ver" der. Şimdiye kadar olanları sessizce izleyen Afrodit Paris'in yanına çıka gelir. Paris'in dünya malına değer vermediğini ve güzel bir kadına da gizliden gizliye aşık olduğunu bilen Afrodite ona şöyle bir ilginç teklif sunar: "Ey Paris, bak bu altın elma karşılığında sana ne malikane ne de toprak vereceğim ama sana günlerdir yanıp tutuştuğun birinin aşkını vaat ediyorum! Ne dersin" der. Bu teklifle Afrodit onu tam kalbinden vurmuştur. Delikanlı, ne diyeceğini bilemez, eli yüzü sararır. Dizlerinin bağı çözülür, yere yıkılacak gibi olur, dili kekelemeye başlar. Çünkü bu kendisine sunulan aşk Helana'nın aşkıdır. Bir yutkunduktan sonra elinde tuttuğu altın elmayı ona uzatarak, "Ey Afrodite, beni can evimden vurdun. Bu aklınla sen dünyanın en güzel kadını olmayı hak ettin ve artık bu altın elma senindir" der.

Bu hikayeyle anlıyoruz ki dünyada ilk güzellik yarışması böyle yapılmış ve Afrodite dünyanın ilk güzellik kraliçesi seçilmiştir. Ama burada çıkaracağımız ikinci sonuç; güzellik kraliçesi olmak için sadece güzel olmak yetmemekte, bunun yanında bir kıvrak zeka sahibi de olmak gerekmektedir. Afrodit bu tacı sadece güzelliğiyle değil kıvrak zekasıyla da kazanmıştır.

Bugünkü güzellik yarışmalarında güzellerde sadece güzellik değil kıvrak zeka ve zerafet de aranmaktadır. Bu yüzden bu tür yarışmalarda jüri her güzele çeşitli konularda çeşitli sorular sorar, aldığı cevaba göre kraliçe seçimi yapılır.

***

"Bundan sonra Hera ve Athena ne yaptı?" derseniz?

Bu sonuç sonrası her ikisi de yıkılmış, Truva'ya küsmüşlerdir. Hera, eşi Zeus nedeniyle Olimpos'ta yaşamak zorundadır; ama Athena için orada yaşamak artık zulümdür. Yarışı kaybetmiş, üzüntüsü sonsuzdur. Buralardan alıp başını gitmek istemektedir. Zeus'un yanına gider durumu izah eder. Ona burada artık kalamayacağını daha güneye gitmek istediğini bildirir. Baba yüreğidir, kızını bu sevdadan vaz geçirmek ister, ama başaramaz. Athena gitmekte kararlıdır. Hermes'e uçan arabasını hazırlamasını işaret eder. O artık yıllarca yaşadığı baba ocağını terk edecektir. Hemen eşyalarını toparlar, yanına Atina'dan içinde zeytin taneleri olan heybesini de almayı unutmadan hazır olan Hermes'in uçan arabasına kurulur. Hermes'e Mimas Yarımadası'na (Karaburun) doğru sürmesini söyler. Yolculukta gözleri yaşlı Ege'nin güzelliklerini seyreder. Seyahat uzun sürmüş, çok yorulmuşlardır. İlk molayı her tarafı çiçeklerle donanmış, cennet gibi bu güzel bir koyda verirler. İşte mışıl mışıl uyuduğu o kent bugün Dikili'nin bulunduğu Aternaus Antik Kenti'dir.

Günün ilk ışıklarıyla tekrar yola koyulurlar. Gene güzel koylardan, yemyeşil ormanlık alanlardan geçilir, sonunda hedef Mimas'a varılır. Mimas Dağı (Bozdağ) etrafı çok hoşuna gitmiştir. Artık baba diyarında, yepyeni bir hayat onu bekliyordur. Hermes e dağ etrafında bir kaç tur atmasını söyler. Atina'dan beri yanından ayırmadığı torbanın ağzını açar. Orada yarattığı zeytin ağacının meyvelerini tüm yarımadaya dağıtmaya başlar. O yarımada etrafında tur attıkça zeytin ağaçları yeşermeye başlar. Her taraf zeytinlik alanına dönüşür. Bu güzellik ona ayrı bir haz verir. Mutludur artık sevdiği?

Tarih: 1/11/2017
846 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri