Yazdır Arkadaşına gönder
Atatürk'ün İzmir'de kaldığı binalar
Yaşar Ürük
Yaşar ÜrükYakın günlerden birinde bir dostun sosyal medyada paylaştığı fotoğrafların altındaki açıklamada, söz Basmane'deki ünlü Cihan Palas ya da diğer adıyla Emniyet Oteli'ne gelmiş ve yapı ile ilgili kısa bilgi verilirken orada yer alan bir cümle dikkatimi çekmişti. O cümle şuydu:

"Bir zamanlar Atatürk'ün İzmir'e geldiğinde konakladığı otel..."

Cümleyi okuyunca irkildim. Çünkü Gazi'nin hayatını kendime güvenecek oranda iyi bildiğimi düşünürüm ama bu bilgiyi hiç duymamıştım.

Zaten nicedir de bu konuyla ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyordum. Çünkü yıllar içinde ortaya atılan birçok iddiada Atatürk için "Buca'da kaldı...", "Bornova'da da kaldı...", "Şu kahvede kahve içti..." gibisinden açıklamalar yapılmaktaydı. Bu kalışların bu güne kadar liste gibi belgelendirildiğini görmedim. Savunmalar genellikle "Babam çok küçük çocukmuş. Gazi'yi o görmüş...", "Atatürk orada kahve içerken, yanına yaklaşan dedemin saçlarını okşamış..." ya da "Annanem yemin billah vererek anlattıydı..." gibisinden kuşkulu anılarla yapılmaktaydı. Bunun yanı sıra sözünü ettiğim dostuma da "Bu konuyu araştırıp, yazıyı tamamladığımda önce sizinle paylaşacağım" sözünü de verince çalışmayı yapmak kaçınılmaz oldu.

Atatürk'ün İzmir'e gelişlerini incelediğimizde kaldığı mekanlarla ilgili olarak [1] karşımıza şöyle bir sıralama çıkıyor:

1. geliş: [2] Şubat 1905

11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan Mustafa Kemal, kurmaylık stajı için 5 Şubat 1905 tarihinde Şam'da bulunan 5. Ordu emrine atanır. 10 Şubat 1905 tarihinde Şam'a gitmek üzere İstanbul'dan ayrılan Mustafa Kemal'in yolculuğu sırasında uğradığı İzmir'de ancak birkaç saat kaldığı fakat gecelemediği bilinmektedir. (Sonuç: 1 günlüğüne İzmir'e uğrayan Mustafa Kemal şehirde kalmamıştır.)

2. geliş: Ekim 1907

Şam'daki stajını tamamlayan Mustafa Kemal 13 Ekim 1907 tarihinde, merkezi Manastır'da bulunan 3. Ordu Karargahı'na atanır [3]. Bu görevi için Şam'dan Selanik'e giderken de yolu İzmir'den geçer. Ancak bu gelişte de gecelemez. (Sonuç: Yine bir günlüğüne İzmir'e uğrayan Mustafa Kemal şehirde kalmamıştır.)

17 Ekim 1911 (Şehre hiç uğramadığından "geliş" sayılır mı?)

27 Ağustos 1911 tarihinde Harbiye Nezareti tarafından geçici olarak Trablusgarp Tümeni Kurmay Başkanlığı'na atanan Mustafa Kemal, çok kısa bir zaman sonra [4] İstanbul'a çağrılır ve Genelkurmay 1. Şube'de görevlendirilir [5]. Bu arada İtalyanlar, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan eder ve aynı gün Trablusgarp'a çıkarma yaparak, kıyı yerleşimlerini bombalamaya başlar [6]. Bu durumdan etkinlenen Mustafa Kemal, Trablus'a gönüllü gitmek üzere [7] bazı arkadaşları [8] ile 15 Ekim 1911 tarihinde İstanbul'dan ayrılır. Bu yolculuğu da vapurla yapmaktadır ve Rus bandıralı vapur 17 Ekim 1911 tarihinde Urla'da Karantina Adası'nda bulunan tahaffuzhane önünde [9] demirler ve Mustafa Kemal bu yolculuğunda İzmir şehrine hiç uğramaz [10].

3. geliş: 10 - 29 Eylül 1922

Ordumuzun İzmir'e girdiği gün Olan 9 Eylül 1922 Cumartesi günü, Gazi Başkomutan güvenlik nedeniyle henüz tam "temizlenmemiş" şehre getirilmemiş; Alaşehir ve Salihli üzerinden geldiği Belkahve'de kurtuluşun sembolü şehrimizi seyrettikten sonra günümüzde kendi adını taşıyan [11], o günlerdeki adıyla Nif'e dönmüş ve geceyi orada geçirmiştir.

10 Eylül 1922 Pazar günü Mustafa Kemal Paşa beraberinde Genelkurmay Başkanı Fevzi ve Batı Cephesi Kumandanı İsmet paşalarla birlikte; Altındağ, Kemer, Basmane, Tilkilik, Mezarlıkbaşı ve Kemeraltı yoluyla ve İzmirlilerin coşkun gösterileri arasında Hükûmet Konağı'na gelir. Balkondan kendisine tezahürat yapan İzmirlilere kısa bir konuşma yapar ardından İzmir'de bulunan bazı yabancı devlet temsilcilerini kabul eder ve özellikle annesinin de evi Karşıyaka'da bulunan Fahrettin Paşa'nın isteği üzerine, geceyi geçirmek için kendisine tahsis edilen ve yine Karşıyaka sahilinde yer alan İplikçizade Köşkü'ne gelir. "Biz Yunan milletiyle değil, Yunan ordusu ile savaştık" diyerek, tarihe geçen merdivenlerden Yunan bayrağını kaldırtması olayı da bu köşke girişte yaşanır.

Böylelikle, İplikçizade Köşkü, Atatürk'ün İzmir'de ilk gecelediği yapı olur.

Mustafa Kemal, 11 Eylül 1922 Pazartesi günü Hükûmet Konağı'nda yine birçok işi yönlendirip, görevlendirmeler yapar. Bu arada şehir alınır alınmaz İzmir Mevki Kumandanlığı görevine atanan 8. Tümen Komutanı Kazım [12] Paşa'ya gelen Osman adlı bir kahya kendisine bir mesaj iletir. İzmir'in ileri gelenlerinden Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım tarafından gönderilen mesajda "Göztepe'de bulunan evlerini Mustafa Kemal Paşa'nın ikametgah olarak düşünmesi halinde, bunun kendileri için büyük bir şeref olacağı ve böyle bir şerefin de bir Türk ailesinden esirgenmemesi" rica edilmektedir. İşte bu mesaj kendisine iletilen Mustafa Kemal evi görmek üzere Göztepe'ye gider ve köşkü gezer. Çünkü Karşıyaka'daki İplikçizade Köşkü'ne gitmek o dönemin koşullarında çok uzun sürmüş ve yorucu olmuştur. Mustafa Kemal ile Latife Hanım, birçok yazı ve kitapta belirtilenlerin aksine ilk kez o köşkte karşılaşırlar ve Latife Hanım orada Mustafa Kemal'in elini öper.

Göztepe'den Hükûmet Konağı'na dönen Mustafa Kemal henüz daha güvenli bir yer hazırlanamadığı için o geceyi de yine Karşıyaka'daki İplikçizade Köşkü'nde geçirir.

12 Eylül 1922 Salı günü Mustafa Kemal çalışmalarına İngiltere Başkonsolosu Harry Lamb ile görüşerek başlar. Aynı gün İzmir'e gelmiş olan Daily Mail Gazetesi muhabiri G. Ward'e "Bu son taarruzu istemedim; fakat Yunanlılar'ı Anadolu'yu terk etmeye mecbur olduklarına inandırıcı başka yol yoktu" dediği ünlü demecini verir.

Mustafa Kemal o geceyi günümüzde "Kordon" olarak da andığımız Rıhtım'da, kendisi için hazırlanan bir evde geçirir. Bu ev için birçok kişi günümüzdeki "Atatürk Müzesi olduğu" yorumunu yapmaktaysa da, söz konusu evin, işgal sırasında Yunanistan Devleti İzmir Yüksek Komiserliği görevini sürdüren Aristiedis Stergiadis'e tahsis edilen ev olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü günümüzdeki Atatürk Müzesi olarak kullanılan yapı, çalışmalarını sürdürdüğü Konak bölgesine daha uzaktır ve o tarihte henüz Naim Bey'in kullanımına da tahsis edilmemiştir.

13 Eylül 1922 Çarşamba günü Mustafa Kemal çalışmalarına aynı sabah İzmir'e bir savaş gemisi ile gelen Fransız Yüksek Komiseri General Pelle görüşmesiyle başlar. Chicago Tribun Gazetesi muhabiri John Clayton ile de "Bütün Türk toprağında gerçek bağımsızlık istiyoruz" sözünü içeren demeci de aynı gün verir. Bu arada görüştüğü kişiler arasında o dönem İkdam Gazetesi muhabirliğini yapmakta olan Yakup Kadri [13] de vardır.

Aynı gün öğle saatlerinde Basmane'de bulunan Ermeni Mahallesi'ndeki katedral çevresinde başlayan yangın, kısa zaman sonra başlayan şiddetli lodos nedeniyle ve hiç beklenmedik biçimde Rıhtım'ı da tehdit etmeye başlayınca, kurmay heyeti güvenlik nedeniyle Mustafa Kemal'i bulundukları konuttan alarak [14] yeniden Karşıyaka'ya götürür ve Gazi geceyi yine İplikçizade Köşkü'nde geçirir.

O gece ve 14 Eylül 1922 Perşembe sabahı dehşetli yangını Karşıyaka'daki köşkten izleyen Mustafa Kemal, Rıhtım'ın da alevler içinde olduğunu görünce o günden itibaren Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde kalmaya karar verir ve 29 Eylül 1922 Cuma gecesi trenle İzmir'den ayrılışına kadar çalışmalarının önemli bölümünü de bu konutta gerçekleştirir.

(Sonuç: İzmir'de 20 gün kalan Mustafa Kemal'in şehirde kaldığı 19 gecenin üçünü Karşıyaka'da İplikçizade Köşkü'nde, birini Rıhtım'daki bir evde ve 15 geceyi de Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde geçirir.)

4. geliş: 27 Ocak - 18 Şubat 1923

Mustafa Kemal, İstanbul'dan Bandırma vapuru ile Samsun'a hareket ettiği tarih olan 16 Mayıs 1919'dan sonra uzun zaman görmeyerek 14 Haziran 1922 tarihinde Adapazarı'da karşılaştığı annesi Zübeyde Hanım aynı yılın sonlarına doğru sıkıntılı bir hastalık süreci yaşamaya başlar. Doktorların "Ankara'nın havasını kendisi için fazla sert bulması" nedeniyle Zübeyde Hanım, Latife Hanım'ın müşfik bakımına emanet edilmek üzere, 17 Aralık 1922 tarihinde Başyaver Salih [15] Bey'in eşliğinde trenle İzmir'e uğurlanır. Kendilerini ertesi gün Karşıyaka İstasyonu'nda Latife Hanım karşılar ve hemen yakında kendisi için hazırlanmış köşkte [16] ağırlanmaya ve bakımı yapılmaya başlar.

Ancak kısa zaman sonra durumu ağırlaşır ve Zübeyde Hanım 14 Ocak 1923 tarihinde hayatını kaybeder. Aynı gün, Mustafa Kemal bir inceleme seyahati için Ankara'dan ayrılmıştır ve annesinin ölümüyle ilgili telgrafı Eskişehir'de alır. Bir yandan süreci başlamış olan Lozan Konferansı'nın sorunları diğer yandan önceden planlanmış Arifiye, İzmit, Yarımca, Hereke, Bilecik ve Bursa güzergahlı denetleme gezisi nedeniyle Gazi, 24 Ocak 1923 günü Bursa'dan ayrılır ve Alaşehir, Salihli ve Kasaba'yı [17] da ziyaret ettikten sonra 27 Ocak 1923 Cumartesi günü sabahı trenle Manisa ve Menemen üzerinden Karşıyaka'ya ulaşır.

O güne kadar Latife Hanım'ın babası Muammer Bey'le hiç karşılaşmamış olan Mustafa Kemal, müstakbel kayınpederini ilk kez Karşıyaka İstasyonu'nda görecektir. Annesinin mezarını ziyaret eden Gazi, Basmane Garı'nda trenden indikten sonra İzmir Valiliği'ni ziyaret eder ve oradan Göztepe'de Uşakizade Köşkü'ne geçer. Bu gelişindeki tüm geceleri Uşakizade Köşkü'nde geçirecektir.

29 Ocak 1923 Pazartesi günü Mustafa Kemal ile Latife Hanım'ın nikahları da Uşakizade Köşkü'nde kıyılır. Nikahta Atatürk'ün şahitliklerini Fevzi [18] ve Kazım [19] paşalar, Latife Hanım'ın şahitliklerini ise İzmir Valisi Abdülhalik [20] ve Başyaver Salih [21] beyler yaparlar.

Mustafa Kemal, yarıda kalan Ege seyahati için 4 Şubat 1923 Pazar günü Latife Hanım'la birlikte Akhisar'a hareket eder. Daha sonra sırasıyla Balıkesir, Balya ve Edremit'e gelen çift 10 Şubat 1923 günü İzmir'e dönerler. Gazi, bu gelişte de eşiyle birlikte Uşakizade Köşkü'nde kalır.

17 Şubat 1923 günü, İzmir'de toplanan İktisat Kongresi'nin açış konuşmasını yapan Mustafa Kemal, 18 Şubat 1923 Pazar günü akşamı Latife Hanım ile birlikte trenle Ankara'ya hareket eder.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı 16 geceyi de Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde geçirir.)

5. geliş: 27 Temmuz - 2 Ağustos 1923

1923 yılı yaz aylarına ülkenin politik tabanı İsviçre'nin Lozan kentinde süren görüşmelerin yarattığı bazı sancılarla girer. Kafasında "Cumhuriyet" modeline geçişin ayrıntılarını planlayan Atatürk, her şeyden önce birçok kez çıkmaza giren ve Türk heyetinin büyük emek verdiği Lozan'daki toplantının sonuçlanmasını istemektedir. Öte yandan Lozan barış görüşmeleri sırasında İsmet Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Rauf [22] Bey arasında çıkan anlaşmazlık da [23] can sıkıcı noktaya gelmiştir. Bu nedenle Gazi 19 Temmuz 1923 tarihinde İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta şunları yazar:

"Hiç kimsede tereddüt yoktur. Kazandığınız başarıyı en sıcak ve samimi hislerimizle tebrik etmek için usulen imza olunduğunun bildirilmesini bekliyoruz."

İsmet Paşa'nın ertesi gün verdiği cevap anlamlıdır:

"Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin. Dört, beş gündür çektiğim azabı tasavvur et! Büyük işler yapmış ve yaptırmış adamsın! Sana bağlılığım bir kat daha artmıştır!"

Sonuçta 24 Temmuz 1923 günü Lozan Konferansı'nın sona ereceği ve antlaşmanın imzalanacağı anlaşılınca rahatlayan Gazi, İzmir'e gitmek üzere bir akşam önce, yanında Latife Hanım olduğu halde trenle Ankara'dan ayrılır. Bir kaç günlüğüne de olsa tatil yapacaktır. Ancak İzmir'e bu gelişinde Türk kadınının çağdaşlaşma serüveninde çok önemli iki adımı, güzel sanatlar aracılığı ile "En çok sevdiği şehir" olan İzmir'de atacağını kimse tahmin edememektedir.

Gazi ve Latife Hanım çeşitli yerlere uğrayarak yaptıkları yolculukta birçok kaynak İzmir'e varış günü olarak 27 Temmuz 1923 Cuma tarihini vermektedir. Ancak bu tarihte bir sorun olduğu da ortadadır. Çünkü;

1- Bu kaynakların hiçbirinde "23 Temmuz akşamı trene binen Gazi ile eşinin bu durumda tam dört gün sürmüş olan yolculuklarında nerelerde kalıp zaman geçirdikleri" bilgileri yoktur. Oysa o akşam saatlerinde Ankara Garı'ndan hareket eden tren ertesi gün İzmir'e varmaktadır.

2- Ünlü tiyatro oyuncu ve yönetmeni Vasfi Rıza Zobu kitabında [24] "1339 senesi Temmuz ayının 25. Çarşamba günü Pierre Loti vapuru, Darülbedayi [25] sanatkarlarını İzmir Limanı'na getirdi. İstiklal Harbi seneleri boyunca, bütün milletin sayıkladığı bu güzel şehire, Türk milletinin mukadderatını bağladığı bu mübarek beldeye Darülbedayi sanatkarları, ilk defa geliyorlardı. Gazi Mustafa Kemal Paşa da burada idi" demektedir.

3- Bunun yanı sıra yine Vasfi Rıza Zobu'nun verdiği bilgi arasında naklettiği bir havadise göre "Darülbedayi Sanatkarları... Gazi Müncinin Huzurunda..." başlıklı bir haberde [26] "26 Temmuz Perşembe günü saat üçte Muvahhit, Şadi ve Behzat beyler Darülbedayi Sanatkarları namına Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini ziyaret eylemişlerdir..." diye kesin bilgi vermektedir.

Bu nedenle bizim de kişisel görüşümüz [27], 23 Temmuz 1923 akşamı Ankara'dan hareket eden trenin, değerli yolcularını İzmir'e 24 Temmuz 1923 Salı günü ulaştırmış olmasının daha akla yakın olduğu yolundadır.

Bu geliş Atatürk'ün "Damat" olduktan sonraki ilk [28] gelişidir. O gün ve bu kalışları boyunca hep Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde konaklayacaklardır.

Yukarıda da belirtildiği gibi Darülbedayi Topluluğu'nun üç değerli sanatçısı [29] randevu alarak Gazi'yi köşkte ziyaret eder ve oyunlarına davet ederler. O görüşmede Mustafa Kemal'in kendilerine "Neden toplulukta Müslüman kadın oyuncu yok?" sorusuna karşılık gelişen olaylar sonucu yeniden düzenledikleri "Ceza Kanunu" [30] oyunundaki Sacide rolünü, eşi Muvahhit ile İzmir'e gelmiş olan Bedia Hanım'a verirler. Böylece Gazi'nin de teşrifiyle, 29 Temmuz 1923 Pazar akşamı, Palas [31] Sineması'ndaki sahnelenen oyunda görev alan Müslüman bir kadın oyuncu, bir anlamda devletin izniyle sahneye çıkan ilk Türk kadın oyuncu olur.

Bu gelişte yaşanan ikinci önemli olay ise Mustafa Kemal'in, Cemil [32] Bey'in daveti üzerine geldiği Ankara [33] Sineması'nda, film [34] başlamadan önce kapıları açtırıp dışarıda bekleyen kadınları da salona aldırması ve ilk kez bir sinemada kadınlarla erkeklerin birlikte film izlemiş olmalarıdır.

Bu bir anlamdaki "dinlenme" gelişi sonunda Gazi, 2 Ağustos 1923 Perşembe akşamı Latife Hanım ile birlikte Ankara'ya döner.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde de İzmir'de kaldığı dokuz geceyi de Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde geçirir.)

28 Kasım 1923 - Şubat 1924 son haftasına kadar.

Naşit Hakkı Uluğ'un "Siyasi Yönleriyle Kurtuluş Savaşı" adlı kitabında başka hiçbir kaynakta belirtilmemiş bir bilgi vardır. Uluğ, Atatürk'ün "Rahatsızlığı nedeniyle 28 Kasım 1923 tarihinde İzmir'e geldiğini ve Şubat ayının son haftasına kadar kaldığını yazar. Yani yaklaşık üç ay. Evet, Mustafa Kemal aşağıda da ayrıntılarını belirteceğimiz gibi 1924 yılı Ocak ve Şubat aylarını İzmir'de geçirir. Ama bu geliş 28 Kasım'da başlamamıştır.

Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonraki çalışmalarına bakarsak bunun zaten böyle olmadığının çeşitli kanıtlarını görürüz. Sözgelimi 4 Aralık 1923 günü Ankara'da Tercüman-ı Hakikat gazetesi başyazarının kendisi ile yaptığı görüşmede "İstanbullular ve Cumhuriyet ile ilgili" beyanlarda bulunduğunu görürüz. 8 Aralık 1923 günü de o günlerde tamamladığı "Türkiye Tarihi" adlı eserini Atatürk'e gönderen Prof. Fuat Köprülü'ye, Cumhurbaşkanlığı'ndan gönderilen mektup ve bu mektuptaki imzası da bu kanıtlardan biridir.

6. geliş: 2 Ocak - 22 Şubat 1924

Mustafa Kemal, ordumuzun Ege Bölgesi nde gerçekleştireceği "Harp Oyunları"nı da izlemek için 2 Ocak 1924 Çarşamba günü eşi Latife Hanım ile birlikte İzmir'e gelir.

Bu gelişinde de İzmir'de kaldığı günlerde Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde kalacaktır. Bu gelişte sadece Harp Oyunları'nı izlemekle kalmaz, bazı temaslarda da bulunur. Sözgelimi 8 Ocak 1924 günü Işıklar Köyü'ne giderek kız ve erkek okullarını ziyaret eder, köylülerle sohbet eder. 9 Ocak günü ise İzmir Belediyesi'ni ziyaret eder. O günlerde İzmir'de Belediye konusunda kriz yaşanmaktadır.

Kurtuluş'tan sonra yapılan ilk seçimde göreve gelen meclis üyelerinin seçimiyle 29 Kasım 1922 tarihinde göreve başlayan Şükrü Kaya, böylelikle yeni dönemin ilk belediye başkanı da olur. Ancak bu görevinde fazla uzun zaman kalmaz. Bir yıl kadar sonra yapılan seçimler sonucunda Milletvekili seçilince 13 Eylül 1923 tarihinde bu görevinden istifa eder. Bir iki hafta sonunda eksiklerini tamamlayan İzmir Belediye Meclisi, 2 Ekim 1923 tarihinde konu ile ilgili yaptığı toplantıda Evliyazade Refik Bey'i başkanlığa seçerse de, Refik Bey sağlık sorunları nedeniyle on iki gün sonra görevini bırakır. Bu süreçte belediye sıkıntılı günler geçirmektedir ve Atatürk'ün ziyareti 30 Ocak 1923 günü yapılacak seçimlerden [35] önce gerçekleşmiştir.

Atatürk, 27 Ocak 1923 günü, eşi Latife Hanım'la birlikte Göztepe'den Mersinli'ye kadar bir otomobil gezintisi yapar. Bu arada 2 Şubat 1924 günü Atatürk'ün sağlığı ile ilgili olarak bir rapor yayımlanır.

7 Şubat 1924 günü, Latife Hanım ile birlikte Türkocağı ve Altay kulübünü ziyaret eden Atatürk, 1. Kolordu'nun gerçekleştirdiği Harp Oyunları'nı izlemek üzere 9 Şubat 1924 tarihinde Latife Hanım ile birlikte İzmir'den ayrılarak Söke'ye gider. 11 Şubat 1924 akşamı da yeniden İzmir'e dönerler.

22 Şubat 1924 günü Harp Oyunları nedeniyle İzmir'de bulunan komutanlarla görüşen Atatürk, aynı akşam eşi Latife Hanım ile birlikte trenle İzmir'den Ankara'ya hareket eder.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde de İzmir'de kaldığı 49 geceyi Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde geçirir.)

7. geliş: 11 - 16 Ekim 1925 (6 gün)

Atatürk 1925 yılı sonbaharında büyük bir Ege gezisine çıkar. 20 Eylül günü trenle Ankara'dan ayrılır ve İzmit'e gelir. Oradan kendisini Mudanya'ya götürecek Reşit Paşa vapuruna geçer ve geceyi vapurda geçirir. Mudanya'da karaya çıktıktan sonra geldiği Bursa'da iki hafta kalacaktır. Daha sonra Balıkesir, Akhisar ve Manisa'ya da uğradıktan sonra 11 Ekim 1925 Pazar günü İzmir'e gelir. Atatürk bu gelişinde bekardır. Çünkü eşi Latife Hanım'dan iki ay önce boşanmıştır. Bu nedenle bu gelişinden itibaren İzmir'e tüm gelişlerinde bir daha Uşakizade Köşkü'ne uğramayacak ve Kordon'da günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan dönemin Naim Palas'ında kalacaktır.

12 Ekim günü Kemalpaşa ve Bornova'yı ziyaret eden Gazi, ertesi gün İzmir Kız Lisesi ve ardından İzmir Türkocağı'nı [36] ziyaret eder. Burada Musiki Yurdu gençlerinin verdiği konseri de izler. Daha sonra Karşıya'ya geçerek önce annesi Zübeyde Hanım'ın kabrine giderek çiçek koyar ve ardından Karşıyaka Spor Kulübü'nü ziyaret eder. 14 Ekim 1925 günü bu kez Altay Spor Kulübü'nü ziyaretle başlayan günde İzmir Erkek Öğretmen Okulu [37], İzmir Bölge Sanat Okulu [38], İzmir Kız Öğretmen Okulu'nu [39]; ertesi gün ise İzmir Ziraat Okulu'nu ziyaret eder.

Aynı gün Aziz Akyürek başkanlığındaki İzmir Belediyesi, Atatürk'ün konakladığı Naim Palas'ı Hazine'den satın alarak Gazi'ye armağan eder.

Atatürk, 16 Ekim 1925 tarihinde Konya'ya gitmek üzere trenle İzmir'den ayrılır.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı beş geceyi Kordon'daki Naim Palas'ta geçirir.)

8. geliş: 16 - 30 Haziran 1926 + 8 Temmuz 1926

Atatürk, bir yıl sonra uzun bir inceleme gezisine çıkar. 7 Mayıs 1926 tarihinde Ankara'dan trenle Konya'ya geçen Gazi, buradan sırasıyla Tarsus, Mersin, Silifke, Adana, ve Dörtyol'da incelemeler yaptıktan sonra tekrar Konya'ya döner. 20 Mayıs 1926 tarihinde ise trenle Konya'dan ayrılarak Bozüyük ve Bilecik üzerinden Bursa'ya gelir. Bursa'da 23 gün kalan Atatürk daha sonra Mudanya ve Bandırma üzerinden İzmir'e gelmek üzere Balıkesir'e geçer. 14 Haziran 1926 günü çeşitli incelemelerde bulunup İzmir'e hareket edeceği sıralarda dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'in gönderdiği ve "İzmir'de kendisine karşı bir suikast girişiminin meydana çıkarıldığı ve gelişinin ertelenmesini rica eden" bir telgraf alır ve gelişini iki gün erteleyerek Soma, Manisa ve Menemen üzerinden 16 Haziran 1926 Çarşamba günü akşam saatlerinde İzmir'e ulaşır.

Atatürk, 30 Haziran 1926 günü İsmet Paşa ile birlikte Çeşme'ye gider ve bir hafta kaldıktan sonra 8 Temmuz 1926 günü İzmir'e dönerek bir gece kalır ve ertesi gün yine İsmet Paşa ile birlikte trenle Ankara'ya hareket eder.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı 15 geceyi Kordon'daki evinde geçirir.)

9. geliş: 27 Şubat - 5 Mart 1930

Atatürk'ün, o yıl planladığı seyahatlerinden biri Antalya'yadır. Ancak Antalya'ya İzmir üzerinden geçer.

27 Şubat 1930 Perşembe günü Ankara'dan İzmir'e gelen Atatürk, 5 Mart 1930 günü Isparta ve Burdur üzerinden Antalya'ya gitmek üzere şehrimizden ayrılı.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı altı geceyi Kordon'daki evinde geçirir.)

10. geliş: 27 Ocak - 3 Şubat 1931 + 5 Şubat 1931

Atatürk, özellikle Cumhuriyet Halk Fırkası İzmir İl Kongresine katılmak için aldığı davet üzerine 27 Ocak 1931 Salı günü yine trenle Ankara'dan İzmir'e gelir. İki gün sonra da sözü edilen kongrenin açılışında bulunur ve konuşmalarını yapar. 30 Ocak 1931 günü Kemalpaşa kazası ve Armutlu köyünde incelemelerde bulunur ve aynı akşam Elhamra Sineması'nda İzmirliler'le bir arada film izler.

Bu gelişinde Ziraat ve İş bankaları İzmir şubeleri yanı sıra Ticaret ve Sanayi Odası, İzmir Erkek Lisesi, İzmir Kız Lisesi, Karşıyaka Kız Öğretmen Okulu ve asar-ı Atika Müzesi'ni de ziyaret eder.

3 Şubat 1931 günü Aydın'a geçen Gazi, ertesi gün Nazilli üzerinden Denizli'ye gelir ve 5 Şubat 1931 günü oradan İzmir'e döner.

6 Şubat 1931 akşamı trenle Balıkesir'e hareket eden Atatürk, 8 Şubat 1931 günü yeniden İzmir'e döner ve İzmir'de hiç kalmadan bindiği Ege vapuru ile Antalya'ya hareket eder.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde de İzmir'de kaldığı dokuz geceyi Kordon'daki evinde geçirir.)

11. geliş: 31 Ocak - 4 Şubat 1933

Atatürk yine uzun bir Anadolu gezisi için 15 Ocak 1933 tarihinde trenle Ankara'dan ayrılır. Ertesi gün burada bazı incelemelerde bulunduktan sonra yine trenle Derince'ye geçer ve oradan bindiği Gülcemal vapuru kendisini Mudanya'ya getirir. Gazi, aynı akşam Bursa'ya ulaşacaktır. Bursa'da dört gün incelemelerde bulunup Gemlik'e geçerek bindiği Gülcemal vapuru ile bu kez Bandırma'ya çıkacak ve oradan Balıkesir'e geçecektir.

23 Ocak 1933 günü Balıkesir'den ayrılan Atatürk sırasıyla Kütahya, Afyon, Konya, Adana, Narlı, Gaziantep ve Mersin'e ulaşan Cumhurbaşkanı, kendisini burada bekleyen Gülcemal vapuru ile Antalya'ya hareket eder. Ancak Antalya'da karaya çıkmaz ve başta Başbakan İsmet Paşa olmak üzere bazı heyetleri vapurda kabul eder.

Gülcemal vapuru 29 Ocak 1933 akşamı Antalya'dan İzmir'e hareket eder. Bu yolculuk sırasında Fethiye ve Marmaris koylarına da uğranılır ve 31 Ocak 1933 Salı günü Gülcemal İzmir Limanı'na kıçtan kara yanaşır.

İzmir'de kaldığı zaman içinde Valilik, Komutanlık, Belediye Başkanlığı ve CHP merkezi yanı sıra Bornova'da yeni yapılan Ziraat Mektebi ve İzmir Milli Kütüphane'yi ziyaret eden Atatürk, 4 Şubat 1933 tarihinde Bursa'ya gitmek üzere İzmir'den trenle Afyon yönüne hareket eder.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı dört geceyi Kordon'daki evinde geçirir.)

12. geliş: 9 - 13 Nisan 1934

7 Nisan 1934 tarihinde Ankara'dan trenle ayrılan Atatürk; Uşak, Salihli, Manisa, Muradiye, Menemen ve Foça'da çeşitli teftişlerde bulunduktan sonra 9 Nisan 1934 Pazartesi günü Foça'dan kendisini alan, Rus çarlarına ait eski bir yat olan Çankaya adlı körfez vapuru ile İzmir'e gelir.

Gazi, İzmir'e bu gelişinin ertesi günü Gaziemir Piyade Alayı ile Tayyare Topçu Bataryası'nı, Seydiköy'deki Hava Kuvvetleri'ni denetler. Aynı gün, Selçuk üzerinden gittiği Kuşadası'nda Süvari Alayı'nı denetledikten sonra yeniden İzmir'e döner.

11 Nisan 1934 tarihinde Reşadiye, Seferihisar ve Bornova'daki askeri birlikleri denetleyen Cumhurbaşkanı ertesi gün Gazi İlkokulu'nu ziyaret ettikten sonra aynı akşam ilk kez düzenlenen Çocuk Balosu'nda hazır bulunur ve 13 Nisan 1934 tarihinde Bergama üzerinden Çanakkale'ye gitmek üzere İzmir'den ayrılır.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde İzmir'de kaldığı dört geceyi de Kordon'daki evinde geçirir.)

13. ve son kez geliş: 22 - 24 Haziran 1934

1934 yılında Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İzmir'e bir kez daha gelecek ve ne yazık ki bu geliş çok sevdiği şehrimizi son görüşü olacaktır.

16 Haziran 1934 tarihinde ülkemize önemli bir konuk gelir. Bu konuk İran Şahı Rıza Pehlevi'dir ve Atatürk bu ziyarete çok önem vermektedir. Hatta konuğu gelmeden onun onuruna tarihteki Türk - İran dostluğunu vurgulayan bir operayı da [40] kısa zamanda besteletip, sahnelenir duruma getirir ve ağırlanışının dördüncü akşamında Ankara Halkevi Sahnesi'nde eseri birlikte izlerler.

Atatürk konuğunu sadece Ankara'da ağırlamayı düşünmez, birlikte olduğu zamana İzmir ve İstanbul programlarını da ekler. İşte bu programlama içinde 20 Haziran 1934 tarihinde trenle Ankara'dan ayrılır. İlk durakları Eskişehir'dir. Eskişehir'de Hava Meydanı Mektebi ziyaret edildikten sonra önce Afyon, ardından Uşak'a ulaşılır. 22 Haziran 1934 Cuma günü Uşak'ta Topçu Kıtası'nı denetleyen iki lider daha sonra Manisa üzerinden İzmir'e ulaşır ve o gün Kız Öğretmen Okulu ile İzmir Halkevi'ni ziyaret ederler. Gazi, konuğunu da, kendi kaldığı Kordon'daki evinde ağırlar.

23 Haziran 1934 günü Seydiköy'deki askeri manevraları birlikte izleyen ikili ertesi gün İzmir'den ayrılır, Menemen ve Soma üzerinden Balıkesir'e geçerler.

(Sonuç: Atatürk, bu gelişinde konuğuyla birlikte İzmir'de kaldığı iki geceyi de Kordon'daki evinde geçirir.)

Değerlendirme:

Devletimizin kurucusu ve 1. Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk hayatı boyunca 13 kez geldiği İzmir'de, 138 gece kalmıştır. Bu kalışların tümü sadece dört mekanda gerçekleşmiştir.

Atatürk'ün İzmir'e gelişlerinde en çok kaldığı mekan damat olarak geldiği Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'dür. Ulu Önder, bu köşkte 89 gece geçirmiştir.

Günümüzde Atatürk Müzesi olarak hizmet veren ve İzmir Belediyesi tarafından satın alınarak kendisine hediye edilen Kordon'daki evde geceleme sayısı 45'tir.

Kurtuluş'tan sonra geldiği İzmir'de ilk geceyi de geçirdiği Karşıyaka Yalısı'ndaki İplikçizade Köşkü'nde üç gece kalan Atatürk, bir geceyi de Kordon'da -şu gün için kesin olarak bilememekle birlikte- daha önce Yunanistan Yüksek Komiseri'ne tahsis edilen evde geçirmiştir.

Kendisini çok seven Ata'sını bu şehir de çok sevmektedir ve bu sevdası da hiçbir zaman bitmeyecektir.

Fahrettin Altay / 15 Mayıs 1919


Dipnotlar:

[1] Bu çalışma sadece Atatürk'ün "Gecelediği mekanlar"la ilgilidir. İzmir'de "Karargâh" olarak kullanılan binalar ile çalışmalarını sürdürdüğü mekanları ayrı bir çalışmada ele alacağım.

[2] Bu güne kadar yapılan çalışmalar "Geliş"lerin çok sağlıklı numaralandırmaya sahip olmadıklarını gördük. Bir gelişte iki günlüğüne yakın çevreye gittikten sonra İzmir'e dönüşler de "ayrı geliş" olarak değerlendirilmiş. Oysa "aynı" geliş içinde sayılmalı ki biz öyle yaptık.

[3] Bu tarih bazı kaynaklarda Eylül 1907 ayı olarak da gösterilmektedir.

[4] 13 Eylül 1911.

[5] 24 Eylül 1911 tarihinde, o dönemde Selânik'te bulunan Salih (Bozok) Bey'e yazdığı mektuptaki ifadeden.

[6] İtalyanlar 3-4 Ekim 1911'de Tobruk, 5 Ekim 1911'de Trablus, 16 Ekim 1911'de Derne, 17 Ekim 1911'de Homs ve 19 Ekim 1911'de Bingazi'ye çıkarma yaparak bu şehirleri işgal etmişlerdir.

[7] Gazeteci Mustafa Şerif kimliği ile gitmiştir.

[8] Ömer Naci, Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil vb.

[9] Bu bilgiyi, Selânik'te bulunan Fuat (Bulca) Bey'e aynı tarihte yazdığı mektuptan öğreniyoruz.

[10] Mustafa Kemal'in bindiği vapur, İskenderiye Limanı'na 21 Ekim 1911 günü girer. Buradan da, Urla'da Karantina Adası'nda mola veren vapurun ayrıca İzmir'e uğramadığı anlaşılmaktadır.

[11] Kemalpaşa.

[12] Daha sonraları Sevüktekin soyadını alacaktır.

[13] Karaosmanoğlu.

[14] Bu bilgi de Mustafa Kemal'in o dakikada Hükûmet Konağı'nda değil, Rıhtım'daki evde bulunduğunu göstermektedir. Çünkü Ermeni Mahallesi'nde başlayan ateş hızını gittikçe arttırarak Ermeni ve Rum mahalleleri üzerinden Frenk Mahallesi ve Rıhtım'a yönelir. Bu nedenledir ki Rıhtım'daki yapı güvenlik açısından çok sakıncakı hale döner. Gazi, eğer Hükümet Konağı'nda olsa idi, o saatlerde tam ters yönde gelişen yangın tehlikesine karşı bu kadar acele ile önlem alınmazdı. Kaldı ki o halde bile gidilecek en mantıklı ve kestirme yol Göztepe ve Uşakizade Köşkü olurdu.

[15] Bozok.

[16] Doç. Dr. Bahriye Üçok Bulvarı No: 29 adresindeki köşk, günümüzde Latife Hanım Köşku Anı Evi olarak kullanılmaktadır.

[17] Turgutlu.

[18] Fevzi Çakmak.

[19] Kâzım Karabekir.

[20] Abdülhalik Renda.

[21] Salih Bozok.

[22] Hüseyin Rauf Orbay.

[23] Bu anlaşmazlıkta Mustafa Kemal, İsmet Paşa'nın yanında yer alması üzerine, Rauf Bey 4 Ağustos 1923 tarihinde İcra Vekilleri Heyeti Başkanlığı görevinden istifa etmek zorunda kalır.

[24] "O Günden Bu Güne", sayfa 78, Milliyet Yayınları, İstanbul 1977.

[25] Günümüzde İstanbul Şehir Tiyatroları.

[26] a.g.e., sayfa: 81, Milliyet Yayınları, İstanbul 1977.

[27] Bu konudaki araştırmamız yazının yayıma gönderildiği tarihte sürmekteydi.

[28] Mustafa Kemal Atatürk, Lâtife Hanım'la evliliği süresinde İzmir'e sadece iki kez gelecektir.

[29] Behzat, Muvahhit ve Şadi beyler.

[30] İbnürrefik Ahmet Nuri'nin eseridir.

[31] Sinemanın 1908 yılındaki açılışından İstibdat sonrasına kadar Pallas olan adından bozulmuş ismidir.

[32] Cemil Filmer.

[33] Zaman içinde Tan, Yeni Tan ya da İmren adlarıyla da hizmet vermiştir.

[34] Oynatılacak olan film "Şarlo İdam Mahkumu"dur.

[35] Bu seçimlerin sonucunda İzmir Belediye Başkanlığı'na Atatürk'ün kayınpederi Uşakizade Muammer Bey seçilir.

[36] Günümüzde Devlet Tiyatrosu Konak Sahnesi binası bu tarihte henüz inşa edilmemiştir. Sözü geçen farklı semtteki eski Türkocağı binasıdır.

[37] Günümüzde Kız Lisesi olarak kullanılan binada eğitim vermektedir.

[38] Günümüzde Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi.

[39] Günümüzde okul, Karşıyaka Lisesi olarak eğitim vermektedir.

[40] "Özsoy" operası. Firdevsî'nin "Şehnamesi"nden düzenlenerek hazırlanan ve librettosu Münir Hayri Egeli tarafından yazılan eserin bestecisi Ahmed Adnan Saygun'dur.

Kaynakça:

Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi kayıtları

ATASE "Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt ve Denetleme Başkanlığı" Arşivi

"Atatürk ve İzmir" (100. Doğum Yılına Armağan), İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Haz: Dr. Şadan Gökovalı, Kaya Çelikkanat, Orhan İlhan, İzmir 1981

"Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü", Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk Araştırma Merkezi, 2. Bs., Ankara 2007

Akın, Anadolu, Halkın Sesi, Hizmet, Ulusal Birlik, Yeni Asır gazeteleri taramaları.

Tarih: 17/5/2019
3958 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri
KENT YAZILARI
KENT SÖYLEŞİLERİ

İnternet sayfalarımızda yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları kentyasam.com'a aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.