Yazdır Arkadaşına gönder
Allah’a giden yol önce insan olmaktan geçer
Neşe Önen
Neşe ÖnenMilyonlarca yıl önce yaşamış olan ve bugünkü modern insana benzeyen fosillerin kalıntıları bulunmasına rağmen, bu gerçek Darwin yanlıları tarafından gözardı edildi.İnsanın maymun ırkından inkişaf ettiğini kabul eden görüş yanlıları coğalmaya başladı. Sanırım, Allah, yaradılış sırlarını insana gözle görülür, elle tutulur bir şekilde açıkça sunmak istemez. Allah’ın yeryüzünde tekamüle uğramasını ve sınanmasını istediği şey bedenler değil, cismi harekete geçiren enerjilerdir diye düşünüyorum. Mükemmelsizlik olmalı ki insan mükemmelliliği arayabilsin. İnsanın Allah’ı anlama ve O’na ulaşma çabalarının altında yatan sır bu mukemmelliğe ve kusursuzluğa erişme umudu olmalı.

Hayatın gerçekleri, manevi dediğimiz ruhsal ya da enerjisel boyuttan kopuk, kendi başına gerçekler değildir. Her enerji birimi bir gerçeği ve her gerçek de bir enerji birimini yansıtıyorsa, inanç diye tanımladığımız irade gücü de bir enerji birimini sembolize eder.

İnanc, düşünce gücümüzü etkileyen bir enerji biçimidir ve bu biçim kişiye göre değişir. Çünkü her birey bir diğerinden farklıdır. Buradan şöyle bir mantıki sonuç çıkarmak mümkün; herkese dayatalıbilecek yada herkese uyabilecek tek bir inanç biçiminin realitede yeri yoktur. Öyleyse dinler ve din adamları neden bunun aksini iddia eder?..

İnsanlar arasına atılan düşmanlık tohumlarını besleyip, yeşerten silahlardan birinin din kurumu olduğuna inanıyorum. İnsanların Allah’a inanmak için belirli şart ve biçimlere bağlı olma ihtiyacını angarya buluyorum. Ama durum angarya olmanın ötesinde, daha karmaşık. Masum insanlar ve bebekler din adına katlediliyor. Din adına insanlar birbirini boğazlıyor. İsterse yeryüzünün tümü Allah diye puta tapsın bana ne? Sonuçta herkes kendi yerine ölmeyecek mi? Aynı bağlamda bir tek ben hristiyan isem yeryüzünün geri kalanı da müsluman ise benden onlara ne? Sonuçta ben kendi yerime ölmeyecek miyim?

Din söylemini kullanarak insanlığı birlige davet eden din adamlarının samimiyetine de inanmıyorum. Din adamları hitap ettikleri topluluklara bir dinin temsilcisi sıfatı ile sesleniyorlar Benim yolum bu diye kendilerini seçmişler, ayırdetmişler. Demek ki Allah’a inanmada belirli biçim ve yöntemlere uyulması gerektiği hakkında katı kuralları var.

Kısacası baştan beri taraflar, yanlılar. Öyleyse tüm insanlığı davet ettikleri birlik ve barış neyin birliğini ifade ediyor? Gelin benim dinimde mi birleşelim ve barışı bulalım diyorlar? Yoksa Allah’a inanmada mı birlik olalım diyorlar? Bence birincisi doğru. İkincisi doğru olsaydı belli bir dine taraf olmaya gerek duymazlardı. Ayırımcılık, insanlar arasında din eli ile yaratılıyor. Sonra da gelin birlik olalım deniliyor. Nerede birlik? Senin dininde mi, benim dinimde mi, Allah’a inanmada mı? Allah’a inanmada ise dinlere ne gerek var?

İnsanın kurtuluşu bulmasında ne günde beş vakit namaz kılmaya, ne kadınların yüzünü kapatmaya ne de hacca gitmeye ihtiyacı var. Insan önce içindeki insanı bulmakla, tanımakla yola koyulmalı. Sonunda insan kainatta bir hiçten başka bir şey olmadığını anladıkça ve kabüllendikçe, ben değil sen dedikçe Allah’ a yakınlaşacaktır. Bu yolculuğun dua ezberlemekle, ritüellerle direk bir ilgisi yoktur. Dua ve ritüeller düşünce gücünüzü ve duygularınızı eğitmede yararlanabileceğiniz jimnastik araçlarıdır sadece.
Bu araçları şu ya da bu din adı altında sınıflandırmak insanlığın toplamı bağlamında faydadan çok zarar getirmektedir. İnsan tabiatla temas ettiği her yerde kendi yaşadığı topluluğa özgü sayısız yöntem ve method geliştirmiştir . Bu methodlardan benimkisi seninkisinden daha üstün diye inatlaşılması uğruna binlerce savaş çıkmış, insanlık Allah’ı bulacak yerde adına din denilen ölmcül bataklıkların girdabına gömülmüştür. Milyonlarca insan “sırf şu dine inandım diye hayatımda şifa buldum” tezini öne sürebilir. Ama bu diğer dinlerin de aynı faydayı sağlamayacağina dair bir delil teşkil etmez. Şu gerçeği anlamak lazım; din sadece bir meditasyon aracıdır. Kurtarıcı değildir. Asıl kurtarıcı dürüstlüğe, bilgeliğe, yardımseverliğe, alçakgönüllülüğe duyulan inançtır. Zaten bunlar bütün dinlerin Allah adına övdüğü değerler değil midir?

İnsan neden Allah’a inanmak ihtiyaci hisseder? Sorunun cevabı kendi varlığından daha üstün bir güce ve O’nun koruyuculuğuna sığınma ihtiyacı olabilir. Doğru mu? Herkes kendine bu soruyu sorsun. Soruyu birde şöyle soralım “dinler neden insan topluluklarına Allah’a inanmayı öğütlerken, kendi Peygamberlerini tek yol gösterici olarak önerirler? Sorunun cevabı yine basit bir şekilde verilebilinir mi?

Peygamberler hakkındaki fikrimi ise şöyle özetlemek isterim. Çağlarının birer öğretmeniydiler, şairiydiler, sosyoloğuydular, filozofuydular, devrimcisiydiler, hukuçusuydular. Her insan, elbette, bir Peygamber olamaz ancak her Peygamber de bir insandır. Kısacası Allah’a giden yol önce insan olmaktan geçiyor galiba.

Tarih: 7/3/2011
2401 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri