Yazdır Arkadaşına gönder
A'dan Z'ye Mısır ve Nil gezisinden notlar - 14
Hediye Selda Yılmaz
Hediye Selda YılmazA'dan Z'ye Mısır ve Nil gezisinden notlarımı paylaşmayı sürdürüyorum...

Korniş: Fransızca kökenli sözcük Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde şöyle tanımlanır:
1. Perdeleri asmaya yarayan tahta veya maden, süslü, eğreti pervaz.
2.Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı.

Korniş sözcüğünün Mısır'da bu iki anlamı dışında üçüncü bir anlamı var: Korniş "Nil kıyısı" demek. İzmir'de Kordon'a gitmek, Mısır'da Korniş'e gitmekle eşdeğer. Canı sıkılan, ferahlamak isteyen, herkes Mısır'da Korniş'e gider. Korniş Mısırlılar'ın sosyalleştiği, nefes aldığı yerdir.

Bu sözcük Napolyon ve askerlerinin Mısır istilası sırasında Mısır kültürüne armağan ettikleri bir deyim. Anlaşılan Fransız askerleri de Nil'i çok sevmiş.

Kahire Kornişi'nde yeşil alan, lüks apartmanlar, iskeleler ve oteller bulunuyor. Buralarda oturmak bizdeki Boğaz'da oturmak gibi. Pahalı ve sükseli.

Kraliçeler Vadisi: Bu vadiye gitmedik. Söz etmeden geçmek istemedim. Krallar vadisine benzer bir yapıda ve düzende oluşturulmuş.

Biban el-Harim, Biban el-Sultanat ve Vadi el-Melikat olarak da bilinir. Antik çağlarda, Ta-Set-Neferu olarak bilinen ve firavun çocuklarının yeri anlamına gelen bu eşsiz bölge, Firavunların hanımları, prensleri, prensesleri ve bazı asillerin ailelerine ayrılmış. Bu mezarlarda cenazeler tekmiş ve rahipler tarafından bakımı, günlük ibadetleri, tanrıya sunumları yapılırmış.

Mezarlardan en çok bilineni 2.Ramses'in en çok sevdiği karısı Nefertari'nin mezarıdır. Oldukça zengin bir şekilde süslenmiş olan mezar, Kraliçeler Vadisi'ndeki en göz alıcı mezarlardan birisidir.

Krallar Vadisi: Vadi, bildiğimiz yeşil vadilerden değil. Vadi, kazılmaya uygun yumuşak kireç taşı kayalardan oluşmuş. Dış görünümü hiçbir şeye benzemiyor. Hatta ürkütücü. Yükseklerde yırtıcı kuşlar süzülüyor. Ortama gökyüzü mavisi ve sarı-bej arası bir renk egemen. Ama Vadi'nin içinde çok renkli bambaşka bir dünya var. İnsan kendini bilimkurgu filminin platosunda hissediyor.

Dışarıdan ürkütücü gelen Krallar Vadisi?nde kayaların içine oyulmuş ve birbiriyle hiç çakışmadan yapılmış 63 adet mezar bulunuyor. Yaklaşık olarak M.Ö.1539-1079 yılları arasında egemenlik sürmüş Firavunların mezarları burada yapılmış. Eski Mısırlı ustaların geliştirdikleri yapı teknikleri ve bezeme sanatı görülmeye değer. Hepsi o dönemin bir mühendislik ve mimarlık başyapıtları bence.

Peki, neden piramitlerden vazgeçilip, kaya mezarları yapılmış?

Son piramitlerin inşasından sonra yeni dönem Firavunları radikal bir karar almışlar. Çünkü mezar soyguncuları Piramitleri bile soymayı başarmıştı. Soyguncular, Firavun ve ailelerinin ikinci yaşamlarında gerekli huzurunu bozmuş, eşyalarını çalmışlardı. O dönemin yetkinleri bunu engellemek için yepyeni bir yöntem geliştirmişler. Firavunların ve ailelerinin ölümsüzlüklerini rahatça yaşayabilmeleri için Krallar ve Kraliçeler Vadilerini tasarlamışlar.

Krallar Vadisi (Biban el-Muluk) ya da Ölüm Vadisi olarak bilinir. Vadi, Nil Nehri kıyısında yer alan Luksor'un batı yakasında, Deir El Bahri bölgesinde, iki vadinin kesiştiği noktada 1×3 kilometre ölçülerinde bir alan üzerine yayılmıştır.

Rehber ve arkeologlara göre Krallar Vadisi'nde bulunamamış daha birçok mezar/mumya bulunmaktadır. Mezarların hepsi halkın ziyaretine açık değildir. Her iki vadi 1979 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır.

Vadi'ye araç alınmıyor. Otobüsten inip çekçeklere binerek Vadi girişine ulaştık. Ören yeri girişinde Vadi'nin ve içindeki mezarların büyük bir maketi yapılmış. Mezarların nasıl yapıldığına dair ayrıntılı ve resimli bilgi panoları hazırlanmış. Önce bu alanda bilgilendirildik. Her ziyaretçinin üç farklı mezara girme hakkı var. Her mezar girişinde, mezarın kime ait olduğuna dair bilgiler ve krokinin bulunduğu panolar yer alıyor.

Bu mezarlar öyle daracık sıkıcı yerler değil. Bir ev gibi tasarlanmış. Ben bu nedenle mezar evi adını kullanmayı uygun gördüm. Firavun ve ailelerine ikinci yaşamlarında ev rahatlığı sağlanması amacıyla böyle yapılmış.

Mezar evi uzun ve geniş bir koridor, koridor yanlarında küçük hazine odaları, en dipte de lahidin konduğu büyük odadan oluşuyor. Çok rahat gezilen ferah ve büyük yapılar. Firavun ne kadar güçlüyse oda ve hazine sayısı da o kadar çok oluyormuş.

Mezarların duvarları titizlikle hiyeroglifler (dua metinleri), tanrı ve tanrıça resimleri ile donatılmış. Tümünün bir tek amacı var: Kişinin ölüm yolculuğunu ve kalp tartma işlemini rahatça geçip, huzura ermesi ve cennete yani ikinci yaşama ulaşması. Bu nedenle ayrıntılı ve özenli çalışma gereği doğmuş. Firavun mezarı, öyle çalakalem olmaz değil mi? Böylece Luksor'da mezar işleri nedeniyle birçok iş kolu doğmuş. En gözde meslekler mezarla ilgili olanlarmış. Bu işçiler ve aileleri Vadi yakınındaki kasabalarda yaşarlarmış, yaşam koşulları oldukça iyiymiş.

Mezarlar nasıl tasarlanıyor ve yapılıyormuş?

Önce yeni mezar yeri belirleniyormuş. Vadi'yi yöneten başrahip ve mimarlar papirüsler üzerinde hiçbir mezarın birbirine değmeyecek şekilde taslaklarını çiziyorlarmış. Sonra başka bir ekip kabaca mezar galerisini oyuyormuş. İkinci ekip ince işçilikle galeri odalarını düzeltiyor, üçüncü ekip duvarlara tanrı ve tanrıça resimlerinin taslaklarını çiziyormuş. Arkasından düzelticiler resimleri elden geçiriyormuş. Onun arkasından en iyi ustalar resimlere son halini veriyormuş. Arkasında resimler boyanıyormuş. İş bitiminde hanedan görevlisi ve rahip tarafından kalite kontrolü yapılıyormuş. Mezar hazır hale gelince Firavun 'un vefatı bekleniyormuş.

Mezarı tamamlanmadan ölen Firavunlar daha şansız kabul ediliyormuş. Mezar evinin yapımı ve bezeme işleri yarım kalıyormuş. Çünkü bir an önce mumyalama ve defin işlemlerinin tamamlanması gerekiyormuş. Bu tür mezarlarda yarım kalmış resim ve hiyeroglifler, hatta dümdüz ya da kaba işçilikle bırakılmış duvarlara rastlanabiliyor.

Rehberimiz bize bir yarım kalmış mezar evini özellikle gezdirdi. Buradaki amaç hiyeroglif ve resimlerin yapılış aşamalarını görebilmemizdi. Gezdiğimiz diğer iki mezar evi bitirilmiş, tamamı resim ve yazılarla donatılmış mezarlardı. Her mezar evi birbirinden farklı mimari yapılar sahip. Ancak tanrı ve tanrıça resimleri ile dua metinleri birbirine benzer.

Gezimiz sırasında rehberimiz bize bu işlemler yapılırken mezar evi içinin nasıl aydınlatıldığını da anlattı. Bu önemli bir konu. İçeride çıra, kandil yakılamaz. Duvarlar islenir. Nasıl aydınlatılıyordu mezar evi sizce? Aynalar yardımı ile yapılıyormuş. Sadece ayna tutucular ve aynalardan ışığı yansıtarak içeriyi aydınlatma işini yürüten optikçiler varmış. Bu nedenle optik konusunda da Eski Mısırlılar çok ileriymiş.

Vadi 'de en büyük ve zengin mezar evi (mezar sarayı demek daha doğru olur) 2.Ramses'e ait olan mezar evi. 50'den fazla oğlu olan 2.Ramses, oğulları ile birlikte huzura ermek ve ikinci yaşama ulaşmak istemiş. Bu nedenle büyük bir aile mezarlığı yaptırtmış.

Ne ilginçtir ki bu mezarlar da soyulmaktan kurtulamamışlar. Eski Mısır inanç sistemine göre Firavun ve prensler burada da huzura erememişler. Ancak birçok kimsenin karnını doyurduğu ve zengin olduğu kesin. Vadi'de yalnızca Tutankamon'un mezarı bir türlü bulunamadığı için soyulamamış.

Tarih: 16/11/2019
418 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri