Yazdır Arkadaşına gönder
700 yıldır ayakta: Cumalıkızık
Işık Teoman
Işık TeomanTaş ile döşenmiş sokaklardan, gözlerini açıkta bırakan simsiyah giysiler içinde kadınlar gelip geçiyor. Başı örtülü minik kız acemilikten olacak; at kuyruğu başörtüsünün ardından sallanıp duruyor. Peşinden koşturan annesi, geriden gelen babası görmesin diye, alelacele at kuyruğunu örtünün altına sıkıştırıyor. 10 yaşlarındaki minik kız ise olanların farkında bile değil. Onun gözü tarihi caminin önünde kuyruğunu sallayan sokak köpeğinde. Köyün sokaklarını karış karış gezen yerli turistler tarihi caminin önüne geldiğinde ayakkabılarını eline alıyor, son olarak tarihi camide namazını kılıyor. Sokaklarda odun dumanının kokusu hakim. Dar sokaklar tertemiz, ayakta kalan binalar bakımlı. Sahipsiz yapılar ise yıkılmaya yüz tutmuş, ancak bunların önemli bir bölümünü koruma altına alacak olan proje yavaş ama emin adımlarla yürütülüyor.

Her kadın bir şeyler satıyor

Köyün girişine geldiğinizde meydana sıralanmış tezgahlardan fırından yeni çıkmış ekmek kokusu genzinize doluyor. Kadınların pişirdiği gözlemelerden yayılan kokular ise tok insanda bile açlık hissi uyandırıyor. Tarihi meydanda görkemli bir şekilde boynunu göğe uzan asırlık çınar ağacı konukları karşılıyor. Köyün girişindeki tarihi mezarlık gömüye kapatılmış ve yenisi açılmış. 700 yıldan daha eski olduğu anlaşılan ve eski yazıların ağırlıkta olduğu mezar taşlarının sıralandığı gömü alanında mermer kullanımı yasaklanmış. Köyün girişinden, ara sokaklara kadar uzanan eski yapıların hemen hepsinin önünde kadınlar gelip gidenlere bir şeyler satmaya çalışıyor. Kimi odun ateşinde pişirdiği ekmeğini, kimi güneşte olgunlaşmaya bıraktığı rengarenk kavanozlara doldurulmuş reçellerini, kimisi de dağlardan toplayıp kuruttuğu mis kokulu otları.

UNESCO dünya tarihi miras listesine aday

Köy minibüsleri sürekli yolcu taşıyor. Minibüslerin biri geliyor, biri gidiyor. Özel araçlar ile gelenlerin sayısı da bir hayli fazla. Köyün içine girişi önlemek için okul ve hemen karşısındaki arsa otopark olarak kullanıma açılmış. Ancak bu yasağa köyde yaşayan vatandaşlar pek uymuyor. Fotoğraf çekmek isteğiniz özellikli bir tarihi binanın önüne park eden son model bir araç ile tezat görüntü oluşturuyor. Bu nedenle birçok binanın fotoğrafını çekemiyoruz. Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini oluşturan ve içlerinde hala yaşamların sürdürülebildiği evlerin olduğu, özgün yapısıyla günümüze kadar bir açık hava müzesi gibi ulaşabilmiş, tarihi-doğal-kültürel değerleri ile koruma altına alınan, UNESCO dünya tarihi miras listesine aday olan Cumalıkızık Türkiye’nin ve dünyanın önemli bir kültür mirası.

Bu 700 yıllık Osmanlı Köyünden söz ediyorum. Cumalıkızık’ta kadınlar önemli bir projeye el atmışlar Cumalıkızık Kadınları Eğitimi Dayanışma ve Kalkındırma Derneği köyün girişindeki binasında, pansiyonculuk da yapıyor. Kahvaltı dahil geceliği 30 lira ve sudan ucuz. Dernek üyesi kadınlar gün boyunca gözleme, kahvaltı, ev ürünleri ve reçellerin satışını binasının önünde yapıyor. Tezgahta reçeller, mis gibi kokan cevizli ekmeler, erişteler, kurutulmuş otlar, tığ ile işlemiş elişleri alıcı buluyor. (Dernek Başkanı Şerife Uludağ: 0 224 372 49 50)

Köy yaşamının içindeyiz

Bursa’nın koruma altına alınmış birkaç köyünden biri olan ve uluslararası örgütler tarafından da sahiplenilmiş olan Cumalıkızık, Bursa’nın merkezine on kilometre uzaklıkta. Biz İzmir’den gittiğimiz için uzun bir yolculuktan sonra köye ulaşabildik. Yollarda kahvaltı dışında pek mola vermediğmiz için sabah saat altıda başladığımız yolculuğumuzu onbir gibi Bursa merkezde sonlandırdık. Kent merkezinde vakit geçirdikten sonra öğle yemeğinde çiğ börekler ile karnımızı doyurduk. On dakikalık bir yolculuğun ardından Cumalıkız’a ulaştık. Aracımızı otoparka bıraktık. Köyün girişindeki mezarlıktan gelip gidenleri selamlayan yaklaşık 700 yaşındaki servi ağaçları insanın içini ürpertiyor. Adımınızı attığınız anda teknolojiden, sanayiden, asfalttan, betondan, kent gürültüsünden, korna sesinden uzaklaşıyorsunuz. Bir anda 700 yıllık geçmişe sahip bir köy yaşamının içine dalıyor insan.

Cumalıkızık’ın erkekleri nerede

Meydandaki tezgahların başında sadece kadınlar var. Erkekler ise sanki yer yarılmış da yerine içine girmiş gibi. Çünkü köy meydanındaki kahvede de oturanlar ağırlıklı olarak ziyaretçiler. Kadınlar evlerinin avlularını sonuna kadar açmışlar, küçük masalar ve çevresinde yine küçük sandalyeler, ziyaretçilere gözleme ve benzeri yiyecekleri sunuyor. Her bir ev için artık kazanç kapısı olmuş ziyaretçiler. Evinin önünde tezgah açmayan kadın yok gibi. O yıllarda güvenlik nedeniyle, sanırım tüm evler birbirine çok yakın inşa edilmiş. O nedenle de sokaklar çok dar.

Hatta Cin Aralığı ismini verdikleri bir sokak var. Sanırım kilolu olanların o sokaktan geçmeleri olanaksız, hatta mümkün değil. Evlerin pencereleri rengarenk ve ahşap, pek bozulmamış. Köyün bağlı olduğu Belediye uluslararası örgütler ile işbirliği içinde.

Ekonomik gücü yerinde olan vatandaşlar evlerini restore ediyor. Yine de pek çok ev bakımsızlık nedeniyle yıkılıp gitmiş. Bu durum insana hüzün veriyor. Evlerin çatıları karşılıklı olarak birbirlerine uzanmış, kırmızı kiremitli evler, bol pencereli yapılar, sıvaları dökülmüş.

Cumalıkızık köyünde kurulan dernek kalkınma için önemli girişimlerde bulunmuş. İngilizce broşür bile bastırmışlar. Ancak akşam karanlık çökene kadar dolaştığımız köyde bir yabancı turiste rastlamadık.

Bir anda sessizliğe bürünüyor

Günboyu her sokağından birkaç kez geçtiğimiz Cumalıkızık Köyü, 700 yıl önce yapıldığı gibi ayakta duruyor. Dar sokaklarında kaldırım yok. Çünkü araç trafiğinin bulunmadığı bir köyde 700 yıl önce yayalara kaldırım yapmayı düşünecek değil ya! adamlar...

Kış nedeniyle akşam saat dört gibi hava kararmaya, ovadan esen sıcak rüzgar yerini insanın içini üşüten hava ile değiştirirken, tezgahlardaki ürünler, kadınlar tarafından büyük kovalara doldurulup evlerine taşındı bile. Öğlen saatlerinde sokaklarında yüzlerce insanın yürüdüğü Cumalıkızık bir anda sessizliğe büründü.

Sokak lambalarının yanmasıyla birlikte de tüm köyün üzerine karanlığın yanında hüzün de çöktü. Saatler altıyı gösterdiğinde el ayak çekildi, eski yapıların pencerelerinden lambaların zayıf ışıkları açık kalmış perdelerin ardından sokağa yansıdı. Rüzgar hızını artırdı, mezarlık servileri görkemli gövdeleriyle sallanmaya başladı. 700 yılık ahşap kapılara birer birer kilit vuruldu; ertesi gün başlayacak olan yeni güne “merhaba” diyene kadar.

Gece sanki yaşam duruyor

Gün boyunca tezgahlarda aile bütçesine katkı koymaya çalışan kadınlar büyük bir olasılıklı çocukların ve eşlerinin sofralarını çoktan hazırladılar bile. Çatal kaşık sesleri duvarlara, avlulara ve oradan sokaklara ve köy meydanına kadar duyuldu. Cumalıkızık Köyünde saatler sekizi bulduğunda ise pencerlerden yansıyan ışıklar birer birer sönmeye başladı.

Köyde yaşam 700 yıl önce nasıl başladıysa bugün de hala öyle devam ediyor. Böyle bir yaşamı özleyen, bir gün de olsa yaşamak isteyenlerin gideceği bir adres var artık Türkiye’de: Cumalıkızık Köyü. Dost canlısı, gelenek ve görenekleriyle şaşırtan bir yaşamın sürüp gittiği bu köyde bir an geliyor ki, yaşamın durduğunu düşünüyor insan. Ama öyle de olsa bu tarihi köyde yaşayanlar, rant uğruna çalakalem yok edilen tarihi değerlere inat, Cumalıkızık Köyünde özgün yapının ve yaşamın yaşatılması için var güçleriyle çalışıyorlar. Örnek alınacak bir yaşam hem de... Çok uzak değil; Orda bir köy var uzakta. O köy bizim köyümüzdür. Gitmeli ve kalmalı... Çünkü 700 yıldır o köy bizim köyümüzdür...

Cumalıkızık

Erken Osmanlı kırsal mimarisinin bozulmadan günümüze gelebilen en güzel örneği;700 yıllık bir Osmanlı köyü... 13. yüzyıl sonlarında Anadolu’daki beyliklerde tam anlamıyla bir başı bozukluk yaşanıyor. Beylikler, kendi aralarında hem bir hükümranlık yarışında hem de akrabalık peydah ederek güçbirliği arayışı içine giriyor. İşte o yıllarda Tokat yöresinden gelen yedi Kızık beyi, Ertuğrul Gazi’den yedi kara keçili kızı, çeyiz olarak da yedi köy istiyor. Bu teklif istişare sonucu uygun bulunur. Böylelikle; Bayındırkızık, Dallıkızık, Cumalıkızık, Derekızık, Hamamkızık, Değirmenlikızık ve Fidyekızık adıyla yedi köy kuruluyor. Bunlardan ilk ikisi Bayındırkızık ve Dallıkızık, betona yenik düşüyor ve günümüze ulaşamıyor. Cumalıkızık ise en bozulmadan intikal eden köy oluyor. Adını camiden, Cuma kılınan köy olmasından;ya da Cumalı Bey’den aldığı düşünülüyor. 2010 yılında Bursa Yıldırım Belediyesi’nin Cumalıkızık tarihindeki en büyük restorasyon projesiyle köy, yeniden hayat buluyor ;iki katlı, üç katlı, geniş dövme çivili, iki cümle kapılı, avlulu, hayatlı, kilerli, cumbalı, kafesli, sofalı, eyvanlı çivit mavili evler her geçen gün turizmin odağı haline geliyor.

Etnoğrafya Müzesi

Cumalıkızık’ta köyün geçmişine ışık tutan, köyde yaşayan halk tarafından bağışlanan XVIII, XIX ve XX. yüzyıla ait çeşitli eşyaların sergilendiği Etnografya Müzesi ilgi çekici. 1992 yılında açılan müzede, Osmanlı Devleti'nin 2. padişahı Orhan Bey'in köye verdiği bir berat bulunuyor. Bahçesinde at arabaları, dibek taşı, yalak, üzüm çiğneme teknesi gibi nesneler, müzenin içinde ev eşyaları, mutfak eşyaları, aydınlatma ve ısınma araçları, av malzemeleri, Uludağ’da bir zamanlar sürüler halinde yaşayan geyiklerden kalma dev geyik boynuzu, semerler sergileniyor. Görülmeye değer.

Tarih: 2/1/2011
8679 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri