Ana Sayfa Kent Yazıları Uzm. Dr. Metin Özer Orhan Boran’ın kaleminden Tıbbiyeli Hikmet

Orhan Boran’ın kaleminden Tıbbiyeli Hikmet

14 Mart’ın anlamı

1960’lı yıllarda “Ayaküstü Gırgır’ın nezaketli ustası” olarak tanınan Orhan Boran, güzel Türkçesi, kibar esprileri, nezaketi ve pürüzsüz sesiyle radyonun unutulmaz sesleri arasında yerini almış bir mizah ustasıydı. Türkiye’nin ilk talk-show’cusuydu. Sahnede canlandırdığı Yuki’si, Şişko Necmi’si, Stelyo’su, kayınbiraderi, kaynanasıyla tanınırdı. Tıbbiyeli Hikmet’in Hikmet Boran’ın oğlu olduğu pek bilinmezdi. Kendinden bahsetmeyi sevmeyen babası Tıbbiye’de ve Kurtuluş Savaşı’nda yaşadıklarını oğluna anlatmamıştı. Oğlu babasını başkalarından dinlemişti.

Hikmet, Tıbbiye Mektebi’nde (İstanbul Üniversitesi) okurken, 13 Kasım 1918’de İstanbul, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilmişti. 1919’un Mart ayında İngilizler, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’yi ele geçirmek istemişler, Tıbbiyeliler İngilizler’e karşı ayaklanmışlardı. Üçüncü sınıf talebesi Hikmet önderliğinde büyük bir gösteri yapmışlar, 14 Mart günü okulun iki kulesi arasına büyük bir Türk Bayrağı asarak tepkilerini göstermişlerdi. Bu gelenek her 14 Mart’ta tekrarlanmaktadır. 

Orhan Boran, 1978’de Milliyet Yayınlarında basılan “Leyleğin ömrü” isimli anı kitabında babasından bahseder. Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’ni yaparak bütün yurttaki milli mücadele çabalarını bir elde toplamaya çalışmaktadır. Fakat zaman çok zor ve tehlikeli şartlar içindedir. Kendi arkadaşlarını da birer ilden temsilci göstermek suretiyle ancak 38 kadar delege sağlayabilmiştir. Fakat bu delegelerin içinde biri vardır ki, en körpe çağındadır. Askeri Tıp Okulu’nun öğrencisi olan Hikmet Efendi, askeri-sivil bütün tıp öğrencileri adına, İsmail Fazıl Paşa (Cebesoy) ve İsmail Hami Bey (Danişment) ile birlikte İstanbul’un üçüncü delegesi olarak Sivas Kongresi’ne gelmiştir. 

Yurt sevgisinin eşsiz örneğini veren bu genç öğrenci, aynı zamanda ulusal bağımsızlık konusunda da son derece idealist ve cesurdur. O kadar ki, Manda meselesinin görüşüldüğü Sivas Kongresi’nde, bizzat Mustafa Kemal Paşa’ya, “Delegeleri bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya, bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler, Mandayı kabul edemem. Manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddederim. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz” demiştir. 

Sivas’tan dönen Hikmet Efendi yakın arkadaşı Yusuf Balkan ile birlikte tekrar Anadolu’ya geçip Ankara’ya gitmiş ve milli mücadele uğrunda hizmet için Mustafa Kemal Paşa’nın emrine girmiştir. Bir yıl kadar sonra İstanbul’a dönmüş ve tahsilini ikmal etmiştir. …Ve aradan yıllar geçmiştir. Günlerden bir gün, sofrasındaki dostları ile eski günleri anan Atatürk, Tıp öğrencisi Hikmet Efendi’yi hatırlar. Hemen bulunup mebus yapılmasını emreder. Fakat Mazhar Müfit Bey (Kansu) üzüntü ile boynunu bükerek Hikmet Efendi’nin öldüğünü söyler. Çok üzülen Atatürk sofrayı dağıtır… 

…Oysa ki, Hikmet Efendi sağdır ve Anadolu’nun bir köşesinde doktorluk yapmaktadır. Hiçbir zaman kendini Atatürk’e hatırlatmayı düşünmemiştir.

Orhan Boran kitabında soyadının anlamını da açıklar:

 “Patikoğulları” ‘boyunun son “bey” kişilerinden olduğu için, bu adı almasını önerdiler. Fakat rahmetli pederim kulak bile asmadı. Genç Türkiye’nin insanına daha yaraşacağı için “Boran” (fırtına) soyadını seçti…

Tıbbiye’ye 1915 girişlilerinin tümü Çanakkale’de şehit olmuşlardı. İstanbul’un işgaline karşı Tıbbiyeli Hikmet önderliğinde ilk örgütlü gösteriyi düzenleyen, Kuvayi Milliye’ye katılan Tıbbiyelilerin ruhu yaşamaktadır. Bugün de şehitler vermeye devam ediyoruz. 1 Nisan 2020 ile 03 Mart 2021 tarihleri arasında 118 Tıbbiyeli hayatını kaybetmek pahasına, Korona-virüs salgınına göğsünü siper etmiştir. 14 Mart’ın gerçek anlamı budur. 

Tüm şehitlerimizi saygı ile anıyoruz.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments