Ana Sayfa Kent Yazıları Işık Teoman Ayvalık’ın Taksiyarhis Anıt Müzesi

Ayvalık’ın Taksiyarhis Anıt Müzesi

Çok sayıda kitabı, çevirileri, öykü ve şiirleriyle bilinen Ayvalıklı gazeteci yazar rahmetli Ahmet Yorulmaz, kent içindeki kiliseleri “Ayvalık’ı Gezerken” isimli kitabında şöyle anlatıyor: 

“Ayvalık’taki kiliselerin listesi biraz uzundur. Kent içinde on bir tane! Dağda bayırda ‘eksoklisi’ dedikleri küçücük kiliseler ve yine ibadet yeri olarak kullanılabilecek manastırlar hariç. Bu denli kilise çokluğunu dindarlıklarına mı, nüfus çokluklarına mı verirsiniz? Yoksa insanoğlunu özgür bırakmamak, her yerde karşısına dikilmek isteyen Klerikalizm’in (kiliseciliğin) baskısına mı verirsiniz?”

On bir kiliseden geriye kalanlar

Gerçekten de Ayvalık’ın merkezinde camiye dönüştürülmüş kiliseler sıralanıyor ardı ardına. Hayrettin Paşa Camisi (Kato Panaya), Saatli Camisi (Ayos Yannis) ve Çınarlı Camisi. (Ayos Yorgis) Geçmiş yüzyılda ağırlıklı olarak Rumların yaşamını sürdürdüğü Müslümanların azınlıkta olduğu bir kent Ayvalık. Kurtuluş Savaşı ve ardından mübadeleye kadar böyle sürdürmüş varlığını. Öyle olunca da çok sayıda kiliseye ve kalıntısına rastlamak mümkün. Ancak Ahmet Yorulmaz “Ayvalık’ı Gezerken” isimli kitabında bazı kiliselerin, Ayiu Vasiliyu örneğinde olduğu gibi izine rastlayamadıklarından söz ediyor. Mübadelenin ardından, Müslüman nüfusun yerleşmesiyle birlikte, cami ihtiyacı kiliselerin dönüşümlerini hızlandırmış. Aslında iyi de olmuş. Çünkü cemaati olmayan kiliseler, gerek define avcıları, gerekse o mahallede yaşamını sürdüren çoluk çocuk tarafından talan edilmiş. Çok değerli eserler ya çalınmış ya da parçalanmış yok edilmiş.

Aya Triada’nın başına gelenler

Taksiyarhis Kilisesi’ni Ayvalık’ta Rumlar tarafından inşa edilen ilk kilisesi olması özelliği nedeniyle tanıtmak ve anlatmak istiyorum. Ayvalık’ta varlığını müze olarak sürdüren tek kilise Taksiyarhis. Bir özelliği daha var; kilisenin bulunduğu yer kentin ilk mahallesiymiş. Hıristiyanlar ve memuriyet göreviyle Ayvalık’ta bulunan Müslümanlar, bu kesimde birlikte oturmuşlar. İçindeki dinsel tasvirler (ikonlar) yüz yıldır var, bazıları balık derisi üzerine işlenmiş değerli tablolarmış birkaçı çalınmış. Çoluk çocuğun, bilinçsiz insanların verdikleri zararlardan kurtarılabilenler Bursa Arkeoloji Müzesi’nde koruma altına alınmış. Kötü bir örnek de Aya Triada Kilisesi’nin başına gelenler. Rumlar mübadele ile kenti terk ettikten sonra, kilisenin başına gelmeyen kalmamış, tekel deposu olarak bile kullanılmış, içinde ne var yok çalınmış, çatı zarar görünce de çökmüş gitmiş. Neyse ki bugünlerde restorasyon çalışmaları başlayacak da kilise ayağa kaldırılacak.

Keyifli bir yol haritası

Taksiyarhis Kilisesi’ne Arnavut kaldırımlardan, kesme taşlar ile döşenmiş daracık sokaklardan ulaşmak mümkün. Talat Paşa Caddesi’nde sakız kurabiyesiyle ünlü Güler Pastahanesi’ne tabi ki uğramadan olmaz. Bu arada Sebze ve Meyve Hali’nde Ayvalık Belediyesi’nin mülkiyetindeki zeytinliklerden elde edip, yine kendisine ait kooperatif satış merkezindeki zeytinyağlardan satın almadan geçmeyin derim. Talat Paşa Caddesi’nin sonundan sola dönüldüğünde Cumhuriyet Caddesi karşınıza çıkacak. Tarihi fırının, yiyecek ve içecek gibi mekanların bulunduğu bu caddenin sağında yer alan 1. Fethiye Caddesi’ne giriş yaptığınızda müzenin yön levhasını göreceksiniz. Sokağın solundaki ikinci levhayı gördüğünüzde karşınıza tüm heybetiyle, 15. Yüzyılda inşa edilen Ayvalık’ın ilk kilisesi Taksiyarhis çıkacak.

Üç ayrı dönemden geçmiş

Taksiyarhis Kilisesi, On Beşinci yüzyılda ilk olarak küçük bir kilise olarak inşa edilmiş. Bema’nın (5) üzerindeki Pavlus ve Petrus’un binanın tanrıya sunumu freskosu ile Güney bahçe girişinin üzerindeki 1853 tarihli kitabe var. Üç kubbeli iki katlı bazilikal planlı ikinci dönem yapıya ilişkin verileri buradan öğrendik. Girişin üzerinde yer alan 1844 tarihli kitabeden de 3. Dönem bazilika yapısının beşik tonozlu ve üst taşıyıcılarının tamamıyla ahşap olarak inşa edildiği anlaşılıyor. Üç Nefli (4) kiliseye Batı cephesinde yer alan narteksten üç adet ana giriş kapısıyla giriliyor. Kilisede orta Nef’de arslan betimlemeli alçı rölyefle süslenmiş Ambon (6) yer alıyor. Aziz ikonaları bulunan bu noktaya döner bir merdivenle çıkılıyor. Çaprazında yer alan katedral bitkisel bezemeli mermer kabartma ve altın varakla bezenmiş. Hz. İsa’nın yaşam hikayesinin anlatıldığı mermer ikonalarla donatılmış, gene mermer kabartma ve altın bezemeli olarak işlenmiş ikonostasisi geçince, arka bölümde yer alan Apsis’e (3) ulaşılıyor. Yapının ikinci katındaki 16 pencereli, yuvarlak kemerli, ahşap, “U” biçimli üst galeri, kadınlar bölümü olarak yapılmış olan Gynaikeion’dur. Bu bölüme Kuzey’de çan kuleli taş merdivenlerle ve Güney’de ahşap merdivenlerle ulaşılıyor.

Sanatçı M. Pizdem’in elinden çıkmış

Yapının içindeki mermer taklidi duvar bezemeleri, ahşap bağdadi üzerine kireç sıva yapılarak secco ( kuru sıva üzeri kalem işi) boyama şeklinde çalışılmış. Bu eklektik tarzdaki mermer taklitlerinin, yapının Güney köşesindeki 07.12.1893 tarihli imzaya göre M. Pizdem adlı sanatçı tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Ayvalık’ın deprem bölgesinde olması nedeniyle zaman içerinde değişik dönemlerde hasar gören binada tamir amaçlı restorasyon çalışmalarının yapıldığı duvar bezemeleri ve resimlerden gözlemlenebiliyor. Bu yenileme çalışması esnasında kubbedeki fresco olarak yapılmış Pantokrator İsa İkonası ile beşik tonozun çevresindeki havari resimlerinin neo-klasik tarzdaki yağlıboya tablo resimleri ile değiştirilmiş.

Tekel deposu olarak kullanılmış

Ne ilginçtir ki, Tekel başka alan bulamamış gibi kentteki önemli kiliseleri depo olarak kullanmış, yıpranmalarına neden olmuş, yukarıda sözünü ettiğim Aya Triada’nın başına gelenler gibi. Taksiyarhis Kilisesi’ne 1894 tarihinde yapılan düzenlemeyle neo-klasik üslupta ve iç dekorasyonu eklektik olarak tamamlanmış. Ama mübadelenin ardından, 1927 yılından itibaren uzun süre “Tekel Deposu” olarak kullanıldıktan sonra terk edilen yapı 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca restore edilmiş ve 2013 yılında “Taksiyarhis Anıt Müzesi” olarak hizmete sunulmuş. İyi ki de sunulmuş. Hayrettin Paşa Camisi (Kato Panaya), Saatli Camisi (Ayos Yannis) ve Çınarlı Camisi. (Ayos Yorgis) Müslümanların ibadet alanları olarak ayakta kalmış. Bakanlığın el atıp müze olarak sahiplendiği Taksiyarhis Anıt Müzesi kente gelen yerli ve yabancı konukların en çok gezdiği tarihi yapılar arasında yerini sonsuza kadar alacak.

Kathedra (Despot Koltuğu)

Başrahip ya da kilise ileri gelenlerinin ayin boyunca oturduğu taht. Kathedtra’nın oturma yerinin sağında ve solunda balıkçı kuşlarının figürü yer alıyor.

İkon Nişleri

Kilisenin Naos’unun (2) Batı girişinde yer alan Niş’ler (1) Ortadoks Kiliselerinde İsa ve Meryem’in ikonalarının yerleştirildiği yer. Ancak çevresi bitkisel motiflerle bezenmiş olan nişlerin içinde ikonlar bulunmayıp, depo olarak kullanıldığı zamana ait kurşun kalem ve küçük çizimler yer alıyor.

(1) Niş: Çeşitli amaçlarla açılmış küçük hücre ve oyuklara verilen isimdir.
(2) Naos: Bir bazilikada orta ve yan neflerden meydana gelen, cemaatin toplandığı mekan.
(3) Apsis: Kilisenin en kutsal bölümüne verilen isim
(4) Nef: Apsise dik doğrultuda, birbirlerinden sütun ya da ayak dizileriyle ayrılmış, uzunlamasına mekanların her biri
(5) Bema: Erken Hıristiyan  kiliselerinde ruhban sınıfı için ayrılmış yüksekçe platform
(6) Ambon : Üzerine rahip ya da diyakozların çıkarak vaaz verdiği ya da kutsal kitabı okuduğu bir kürsü.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments