A’dan Z’ye Mısır Ve Nil Gezisinden Notlar – 25

A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlarımı paylaşmayı sürdürüyorum…

Şarap: Mısır gezimizde hiç şarap içmedik. Mısır, en eski bira üreticilerinden olduğu için çeşitli biralar denedik. Mısır’da üretilmiş veya ithal edilmiş bir şişe şarap bile görmedik. Bu durumda “Şarap başlığı niye var, ne anlatacaksın?” sorularını sormakta haklısınız.

Gezimiz boyunca ve gezi dönüşü kaynak taramalarımda Eski Mısır’da şarap yapımı ve üzüm yetiştiriciliği ile ilgili birçok ilginç bilgiye ulaştım. Bu nedenle paylaşmak istedim.

Bağ bozumu ve şarap yapımını gösteren duvar resmi

Eski Mısırlılar’a üzüm ve şarapçılığı getirenler Persler’di. Yaklaşık 3000 yıl önce Mısırlılar üzüm ve şarapla tanıştılar. Persler ilk kez Mısır’ı istila ettiklerinde satrap ve askerlerinin şarap gereksinimini karşılamak üzere asma çubuklarını da getirdiler. Denemeler sonucu Nil Deltası’nda bazı üzümler yetiştirilebildi ve böylece şarap üretimi de başladı.

Firavun ve çevresindeki soylu ve saraylı kesim şarabı sevdi. Şarap dini ayinlerin ve dini bayramların içeceğiydi. Ülkedeki üretim yeterli olmadığından dışarıdan da şarap alımı yapılıyordu. Bu nedenle şarap sarayın ve yüksek gelirlilerin içeceği oldu. Halk için her zaman ulaşılamaz bir içecekti. Onlar bira içtiler.

Bilim insanları Tutankamon’un mezarında bulunan çömleklerindeki tortuları incelediler. Tortuların kırmızı şarap tortuları olduğu ve Firavun’un ikinci yaşamında içmesi için mezarına konduğu ortaya çıktı. 

Günümüzde Mısır’da şarap yapımı tekrar canlanmış. Daha çok Fransız kökenli üzümlerden az miktarda şarap üretiliyor. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olduğu için alkollü içki tüketimi düşük. Alkollü içecekleri daha çok Mısırlı Hristiyanlar ve gezginler tüketiyor. Alkollü içki içme konusunda herhangi bir kısıtlama veya yasak yaşamadık.

Takvim: Nil kıyısında yer alan Aswan yakınlarındaki Kom-Ombo Tapınağı’nda incelediğimiz duvar takvimi beni çok heyecanlandırdı. Tapınağın avlusunda boyu 160-170 santimetre olan, yan yana üç yekpare taşa işlenmiş yaklaşık 20 metrekare büyüklüğündeki takvim, sanırım hayatında görüp göreceğim en büyük takvimdi. Bu bir tarım takvimiydi. Yılın her günü tarlada ne iş yapılacağı ayrıntılı olarak hiyerogliflerle anlatılmıştı. Takvimdeki boğa figürleri bolluk, bereket ve gücü simgeliyordu. Ürünün bol olması için Tanrı ve tanrıçalara dualar da işlenmişti.

Gün batımında ışıklandırılan Kom-Ombo Tapınağı daha gizemli bir havaya bürümüştü. Bu takvim çok hoşuma gitti. Eski Mısırlılar’ın takvim düzenleri incelenmeye değer. Yine iş Nil Nehri’ne dayanıyor. Nasıl mı?

Mısırlılar’ın M.Ö. 3000’lerde geliştirdikleri Mısır Takvimi, Nil Nehri’nin periyodik taşkınlıklarına dayanan bir takvimdir. 

Eski Mısırlılar’ın yeni yılı, gökyüzünde Sothis (Sirius ya da Akyıldız) yıldızının görünmesi ve Nil’de ilk taşkınının gözlenmesiyle başlıyordu. Eski Mısırlılar bu günü “Tanrıça Sothis’in yükselişi” olarak adlandırıyorlardı. Yılbaşı “Sothis Bayramı” olarak kutlanıyordu. 

Bu tarih yaklaşık 15-21 Haziran arasına denk gelmekteydi. Ekim ortasına kadar ”Taşkın” mevsimi, Ekim ortasından Şubat ortasına kadar “Ekim” mevsimi, Şubat ortasından Haziran ortasına kadar “Hasat” mevsimiydi. Eski Mısırlılar bir yılı 30’ar günlük 12 aya bölmüşler ve buna da beş gün ekleyerek 365 günlük bir Güneş Yılı geliştirmişlerdi. Ancak 365 güne ilaveten altışar saatten dört yılda bir oluşan artık gün olmadığı için, Mısırlılar’ın Güneş Yılı her dört yılda bir, bir gün geri kalmıştır. Daha sonraları Jül Sezar bu takvime her dört yılda bir fazla gün ekleyerek, Mısır takviminin bir yıldaki altı saatlik hatasını düzeltmiş ve buna Jülyen Takvimi denmiştir. M.S. 1582 yılında Miladi Takvim’e geçilmiştir.

Günümüzde Mısır’da 1 Ocak resmi yılbaşı, 7 Ocak Kıpti yılbaşı, 11-12 Eylül Hicri yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Hafta sonu tatili Cuma ve Cumartesi günleridir. Ayrıca Paskalya Bayramı, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı resmi tatildir. 

Takı: Daha önceki yazılarımda “altın” ve “gümüş” konularında Mısır’da takı kültürü ile ilgili kısa bilgiler vermiştim. Takıları severim ve kullanırım. Gezilerimde gittiğim yerlerin özel bir takı kültürü varsa ilgilenirim. Mısır ve Nil gezimiz sırasında hem eski dönem hem de günümüz Mısır’ında takı kültürünü incelemeye değer zenginlikte olduğunu gözlemledim. Önce eskilere bakalım:

Bir önceki yazımda “Sembol” kavramında sözünü ettiğim gibi Eski Mısırlılar için semboller çok önemliydi. Semboller dinin ve yaşamın bir diliydi. Bu dili en iyi yansıtan araç ise takılardı.

Tutankamon’un mezarından çıkan kolye-Mısır Müzesi-Kahire

Eski Mısır’da herkes takı takardı. Varlıklılar, yarı değerli taş ve cam kakmalı, altın ve gümüşten yapılmış takılar kullanırdı. Daha yoksul kişiler bakır ve seramik kullanırlardı. Evlilik törenlerinde yüzük takma geleneği, yine eski Mısır inançlarına dayanıyor. M.Ö. 2800 yıllarında Mısırlılar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük, evliliğin sonsuz dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu gelenek önce Romalılar arasında daha sonra genele yayılarak kabul gördü.

Takıların süs ve inanç sembolü olmalarının dışında, yapılmış olduğu madenin ya da taşın kişiye enerji kattığı, biyolojik ve psikolojik etkileri olduğu düşünülüyordu. 

Eski Mısır takılarında en çok kullanılan sembollere bir göz atalım:

Aynı zamanda bir harf olan ve ‘hayat’ anlamına gelen, Ankh’ı hem firavun hem de halktan insanlar kullanıyordu.

Kötü enerjiden korunmak ve daha çok çocuk sahibi olmak için de bugün nazar ile özdeşleşen ‘göz-nazar’ olarak adlandırdığımız “Horos’un Gözü-Ra’nın Gözü” sembolü takılarda çok kullanılıyordu.

Yine şahin de yaygın olarak bir yaşam simgesi olarak kullanılırdı.

Lotus çiçeği ikinci yaşamın ve Nil’in sembolüydü.

Mısır’da astroloji ve astronominin önemi takı kültürüne de yansımıştı: Firavun takı seçimini astrolojiye göre yapardı. Firavun’un takılarını kuyumcular değil, kahinler yapardı. 

Kahire’de bulunan Mısır Müzesi’nin Tutankamon galerisinde gördüğümüz görkemli altın, gümüş ve taşlarla işlenmiş bir sürü takı beni büyüledi. Bu takılar Tutankamon’un ikinci yaşamında kullanması için mezarına konmuş takılardı. Hepsi sembollerle işlenmiş, paha biçilemeyen eserlerdi.

Yukarıda çok az bir kısmına değindiğim Eski Mısır sembolleri günümüzde de Mısır halkınca takılarda sevilerek kullanılmaktadır.

Kahire’deki Han-El Halil Çarşısı, havalimanları ve Nil seyahatimizi gerçekleştirdiğimiz gemimizde de takı dükkanları bulunuyordu. Gezginlerce oldukça ilgi gören bu dükkanlarda daha çok gümüş ve yarı değerli taşlardan takılar satılmaktadır.

Mısırlı kadınlar altın takıları, erkekler gümüşten üretilmiş yüzük ve zincir kolyeleri seviyorlar.