Sığacık depremi ve köpekler

2005 yılı ilkbahar günlerinden birinde Seferihisar-Sığacık’ta, yamaçtan limanı gören evimde sabah alaca karanlıkta uyandım. Camdan dışarı baktığımda bir kayanın üzerinden denizi seyreden küçük sarı bir köpek gözüme çarptı. Köpeği diğer günlerde de görünce yan komşuma bu durumdan bahsettim. Hiç yorum yapmadı. 

Bir akşam, emekli aşçı olan komşum bahçesinde beraberce bir şeyler yemeyi teklif etti. Hava kararınca bana dönüp, “Köpeği görüyor musun?” diye sordu. “Evet. Neredeyse her sabah uğruyor” deyince yemekten artanları bir kaba koyup birkaç adım ileriye bıraktı. Biraz sonra, biri daha küçük üç sarı köpek belirdi. Ürkek bir şekilde yiyeceklere yaklaştılar. Bunlar bir tilki ailesiydi. Doğada yeterli yiyecek bulamayınca Sığacık’ın dış kesimlerine kadar gelmişlerdi. Bazen limana inip balıkçıların artıklarıyla da besleniyorlardı. 

Tarihe bakarsak insana ilk yaklaşan ve evcilleşen hayvanın köpek olduğunu görürüz. Birlikte avlanmışlar, tehlikelere birlikte göğüs germişlerdi. 

Bu hayvanlara zarar verirler korkusuyla hiç kimseye bahsetmedik. Tilki ailesinin her günkü ziyaretleri Ekim ayı ortalarına kadar sürdü. 16 Ekim günü ortalarda görünmediler. “Acaba neredeler? Başlarına bir şey mi geldi?” diye düşünürken 17 Ekim sabahı korkunç bir sarsıntı ve gürültüyle uyandık. Depremin artçı sarsıntıları on gün boyunca devam etti. 

Daha o yıllarda depreme dayanıklı bir inşaat yaptırdığımız için bizim binamızda hasar yoktu. Evimizin kaba inşaatı sürerken bazı komşularım çok fazla demir ve çimento kullanıldığı konusunda bizi uyarmış, “Bu masrafla siz tüm inşaatı bitirirdiniz” demişlerdi. Diğer binalarda çatlaklar olduğu için insanlar aylarca çadırlarda yaşadılar. Neyse ki can kaybı yoktu.

Teos Krallığı döneminde deprem 

Depremden sonra yaptığım araştırmada evimizin Teos Krallığı’nın mezar alanına yakın bir bölgede ve limana doğru uzanan fay hattı üzerinde olduğunu öğrendim. Sırtımızı dayadığımız tepenin diğer yamacında antik Teos Antik Kenti vardı. Bu kent M.Ö. 304’teki depremden çok büyük zarar görmüştü. Yaklaşık her 20 yılda bir de bu depremler tekrarlıyordu. 

Teos Antik Kenti korunaklı iki limanı ile birlikte askeri, siyasi ve ticari açıdan güçlü bir kentti. Teos’un asıl yerleşim alanı batıda Sığacık Koyu ve doğuda da Teos Körfezi kıyılarıydı. Strabon’un da söz ettiği bu iki liman birbirine hafif teknelerin geçebileceği bir kanal ile bağlantılıydı. Çok eski zamanlarda açık denizde fırtınaya yakalanan denizciler Sığacık’a sığınarak kurtulurlarmış. 

Yirmi yıl öncesine kadar bu limanın cam gibi berrak sularının pek de derin olmayan tabanında batıkların kalıntıları ve dev gibi kahverengi pina midyeleri görülürdü. Sığ suda hafif tekneler yüzebilirdi. Belki de bu yüzden “Sığacık” denmişti. 

Sığacık Limanı 18 Haziran 2010’da “Teos Marina” adıyla açıldığı güne kadar tüm deniz tabanı iş makineleriyle kazılarak, derinleştirildi. Tabandaki tüm antik malzemeler ve doğal yaşam yok olurken, fay hattı üzerine milyonluk teknelerin bağlandığı bir marina oluşturuldu. Marina denizi olduğu kadar, karadaki doğal yaşamı da etkilemişti. Bölge tel örgü ile kapatıldıktan sonra kıyılara beslenmeye gelen tilkileri hiç görmedik. 

Deprem ve tsunami

30 Ekim 2020’de Ege Denizi’nde meydana gelen bir deprem yaşadık. Sığacık’ta deprem sonrası tsunami oluştu. Japonca “liman dalgası” anlamına gelen “tsunami” bilinen en yıkıcı doğa olaylarından biridir. Sığacık’ta daha önce görülmemiş olan tsunami, yaşlı bir kadının ölümüne ve liman bölgesinde maddi zararlara yol açtı. 

Deprem, bir zamanlar bağlık, bahçelik olan İzmir’in Bayraklı semtine şiddetle vurdu. Çok fazla kişi öldü veya yaralandı. Bu bölgede de doğa kanunlarına aykırı bir yapılaşma vardı. Binalar yıkıldı veya ağır hasar aldı. 

Deprem sonrası göçük altında kalanları kısa sürede tespit etmek son derece önemlidir. Bunu yapabilecek tek canlı köpektir. Şehirlerden kovulan tilkilerin yakın akrabası, eğitimli, evcil köpekler hassas koku ve ses duyularıyla göçük altında kalan insanları ve hayvanları kurtaran isimsiz kahramanlardır.