Tarihte Moğol Yağmacıların Yapamadığını Defineciler Yapıyor

Uygarlık tarihinin zengin coğrafyalarından birinin üzerinde yaşıyoruz. Onlar hatta yüzlerle ifade edilebilecek, toplum, ulus, uygarlık ve devletin yaşadığı, hüküm sürdüğü Anadolu coğrafyasının doğal mirasçıları olarak bu birikimin sorumluluğu bizlere ait. Ülkemizin her köşesi adeta açık hava müzesi. Gün yüzüne çıkarılandan çok daha fazlası biliyoruz ki hala toprağın altında ve bizlerle buluşmayı bekliyor. Devletin ve son yıllarda artan bir şekilde özel sektörün finansman desteğiyle arkeolojik kazılar yapılıyor, her yıl artan miktarda tarihi eser kültür envanterine ekleniyor. 

Muhteşem tarihe sahip coğrafyada yaşıyorsanız, yer altındaki zenginlikler doğal olarak herkesin ilgisini çeker, iştahına, ihtirasına muhatap olur. Bırakın kısa yoldan zengin olmak isteyen kişileri, devletler bile tarihi eser yağmacılığının tarafı olabilir. Başka devletler veya bağlantılı kişi ve grupların arkeolojik eser kaçakçılığının mağdurlarından olan ülkemizin, büyük ölçüde geçen yüzyılda kalan bu sorununun daha büyüğünü farklı boyutuyla günümüzde yaşıyoruz. Kaçak olarak yapılan ve yasa dışı yollarla pazarlanan tarihi eserlerin en büyük alıcısı yine yurt dışı çevreler. Ancak bu işin asıl sorumlusu artık maalesef içimizden birileri. Gün geçmiyor ki yapılan yasa dışı kazılar ve bunlarla bağlantılı tarihi eser kaçakçılığı medyaya yansımasın. Yine biliyoruz ki ortaya çıkarılan tarihi eser kazı ve kaçakçılığından daha fazlası yasa dışı yollarla yapılmaya devam ediliyor. 

“Sigortalı iş bulamadım bari defineci olayım”

Türkiye’de arkeolojik kazılar devlet veya devletin gözetiminde özel sektör desteğiyle üniversitelerce yapılmaktadır. Ancak arkeolojik kazıların en büyük tarafını son yıllarda kaçak defineciler oluşturuyor. Define bularak kısa yoldan zengin olma hayali dün de vardı, ancak bugün yaşadığımız boyutlarla kıyaslanamayacak ölçekte sembolikti. Sıklıkla Yeşilçam filmlerine de konu olan define bulup zengin olma hayali artık neredeyse sektörleşmiş yasa dışı kazıların temel motivasyonunu oluşturuyor. Eskiden define haritası olduğu iddia edilen kağıt parçaları, define planları ücra köşelerde konuşulurdu, şimdi sosyal medyada canlı yayınla değerlendiriliyor. Binlerce takipçisi olan hesaplar üzerinden nasıl define çıkarılacağı, nelere dikkat edilmesi gerektiği canlı olarak anlatılıyor. Define bulmaya yaradığı iddia edilen aletler geniş alıcı kitlesiyle buluşuyor. 

Canlı yayın ile kaya mezarı açılışı

Genelde dolandırıcılık amaçlı bu pazarlama yöntemiyle toprak veya su altında olan çok değerli tarihi, kültürel varlıklarımız tehdit altında. Hatta yaptığı kaçak kazıyı sosyal medya hesabından canlı yayınlayanlar var. Bu tür yayınlar genellikle kısa yoldan zengin olmak isteyenlere, bazı ürünler veya hayaller satmaya yönelik. Ancak bu kadar çok “define arayanın” olduğu bir ülkede hiçbir arkeolojik eser güvende değildir. Yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılan arkeolojik eserlerin yarattığı kayıp bir yana daha önemlisi hiçbir bilimsel metot gözetilmeden, yağmacı mantığıyla gelişigüzel yapılan kazıların yarattığı tahribat. Geçmişte coğrafyasının zenginliği nedeniyle sık sık yağmacı saldırılarla mücadele etmek zorunda kalan Anadolu benzer bir süreci kaçak arkeolojik kazılar nedeniyle yaşıyor.

Defineci sayımızdaki bu denli artışta sosyal medyanın etkisi büyük. En önemli tedbir ise herhalde bu eserleri yasal ve bilimsel olarak kültür mirasımıza katılması için üniversitelerimizin yaptığı kazıların desteklenmesi ve sayılarının artırılması.