Bir çeviri ustası Mazlum Beyhan

Rus edebiyatının unutulmaz eserlerini Türkçe’ye kazandırdı

Onunla ilk kez yedi yıl önce Alsancak’taki TCDD İzmir Müze ve Sanat Galerisi’ne ilişkin haber yapmaya gittiğimde tanışmıştım. Müzenin kurucu müdürü Mazlum Beyhan öylesine güzel anlatmıştı ki İzmir demiryolları tarihini, bir an Beyhan’ın da gülen yüzüyle müzenin bir parçası olduğunu düşünmüştüm. Söyleşimiz bitip yanından ayrılırken asıl mesleğini sormuştum. Rusça’dan kitap çevirileri yaptığını söylemişti son derece mütevazi bir şekilde. O gün imzalayıp verdiği Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Nikolay Vasilyeviç Gogol’un “Bir Delinin Anı Defteri / Palto-Burun / Petersburg Öyküleri ve Fayton” kitabının arka kapağına baktığımda şu metni görmüş ve şaşırmıştım:

Mazlum Beyhan (1948) Dostoyevski’den “Suç ve Ceza” ve “Budala”, Tolstoy’dan “Sanat Nedir?” “Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik”, Gogol’den “Bir Delinin Anı Defteri, Burun, Palto” Mazlum Beyhan’ın çevirdiği başyapıtlar arasında yer alır. Ayrıca Çernişevski, Byelinski, Kropotkin ve Şçedrin’den Türkçe’ye kazandırdığı eserlerle hiç tartışmasız son 35 yılın en önemli Rus edebiyatı çevirmenlerinden biridir.

Mesleğini İzmir’de sürdüren Mazlum Beyhan’ı 30 Eylül Dünya Çevirmenler Günü’nde aradım. “Lenin’le ilgili bir kitap çevirisine öylesine daldım ki… Bugün Çevirmenler Günü müymüş, bilmiyordum” diye yanıt verdi gülerek. Urla yakınlarında, çam ağaçlarıyla çevrili bir ortamda, dinginlik içinde yaşadığı evinde meslek yaşamını, meslek anılarını, çeviri dünyasını, çevirmenliği ve çalışma ilkelerini konuştuk.

Dil öğrenme merakı

Mazlum Beyhan 1948 yılında Ankara’da dünyaya gelmiş. Babası Türkçe öğretmeni Ali İhsan Beyhan, Türk Dil Kurumu’nun en eski üyelerinden, Akçadağ Köy Enstitüsü’nün Müdürü, Fakir Baykurt ve Mahmut Makal’ın öğretmenlerinden. Beyhan, daha çocuk yaşlarında okuduğu kitaplar üzerine babasıyla edebi tartışmalar yaparak büyümüş. Tıp eğitimini üçüncü yılda bırakıp öğrenimini Ankara Üniversitesi (AÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda sürdüren Mazlum Beyhan, buradan da ayrılıp AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girmiş ve bitirmiş. 

Dil öğrenmeye her zaman meraklı olduğunu söyleyen Beyhan, öğrenciliği sırasında dört yıl da İtalyan Kültür Merkezi’ne gidip İtalyanca öğrenmiş. Biraz İngilizce biraz da Fransızca bildiğini belirten Mazlum Beyhan, askerlik görevini yaptığı Artvin’i “Rusça’yı kullanabileceğim harika bir yerdi” diye anımsıyor. Bir dönem İskenderun Demir Çelik’te tercüman olarak çalışmış. Rusça çevirisindeki başarısı Beyhan’ı tiyatroyla da tanıştırmış. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Gencay Gürün’ün Anton Çehov’dan sahneye konulan oyunlarında Sovyetler Birliği’nden gelen ünlü yönetmen Leonid Heifetz’in reji asistanlığını büyük bir keyifle yapmış.

Bir dönem Türk Dil Kurumu’nda da çalışan Beyhan, 1991 yılında İzmir’de Devlet Demiryolları (TCDD) Matbaası’nda müdür olarak çalışmaya başlamış, daha sonra TCDD İzmir Müze ve Sanat Galerisi’ne atanmış. Müzenin kurucu müdürü olan Mazlum Beyhan 2013 yılında bu görevden emekli olarak kurumdan ayrılmış. 

Yıllar içinde yaptığı işler birbirinden farklı olsa da Rusça edebiyat çevirmenliğinden hiç vazgeçmemiş. Yaşam görüşü nedeniyle kimi güçlüklerle karşılaşan Beyhan, yaşadıklarının bugün kendisi için büyük bir kazanç olduğunu söylüyor. “İyi ki bu mesleği seçtim. Aziz Nesin söylediklerinde çok haklıymış. Yapabileceğim tek şeymiş bu, evde oturup çeviri yapmak” diye ekliyor.

“Önce Türkçen iyi olacak”

Çevirmenlik yaşamına başladığında pek çok yayıneviyle çalışmış Mazlum Beyhan. Bu yıllarda Melih Cevdet Anday, Remzi Bengi, Oğuz Akkan, Atilla İlhan, Yaşar Nabi Nayır, Aziz Nesin gibi edebiyat ve yayıncılık dünyasının önemli kişileriyle bire bir çalışma olanağı bulmuş. Mazlum Beyhan’ın ilk çevirisi “Sovyet Gözüyle Jöntürkler” kitabı 1974 yılında Bilgi Yayınevi’nden çıkmış. Türkçe’sinin iyi olduğu konusunda “tevazum yok” diyen Beyhan, bu konuda babasının katkısının büyük olduğunu söylüyor. Babası Ali İhsan Beyhan’ın “Türkçen iyiyse bütün derslerin iyidir” sözünü hiç aklından çıkarmadığını belirtiyor. 

Beyhan, okuldan yeni mezun olduğu sıra Varlık Yayınevi’nin sahibi Yaşar Nabi Nayır’a üzerinde içinde küçük bir mektup olan çeviri denemelerimden birini göndermiş, “Rus Filolojisi’ni bitirdim, Gorki okuyor ve çeviri denemeleri yapıyorum” demiş ve kaç lira ödeyeceğini sormuş. Nayır da yarım boy mektupluk kağıda, “Dur bakalım delikanlı, hemen para konuşmayalım” yazarak yanıt vermiş, çeviride fazla öz Türkçe kullandığıma ilişkin uyarısını da eklemiş.

Mazlum Beyhan, mesleğe ilk başladığında bir yemekle ödenen telif ücretlerinin şimdi düzenli ve hak ettiğince ödeniyor olmasından mutlu. Bugün İş Bankası Kültür Yayınları’yla çalışan Beyhan, “Şimdi e-kitap yani dijital yayınların telifini de ödüyorlar. Açıkçası e-kitabın bu kadar yaygınlaşacağını tahmin etmiyordum ama okuyucu sayısı hızla artıyor. Hatta sanırım Amazon’da yayınlanan dijital kitapların okur sayısı baskılı kitabın sayısını geçmiş. Bizde henüz öyle değil” diyor.

Aziz Nesin’in öngörüsü

Yaşamında Yazar Aziz Nesin’in çok önemli bir yeri olduğunu, kendisine ilişkin öngörülerinde haklı çıktığını belirten çevirmen Mazlum Beyhan, yazarla ilk görüşmelerine ilişkin anısını şöyle anlatıyor: 

“Kendisiyle tanışmayı çok istiyordum. Kemal Tahir’le ortak olarak kurduğu, ama sonra kapanan Düşün Yayınevi’ni yeniden ayağa kaldırmıştı. Gazeteye ilanlar vermişti, çevirmen de aranıyordu. Ben de çevirdiğim bir kitaptan örnek sayfalar götürdüm. Dağıstanlı şair yazar Rasul Hamzatov’un bir kitabıydı. ‘Birkaç gün sonra gel’ dedi bana. Ben de öyle yaptım. Verdiği yanıt müthiş keyif verdi. ‘Ben Hamzatov’u tanırım, bu adam bu kadar güzel bir şey yazamaz. Sen buna kuş kondurmuşsun’ dedi. Otobiyografik bir kitaptı. ‘Ben çok beğendim yayınlayacağım bunu’ dedi. Üstüne 2 bin 500 lira yazarak bir makbuz kesti ve bana paramı hemen oracıkta nakit olarak ödedi. Emeğimin karşılığını ilk veren insanlardan biridir Aziz Nesin. Ve bana söylediği çok önemliydi. ‘Sen Türkçe’ye müthiş hakimsin. Sakın başka iş yapma. Zorlanacaksın, ama bu yolda ısrar et. Sakın devlet memuru olmaya çalışma’ dedi. Ama yıllar sonra koşullar nedeniyle Devlet Demiryolları’nda memur olarak çalıştım ve oradan emekli oldum. Orada da hep çeviriye devam ettim. Düşünüyorum da, Aziz Nesin doğru söylemiş, çevirmenlikte ısrarcı olmam en doğrusu olmuş.”

Dile hakimiyet önemli

Dil öğrenmenin ve edebiyat çevirisi yapmanın kısa sürede öğrenilecek, başarılacak bir iş olmadığını vurgulayan Mazlum Beyhan, çevirmenin çeviri yaparken çok sayıda kaynaktan yararlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Çeviride “kaynak” ve “hedef” dile hakimiyetin en önemli konu olduğunun da altını çizen Beyhan, “Kaynak dili elbette çok iyi bileceksin. Konuyu kaynak dilde analiz edecek, dağıtacaksın, sonra hedef dilde toparlayacaksın. Ama hedef dile hakimiyet de çok çok iyi olmak zorunda” diye ekliyor. 

Çeviri yaparken eski sözlüklerden mutlaka yararlandığını anlatan Mazlum Beyhan, Rus tarihini de sürekli çalıştığını söylüyor. Rusça’da ve Türkçe’de ortak sözcükler bulunduğunu belirten Mazlum Beyhan, “ödünç alınmış sözcükler” sözlüğünden yararlandığını belirtiyor. “Çevirmen sadece dil sözlüğü değil, her şeyin sözlüğünü elinin altında bulundurmak zorunda. Argo, felsefe, sosyoloji, sinema sözlüğü olacak. Dilin jargonuna da hakim olacaksınız” diyen Beyhan, çeviri yapacak kişilerin mutlaka kendi dillerini çok iyi bilmeleri gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Anadolu Üniversitesi’nin öğrencileri için Rusya ile eğitim anlaşması yaptıklarını duyuyorum. Güzel gelişmeler. Ancak orada dili çok iyi öğrenecek arkadaşların bizim kendi dilimizdeki, kaynak dilimizdeki edebiyatçılarımızı da çok çok iyi bilmesi gerekiyor. Sen Sait Faik’i, Nazım Hikmet’i, Salah Birseli okumazsan, Melih Cevdet’i bilmezsen, onları gönül indirip okumazsan olmaz. Türkçe’ye hakim olmak, Aziz Nesin’in dediği gibi kuş kondurabilmek ve iyi bir edebi çeviri yapabilmek için Türkçe’yi çok iyi bilmek gerek.” 

Sadece Rusça’dan çevirileri değil, farklı dillerden çok iyi çevirmenlerin çeviri kitaplarını da okuduğunu kaydeden Mazlum Beyhan, “Çevirmen aynı zamanda yaratıcıdır” diyor. Çeviride özgün metine mutlak sadık kalınması gerektiğine de değinen Beyhan, içlerinde Dostoyevski, Kropotkin, İlya Ehrenburg, Saltıkov Şçedrin, Çernişevski, Rasul Hamzatov, Radi Fiş, Tolstoy ve Gogol’un de bulunduğu  bugüne kadar yaklaşık 70 kitap çevirdiğini belirtiyor. Dağıstanlı ünlü şair yazar Rasul Hamzatov’un Türkiye’ye geldiği yıllarda tercüman olarak hep kendisiyle çalıştığını ve bundan mutluluk duyduğunu söylüyor. Tolstoy, Dostoyevski, Çehov ve Kropotkin’in de çevirmekten hoşlandığı yazarlar olduğunu söyleyen Beyhan, “Eğer hayatta olsalardı Çehov ve Dostoyevski ile tanışmak isterdim” diyor. 

Yaşamının 35 yılında Rusça’dan çeviriler yapan Mazlum Beyhan’a Rus edebiyatının önemini soruyorum. “Rus edebiyatını edebiyat yapanlar Rus yazarları. O dili yazar, ibrişim gibi büker, kanaviçe gibi işler. Bir halı dokuyor gibi, hayranlık duyulan bir dille yaratılan o ahenk, o bütünlük edebiyat işte. Dile müthiş hakim yazarları var. Öte yandan 19. Yüzyıl’da hemen hemen tüm Avrupa’da ve Rusya’da da olağanüstü eserler yaratıldı. Ama gitgide bitti. Sanırım bir dönem bitti. Bir Stendhal, bir Balzac var mı şimdi? 19. Yüzyıl, tıpkı Rönesans gibi yaratıcı bir dönem” diye yanıtlıyor.

* * *

Türkyılmaz Mahallesi Muhtarı kitaplığa bağış bekliyor 

İzmir’in Konak ilçesinin Türkyılmaz Mahallesi Muhtarı Yaşar Aydoğan, muhtarlığındaki kitaplığa bağış bekliyor. Mahallesinde yaşayan çocuklar için muhtarlık binasının önünde küçük bir kitaplık oluşturan Aydoğan, pandemi döneminde en çok çocukların kitap okumak için kendisine başvurduğunu söyledi. Yaşar Aydoğan, “Bu küçük kitaplık artık çocuklara yetmiyor, İzmirlilerden okumadıkları kitapları mahallemizdeki çocuklarımız ve sakinlerimiz için kitaplığımıza bağışlamalarını istiyoruz” dedi. Kitap bağışlamak isteyen vatandaşlar Türkyılmaz Mahallesi Muhtarı Yaşar Aydoğan’a 0.232.441 86 98 numaralı telefonu aracılığıyla ulaşabilir.

* * *

Ben Ne Okudum?

Prof. Dr. Afet İnan / Arı İnan / Remzi Kitabevi

Kızı Arı İnan tarafından yayına hazırlanan “Prof. Dr. Afet İnan”, Atatürk’ün manevi kızı olarak tanıdığımız Prof. Dr. Afet İnan’ın yaşam öyküsünü anlatıyor. Kitapta, Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eden, yeni bir ülkenin çağdaşlığa giden yoldaki taşlarını döşeyen mimarlardan birisi olan Prof. Dr. İnan’ın çocukluk ve gençlik yılları, Gazi Mustafa Kemal ile tanışması, Cenevre’deki öğrenim yılları, yaptığı özel araştırmalar, Atatürk için yazdıklarından seçmeler ve özel yaşamı yer alıyor. Çok keyifli bir anlatımla kaleme alınmış olan kitap, tarihine sahip çıkmış, ülkesini yurt dışında tanıtmak için yıllarca azimle çalışmış, araştırmalar yapmış, unutulmuş değerlerimizi dünyaya anlatmış ve Atatürk gibi bir öğretmenin önderliğinde yetişmiş, bir Türk kadınının gurur veren öyküsünü anlatıyor. Herkesin ama özellikle de kadınlarımızın okuması gereken müthiş etkileyici bir öykü.

* * *

Çok satanlar

Madalyonun İçi – Gülseren Budayıcıoğlu – Remzi Kitabevi
Osman – Ayfer Tunç – Can
Bizi Sürükleyen Nehir – Zülfü Livaneli – Doğan Kitap
Kral Kaybederse – Gülseren Budayıcıoğlu – Remzi Kitabevi
Fikri Hür Vicdani Hür – İsmail Küçükkaya – Nemesis Kitap
Yeşilin Kızı Anne – L.M.Montgomery – Fliper Yayınları
Suya Yazılan – Fazıl Say – Romancı
Bir Nefes Gibi – Ferzan Özpetek – Can
Fetö’nün Solcuları – Hikmet Çiçek – Kırmızı Kedi Yayınevi
Ömrümden Uzun İdeallerim Var – Suna Kıraç – Suna ve İnan Kıraç Vakfı

Bu liste Duvar, Kırmızı Kedi, Pan, Remzi ve Yakın Kitabevi’nin katkılarıyla oluşturuldu.