Alaylı gazeteciyim

Bizim mesleğimizde gazetecilik eğitimi verilen yüksek okuldan mezun olanlara “mektepli”, mesleği usta-çırak ilişkisiyle öğrenip sürdürenlere “alaylı” deniyor. Mesleğe başladığım sıralarda, yaklaşık 40 yıl önce da öyleydi, şimdi de. İzmir Ticaret Lisesi mezunuyum, o nedenle “alaylı” gazeteciyim.

20 aylık vatani görevimi 1981 yılı sonbaharında tamamladıktan sonra İzmir’e, mevsimlik tütün işçisi annemin yanına dönmüştüm. Askere gitmeden önce profesyonel fotoğrafçılık yapıyordum. Askerlik dönüşü mesleğime devam etme kararı almıştım. 

Bir emekli Astsubay, Karşıyaka Aksoy’daki küçük bir fotoğrafçı dükkanını devrediyordu. Devralmayı düşündüm, ama yeterli birikimim olmadığından vaz geçmiştim.

Agora semtinde ikamet ediyordum. Aynı mahallede memleketlim Tarık Sarı’nın küçük fotoğrafçı dükkanı vardı. Karer Pasajı’ndaki işyerine sık sık uğrardım. 

Tarık Sarı’nın işyerine gidişlerimin birinde askerden yeni dönmüş bir arkadaşla tanıştım. O da benim gibi sağa sola iş bakıyordu. Benim de iş aradığımı öğrenince İzmir İtfaiyesine başvurmamızı teklif etti. “İtfaiyecilik de aklına nereden geldi?” diye sordum. “İtfaiyeciliğe talep azmış, bize hemen iş verebilirler” dedi… Kafama yattı, teklifini kabul ettim. Birer dilekçe yazarak başvurduk. 

İtfaiyecilik için başvurumuza cevap beklediğimiz sırada, fotoğrafçılıktan tanıdığım bir arkadaşımla karşılaştım. Eşrefpaşa Yağhaneler’de sahibi vefat etmiş bir fotoğrafhaneyi işletiyordu. Ek iş olarak bir gazetede gece muhabirliği yapıyordu.

Fotoğrafçı arkadaşımın işi icabı memleketine gitmesi gerekiyordu. Giderken bana, “İki hafta benim yerime bakar mısın, gece muhabirliği yapar mısın?” diye sordu. Nasıl olsa işim yoktu, denemekte fayda vardı, kabul ettim.

Gazetedeki ustalarımın yardımıyla yol aldım. Arkadaşımın yerine bakarken geçen yaklaşık 15 günde gazeteciliği benimsedim ve bu mesleğe devam etmeye karar verdim. Yaptığım işler, çektiğim fotoğraflar başarılı görülmüş olmalı ki, foto muhabiri olarak çalışma teklifi aldım. 

Ben gazete muhabirliğine devam ederken birlikte itfaiyeciliğe başvurduğumuz arkadaşım da belediyede işe girdi. Boyu, kilosu, vücut yapısı uygun görülmediğinden itfaiye teşkilatına değil de başka bir birimde işe başlatıldı.

Gazetelerde foto muhabirliğimi sürdürürken bu işin inceliklerini usta gazetecilerden öğrenmeye çalıştım. Yaklaşık 30 yıl gazetecilik yaptıktan sonra 2014 yılında emekli oldum. Yıllar içinde sarı basın kartım oldu. Sürekli basın kartı taşıyorum.

Meslek büyüklerim içinde en kıdemlisi merhum Rauf Lütfü Aksungur ağabeyimdir. 1913 yılında İstanbul’da doğan Rauf Lütfü Ağabey 1922 yılında İzmir’e gelmiş, 1930 yılında İzmir gazetelerinde muhabirlik yapmaya başlamış. 

İzmir Gazeteciler Cemiyetince “şeyh-ül muhabirlik” ünvanı verilen Rauf Lütfü Ağabey, İzmir’de 70 yıl muhabirlik yapmış. Allah rahmet eylesin 2007 yılında 94 yaşında vefat etti, Çeşme ilçesindeki Yeni Çakabey Kabristanı’nda yatıyor.

Gazetecilik mesleğe başlamamda, yetişmemde ve kendimi geliştirmemde emeği ve katkısı olan tüm büyüklerimi saygıyla, birlikte çalışma fırsatı bulduğum arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyorum. Hayata veda edenleri rahmetle anıyorum.