Gürültü Kentine Yergi Ve Yüce Uykuya Övgü

Herkes duysun! Güzelliğiyle ve uygarlığıyla övünen bu kent bir gürültü kenti
Çok zaman oldu kentte insanlar bedeni ve aklı yenileyen yüce uykuyu yitireli.
Gece boyu evler, sokaklar, caddeler, meydanlar ışıl ışıl ve uykuya dalmışların karanlık gecelerine, rengârenk rüyalarına salınan o korkunç gürültü
Yüce uyku belli ki lazım değil artık hiç kimseye
Hep birlikte çılgınlar gibi dönüp durabiliriz içine düştüğümüz bu gürültü kentinde.

Ey kent! Yüzün solacak; bedenin eriyecek; saçların dökülecek; derin pul pul kabaracak;
O dillere destan güzelliğin sır olacak; güzellik için yenilenmiş bir beden lazım; yenilenmiş bir beden için yüce uyku
Ey kent! Senin için kitaplar yazılmayacak; şarkılar yapılmayacak; değil ki bir orman serinliği bir ağaç gölgesine, nefes alacak bir boşluğa, sakin bir kıyıya hasret kalacaksın; hiç durmadan küfürler yükselecek kir pas içindeki sokaklarında; insanlar birbirine çarpa çarpa yürüyecek
O dillere destan uygarlığın sır olacak; uygarlık için yenilenmiş bir akıl lazım; yenilenmiş bir akıl için yüce uyku.

Kimse söylemiyor ne ki herkes biliyor; beden hasta; akıl hasta; kent hasta; hastayız hep birlikte
Gökyüzünün altında sessizce yürümek ve yeryüzünün üstünde sessizce uyumak bizi iyileştirebilir ancak
Güneşli çayırlar iyileştirebilir; berrak su kıyıları ve üzerine uzanabileceğimiz sıcak bir toprak
Susmak iyileştirebilir; susmak ve yüce uykunun sonrasındaki o derin uyanışta sükûnetle yeniden konuşmaya başlamak.