A’dan Z’ye Mısır Ve Nil Gezisinden Notlar – 22

A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlarımı paylaşmayı sürdürüyorum…

2. Ramses: Mısır gezimizde en çok dikkatimi çeken konulardan biri “Ramses” adının ülkede çok kullanılan marka adı olmasıydı. Otel, lokanta, gemi, çeşitli mağazalardan tutunda parfüm markalarına bile Ramses adı verilmişti. Peki, kimdi bu Ramses?

Kadeş Savaşı’nda düşmanlarını alt etmiş 2. Ramses rölyefi
Ebu Simbel Tapınağı – Aswan

Eski Mısır tarihinde birçok Ramses olmasına karşın Ramses denilince ilk akla gelen firavun 2. Ramses’tir. Bizler onu daha ilkokul sıralarında Kadeş Savaşı ve Kadeş Barış Antlaşması ile duymuştuk. Niçin bu kadar önemli bir kişidir 2. Ramses? Bir bakalım:

20’li yaşlarının başında tahta geçen 2. Ramses; Mısır’ı MÖ 1279’dan MÖ 1213’e kadar, tam 66 yıl yönetmiştir. Yaklaşık 90 yıl yaşamış. Eski Mısır tarihinde en uzun yaşayan ve tahtta kalan firavunlardan biridir.

Mısır’ın altın çağı boyunca firavunluk tahtına oturan 2. Ramses çok çocuk sahibi olmasıyla da ünlüdür. Yaklaşık 110 oğul ve 60 civarında kız çocuğu vardı. Anlaşılan Firavun her anlamda güçlü ve verimliymiş.

Krallar Vadisi ziyaretimizde 2. Ramses’in mezarını gezmedik, ancak rehberimiz mezarın önündeki tabelada bizi bilgilendirdi. Adeta bir “mezar – köy” olan bu mezar galerisinde 2. Ramses’in sahip olduğu oğulları içinde mezar odaları hazırlatmıştı. Krallar vadisinin en büyük mezar galerisi 2. Ramses’e aittir.

Egemenliği boyunca görkemli boyutta tapınaklar yaptırdı. Karnak ve Abu Simbel’deki mimari başyapıtlar bunlardan en önemlileriydi. Ayrıca “Ramesseum adını verdiği büyük bir saray – tapınak yerleşkesi yaptırdı. Gücün ve görkemin simgesi olan bu yapılar halka ağır angaryalar ve yoksulluk getirdi. Büyük boyutlarda eserler yaptırarak hep gündemde kalmayı, tanrılara yakın olmayı ve komşularına gözdağı vermeyi amaçlamıştı.

2. Ramses ve oğullarına ait mezar galerisini gösteren pano.
Krallar Vadisi – Luksor

Ölümünden sonra tahta geçen bütün firavunlar 2. Ramses’i örnek alarak birçok işler yapmak istediler, ancak hiçbiri onun kadar başarılı olamadı. 2. Ramses ölümünden yaklaşık 3 bin yıl sonra bile adından söz ettirmeyi başardı.

1881 yılında 2. Ramses’in mumyası Fransız bilim insanlarınca bulundu ve Mısır Müzesi’nde korumaya alındı.

1974 yılında bilim insanları, firavunun kalıntılarını incelerken, mumyanın bir mantar büyümesi tehdidi altında olduğunu ve çürümeyi önlemek için acil tedaviye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mumyanın Fransa’ya götürülmesine karar verildi.

Fransız yasalarına göre, ülkeye giren, ölü ya da diri herkes pasaport sahibi olmalıydı. Bu yüzden Mısır hükümeti firavuna bir pasaport çıkardı ve onu “Kral (merhum)” olarak etiketledi. Böylece 2. Ramses pasaportla yurtdışına çıkan ilk kral mumyası olarak tarihte yerini aldı.

Bugün 2. Ramses kültür sanat dünyasına esin kaynağı olmayı sürdürüyor. 2. Ramses’i daha ayrıntılı öğrenmek isterseniz Christian Jacq’ın 5 ciltlik bir “Ramses” roman dizisini okuyabilirsiniz.

Rosetta Taşı: Kahire’deki Mısır Müzesi gezimize Rosetta Taşı’nı (reprodüksiyon) inceleyerek başladık. Üç dilde yazılar içeren bu taş olmasaydı bugün Eski Mısır’a dair bilgilerimiz sınırlı kalacaktı. Bu eser Reşadiye Taşı, Reşid Taşı ve Memfis Kararnamesi adları ile de anılmaktadır. Gelelim bu taşın öyküsüne:

5 Temmuz 1799’da Napolyon Bonaparte’ın askerleri Mısır’ın Reşid kasabası yakınlarında kazı yaparken ağırlığı yaklaşık 760 kilogram olan, 72 santimetre genişliğinde, siyah bazalttan yapılmış, üzerinde yazılar olan bir taş buldular. Askerler, bulunduğu yere atfen taşa Reşid – Reşadiye Taşı adını verdiler.

Rosetta Taşı – British Museum – Londra

M.Ö. 196 yılında yazılan taşın üzerinde aynı metnin Demotik (Mısır’da o dönemin günlük dili), Antik Yunan (yönetim dili) ve Hiyeroglifle yazılmış üç sürümü bulunuyor. Bir kısmı kırılmış olan taşın üzerinde 14 satır Hiyeroglif yazısı, 32 satır Demotik yazı, 53 satır da Antik Yunan yazısı vardı. Peki, niçin üç dilli bir yazıt hazırlanmıştı, amaç neydi?

Mısır Kralı Ptolemy’nin tahttaki birinci yılı şerefine bir rahipler konseyi tarafından yazılan ve tapınaklara yerleştirilen bu metinde, tapınaktaki rahiplerin krala bağlılığı anlatılıyordu. Yazıtı herkesin anlaması için üç dille hazırlatmışlardı.

Bu yazıtlardan biri de Mısır’ın Memfis bölgesindeki bir tapınağa da gönderilmişti. Bu nedenle bu taşın bir adı da Memfis Kararnamesi’dir.

Rosetta Taşı’ndaki Antik Yunanca’yı okuyabilen uzmanlar, hiyerogliflerin şifresini çözmek için Yunanca’yı anahtar olarak kullandı. İngiliz fizikçi Thomas Young, yazıttaki hiyerogliflerde Kral Ptolemy’nin isminin yazdığını ilk çözen kişi oldu. Ardından Fransız akademisyen Jean – François Champollion, hiyerogliflerin güncel Mısır dilindeki (Kıptice) sesleri gösterdiğini keşfetti ve hiyerogliflerin sırrı büyük ölçüde çözmüş oldu.

Rosetta (Reşid) Taşı, dünyanın bilinen en eski çok dilli yazıtıdır. Eserin orijinali British Museum’da sergilenmektedir. Peki, bu taş oraya nasıl gitti?

Napolyon’un Mısır’da yenilmesiyle, 1801’de imzalanan “İskenderiye’nin Bırakılması Anlaşması” sonucu, Fransızların Mısır’da bulduğu eserler de İngilizlerin korumasına geçti ve Rosetta Taşı 1802’de İngiltere’nin Portsmouth Limanı’na ulaştı. Taş, Kral 3. George’un emriyle aynı yılın Temmuz ayında British Museum’da sergilenmeye başlandı.

Rosetta Taşı yalnızca 1. Dünya Savaşı sırasında zarar görmemesi için gizli bir yere kaldırılmış, savaş sonunda müzeye geri gönderilmiştir.

Konu ile ilgili daha geniş bilgi edinmek isterseniz John Ray’in “Rosetta Taşı ve Antik Mısır’ın Yeniden Doğuşu” adlı kitabını okumanızı önerebilirim. John Ray, Cambridge Üniversitesi Mısırbilim profesörü ve British Academy üyesidir. Times Literary Supplement ve başka dergiler için yazılar yazmaktadır. Yazarın “Reflections of Osiris: Lives from Ancient Egypt (Osiris’in Yansımaları: Antik Mısır’dan Yaşamlar)” adlı bir kitabı daha vardır. Bu kitap henüz Türkçe’ye çevrilmemiştir.