Portekiz Sinagogu’nun tarihine ışık tutan makale

Mülkiyeti İzmir Musevi Cemaati’ne ait olan Portekiz Sinagogu bugün Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Merkezi olarak kullanılıyor. Restorasyon karşılığı EGİAD’a 20 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edilen sinagog 1976 yılında geçirdiği yangından sonra uzun yıllar depo olarak kullanılmıştı. Toplamda yaklaşık 300 metrekare alana sahip olan bina bugün toplantı ve eğitimler için kullanılıyor.

Batı Anadolu Yahudi tarihi araştırmalarıyla tanıdığımız Dr. Siren Bora‘nın Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak ile birlikte hazırladığı “Tarihi ve Mimari Özellikleriyle Portugal Sinagogu” başlıklı makalesi, sinagoga ilişkin önemli bilgiler içeriyor. İstanbul Üniversitesi’nin uluslararası akademik hakemli elektronik dergisi Art-Sanat’ta [1] yayımlanan makalede, Portekiz Sinagogu’nun tarihi, mimari özellikleri, 2017-2018 yılları arasında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

Makaleden sinagogun İzmir’in Osmanlılar tarafından feth edilmesinden sonra Yahudilerinin ilk yerleştiği bölgelerden biri olan Pazar yerinde kurulduğunu öğreniyoruz. Sinagogun Portekiz kökenli Yahudiler tarafından 1630’lu yıllarda inşa edildiği sanılıyor. Pazar yeri o yıllarda bir çoğunluğu ticaretle uğraşan Portekiz kökenli Yahudiler için önemli olan bir bölgeymiş. Osmanlı Dönemi İzmir Yahudi Mahallesi de zaman içinde Portugal Sinagogu çevresinde şekillenmiş. Bölgedeki güçlü ticari hareketlilik nedeniyle sinagog, kentteki Yahudi yerleşim alanının tam merkezinde yer almış.

Portugal Sinagogu, büyük yangın (başlıca 1772 ve 1841) ve deprem (başlıca 1688 ve 1789) felaketlerine, Sabetay Tsevi’nin sinagogu işgali dahil pek çok tarihi olaya şahit olmuş. 1976 yılında geçirdiği yangında büyük hasar görmüş, tavanı ve tüm ahşap doğramaları yok olmuş. Yangın ve sonrasındaki kötü müdahalelerle özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiş. Yapı 2017-2018 yıllarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları ile aslına uygun bir şekilde ayağa kaldırılmış.

Restorasyon çalışmaları, yapıyı sinagog olarak kullanıldığı yıllarda gören, hatta görev yapan kişilerin verdiği bilgiler, eski fotoğraflar, sıva raspaları ve zemin araştırmaları ile elde edilen bulgulardan hareketle hazırlanan projeler doğrultusunda gerçekleştirilmiş. Yapı 2019 yılından itibaren EGİAD Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Merkezi olarak kullanıma açılmış.

Dr. Siren Bora ile Doç. Dr. Şakir Çakmak‘ın İzmir’in önemli bir kültürel mirası olan Portekiz Sinagogu’na ilişkin makalesinin genişletilmiş özetinde “sinagog” kelimesinin etimolojik kökeninin Grekçe “sunagogi” sözcüğünden geldiği belirtiliyor. Makalenin özetinde şu bilgiler yer alıyor:

Sinagog, yaklaşık olarak İ.Ö. 7. Yüzyıl’dan itibaren İsrail topraklarında ve ardından sürgün yıllarında diasporada inşa edilen Yahudiliğe özgü çok fonksiyonlu kurumsal dini yapıları ifade eder. Bu yüzden sinagog, sadece (beit hatefila / dua evi) değildir. Dua evi fonksiyonuna ilave olarak, hem (beit haknesset / toplantı evidir) hem de (beit hamidraş / eğitim evidir). Ayrıca (beit din / yargıçlar kurulu / mahkeme) tarafından toplantı mekânı olarak da kullanılmaktadır. Söz ettiğimiz son üç fonksiyon, çoğunlukla yapı kompleksine dâhil olan müştemilatta (ek bölümlerde) icra edilmektedir. Öte yandan Osmanlı sınırları içerisindeki bazı kentlerde, söz konusu müştemilatın, gereksinme duyulduğu takdirde hastane ya da hapishane olarak kullanıldığı görülmektedir.

Dolayısıyla bu makalede, öncelikle, Yahudiliğin ve Osmanlı Yahudi toplumunun vazgeçilmezi olan, çok işlevli kurumsal bir dini yapı ele alınmıştır. Bu yapı, bir yandan diaspora Yahudilerine ortak bir kimlik kazandırıp aidiyet sağlamakta ve bu aidiyeti koruma altına almakta, diğer yandan, gerek kent ve gerek diaspora coğrafyası bağlamında Yahudi topluluklarını âdeta bir tutkal gibi birleştirmekte ve bir arada tutmaktadır. O hâlde sinagogların, inşa edildikleri kentlerdeki Yahudi mahallesinin (Juderia’nın) tam merkezinde konumlanması ve mahallenin dini-toplumsal aidiyetini vurgulaması kaçınılmazdır.

Osmanlı Dönemi İzmir’inin en eski sinagoglarından biri olan Portugal Sinagogu, Portekiz kökenli Yahudiler tarafından 17. Yüzyıl’ın ilk yarısında (tahminen 1630’lu yıllarda) inşa edilmiştir. İnşa edildiği yer, İzmir, Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Yahudilerin ilk yerleştiği bölgelerden biri olan Pazar (Çarşı) yeriydi. Aynı zamanda, sahile ve İç Liman’a oldukça yakın bir konuma sahip olan bu bölge, büyük bir çoğunluğu ticaretle uğraşan Portekiz kökenli Yahudiler için oldukça cazipti.

Muhtemelen bölgenin güçlü ticari aktivitesinden dolayı sinagog, 17. Yüzyıl’ın ikinci yarısından itibaren kentteki Yahudi yerleşim alanının tam merkezinde kalmıştı. Söz gelimi Sabetay Tsevi tarafından 1650’li ya da 1660’lı yıllarda kullanıldığı düşünülen ev, Portugal Sinagogu’nun tam karşısındaydı. 19. Yüzyıl’ın ilk yarısında inşa edilen Hahamhane ve Rothchild Hastanesi ise, sadece on metre ilerideydi. Yine aynı yüzyılın eseri, ihtişamlı yapı Lazaretto, Havra Sokağı’nın Dikilitaş Sokak ile birleştiği noktadaydı.

Havra Sokağı ile Hahamhane’yi birbirine bağlayan ve Rothschild Hastanesi yakınından son bulan Bohor Levi Sokak, Portugal Sinagogu’na teğet geçiyordu. Diğer sinagoglar ise, Portugal Sinagogu’na yakın mesafede inşa edilmişlerdi. 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında adları belirlenen Yahudi mahalleleri “Bene İsrael (İstiklal)”, “Çavez (Kurtuluş)”, “Tsontsino (Sakarya)”, “Hahambaşı (Güzelyurt)”, “Efrati (Güneş)”, “Yeni” ve “Hurşidiye”, Portugal Sinagogu’nun çevresini âdeta bir halka gibi sarmıştı.

Yaklaşık olarak Portugal Sinagogu ile aynı tarihlerde inşa edildiğini belirlediğimiz diğer sinagog, Pinto Sinagogu’dur. Yeri, Smyrna Agorası kazı alanının hemen yanında Kadifekale eteğindeydi. Yahudi mahalleleri sinagoglar çevresinde şekillendiğine göre, İzmir Yahudilerinin 1630’lu yıllarda saptayabildiğimiz ilk yerleşim alanı, Portugal ile Pinto sinagogları arasında kalan topoğrafyaydı.

İzmir Yahudi Mahallesi’nin 1640 yılından itibaren yayıldığı alan, belli başlı sosyal ve dini yapıların inşa tarihlerinden yola çıkarak belirlenebilmektedir. Pazar yerinde bulunan Neve Şalom Sinagogu’nun kuruluş tarihi 1640’lı yıllardı. 1660 yılında Senyora (Giveret) Sinagogu inşa edilmişti. Senyora ve Neve Şalom Sinagogları arasındaki alanda 1660’lı yıllarda Orehim (Foresteros) ve Algazi sinagogları inşa edilmişti. Sinagogların yer aldığı ulaşım hattı ise, Havra Sokağı olarak tanımlanmıştı.

Demek ki İzmir Yahudi Mahallesi, 1630 ile 1660 yılları arasında Portugal Sinagogu çevresindeki bölgede biraz Smyrna Agorası’na doğru, ama özellikle Pazar yeri ve İç Liman yönüne doğru yayılarak genişlemişti. Portugal Sinagogu’nun kentin ekonomik aktivitesi içerisindeki merkezi ve stratejik konumu, İzmir Yahudi Mahallesi’nin de onun çevresinde gelişip büyümesini sağlamıştı. O hâlde Portugal Sinagogu, İzmir Yahudi Mahallesi’nin kuruluş aşamasındaki başlangıç noktalarından biriydi.

Portugal Sinagogu, 12 Aralık 1665 tarihinde, Sabetay Tsevi ile ilişkili olayların tam merkezinde yer aldı. Olayların fitilini ateşleyen faktör, İstanbul Hahambaşılığının, Sabetay Tsevi’ye ilişkin herem (uzaklaştırma / aforoz) kararı verdiği ve lanetlediği mektubun İzmir Yahudi toplumuna okunmasıydı. Tsevi karşıtı olarak, Hayim Pena hedef seçildi. Şabat sabahı, Portugal Sinagogu’na ibadete giden Hayim Pena, ona büyük bir öfke duyan Sabetay Tsevi’nin, beş yüz müridi ile birlikte sinagogu basmasına neden oldu. Bu olaydan sonra Portugal Sinagogu, Sabetaycıların İzmir üssü olarak anıldı.

Sinagog, İzmir’i yerle bir eden 1688 depreminde yıkıldı. 1772 ve 1841 yangınlarında ise, tamamen yanıp kül oldu. Her seferinde sinagog tekrar inşa edildi. 1976 yılında geçirdiği yangında büyük hasar gördü, tavanı ve tüm ahşap doğramaları yok oldu. Yangın sonrasında uzun yıllar depo olarak kullanılan yapının zemini ve duvarları çimento sıva ile kaplanmış, doğu ve kuzey duvarlarındaki tüm niş ve pencereler kapatılmıştı. Güney cephesinin doğu ucundaki pencere bir giriş açıklığına dönüştürülmüş, avlunun kuzey duvarındaki giriş açıklığı örülerek iptal edilmişti.

Yangın ve sonrasındaki kötü müdahalelerle özgünlüğünü büyük ölçüde yitiren yapı, 2017-2018 yıllarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları ile özgün hâline uygun bir şekilde ayağa kaldırıldı. Restorasyon çalışmaları, yapıyı sinagog olarak kullanıldığı yıllarda gören, hatta görev yapan kişilerin verdiği bilgiler, eski fotoğraflar, sıva raspaları ve zemin araştırmaları ile elde edilen bulgulardan hareketle hazırlanan projeler doğrultusunda gerçekleştirildi ve 2019 yılından itibaren bir sivil toplum kuruluşu tarafından sosyal-kültürel tesis olarak kullanılmaya başlandı.

Dipnot:

[1] Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki defa yayımlanan Art-Sanat dergisi “Türk toplulukları ve Türk topluluklarıyla ilişkili diğer toplulukların sanatı, sanat tarihi ve arkeolojik verileri ve diğer sanat alanlarıyla ilgili bilimsel çalışmaları desteklemek, yayımlamak ve geliştirmek” amacıyla yayınlanıyor. Dergi, Türk toplulukları ve Türk toplulukları ile ilişkili diğer topluluklar hakkındaki arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi, koruma-onarım, müzecilik ve sahne sanatları alanlarındaki akademik araştırma makalelerine yer veriyor.