Aman doktor derdime bir çare

Eşrefpaşa doğumlu Dr. Mustafa Hilmi Örde ilk ve ortaokulu mahalle okullarında okudu, arkasından Atatürk Lisesi’ne devam etti. Çocukluk ve ilk gençlik yılları zor ve sıkıntı içersinde geçti. 

Ayağında takunyalarıyla Değirmendağı’ndan Kemeraltı’na yemiş işliklerine gidip geldi, parmakları yara oluncaya dek çalıştı. Çalışma hayatına lise ve üniversite yıllarında tatillerde devam edip, okul masraflarını çıkardı. 

Liseden sonra hayalini kurduğu İstanbul Tıp Fakültesi’ne girmeyi başardı. Tıp fakültesinde Rektör Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel, Prof. Dr. Sadi Irmak, Ord. Prof. Hugo Braun, Ord. Prof. Dr. Rudolf Nissen, Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet, Ord. Prof. Dr. Mahzar Osman Usman, Ord. Prof. Dr. Julius Hirsch, Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar, Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli gibi değerli hocaların öğrencisi oldu.

Dr. Mustafa Hilmi Örde’nin doğduğu çocukluk ve ilk gençlik yıllarını yaşayıp doktorluk yaptığı Eşrefpaşa sokaklarını dolaşıp geçmişten izler aradım. Kahvehanelerini, “Eski külhanbeylerinden kalan var mı?” diye yokladım, Behlül’ün vitrininde yumurta topuklu ayakkabıları seyrettim.

Eski nikah salonunun önünden geçip Dere Sokak’ta yürüdüm, üst geçitten karşı caddeye geçtim. Eski adıyla Tatar Mahallesi’nde komşuluk ilişkilerinin devam ettiğini gözlemledim. Ağustos sıcağında serinlemek için kapıları açık tutulan evlerin önünde şekerleme yapan amca ve teyzelerle selamlaştım. Plastik boya kutuları, tenekelerde yetiştirdikleri rengarenk sardunyalar içimi açtı, çocukluk yıllarıma sokak aralarında oyun oynadığım günlere döndüm. 

Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nin arka garaj kapısı girişi yönünde bulunan, yıllardır sosyal medyada fotoğrafları yayınlanan yivli sütunlu çeşmenin haline üzüldüm. Halitbey İlkokulu’nun önünden geçip okulun eski mimarisiyle şimdiki arasındaki farkı değerlendirdim… 

1916 yılında Kırım Türkü Hacı Ali Efendi’nin yedi çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Dr. Mustafa Hilmi Örde’nin 380 Sokak’ta doğduğu, pencereleri batıya bakan iki katlı kagir evi buldum. Soracağım sorulara yanıt alamayacağımı bildiğim için evin yeni sakinlerini rahatsız etmedim. 

Akarcalı Camisi’nde ve eklentileri ilk bakışta fark edilen Nurkamer Camisi avlusunda soluklandım. Ağaç gölgesinde namaz saatini bekleyen mahallenin yaşlılarına, “Dr. Hilmi Örde’yi tanıyor musunuz?” diye sordum. Köprülerin altından çok sular aktığından olacak, tanıyamadılar.

Dr. Mustafa Hilmi Örde 1941 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup yedek subay olarak Hadımköy’de, arkasından İzmir Eşrefpaşa Hastanesi’nde doktor olarak görev yaptı, dahiliye mütehassısı oldu. Muayenesini doğduğu semtte 383-350 sokakların kesiştiği İncirmen Ailesi’nin bahçeli evlerinin zemin katında açtı, hastalarını burada muayene etti. 

Geçmişte yaşadığı sıkıntılı günlerini unutmadı, yaşlı ve yürüme zorluğu çeken hastaların evlerine gitti, ilaçlarını temin etti. İhtiyaç sahibi hastalarından para almaz, her hafta Eşrefpaşa Pazarı’ndan temin ettiği yiyecekleri tanıdık küfecilerle yoksul hastalarının evlerine gönderirdi. Yardım sever doktor olarak tanındı, ailesinin ve mahallesinin gururu oldu. 

Aynı yıllarda kiracısı olduğu İncirmen Ailesi’nin güzel kızı, “Galatasaraylı Majino” lakaplı futbolcu Adnan İncirmen’nin kız kardeşi Muhadder İncirmen Hanım’a aşık oldu. İzmir Belediye Başkanı Reşat Leblebicioğlu’nun kıydığı nikahtan sonra mutlu günler başladı, bu evlilikten tek erkek çocukları dünyaya geldi. 

Doktorluk görevini yaparken ciddi bir böbrek rahatsızlığına (Nefrit) yakalandı. Yurt dışından getirilmesi gereken ilaca ihtiyacı vardı. İlaç dışarıdan geldi, fakat gümrükten çıkarılıp kendisine ulaştırılamadı. Dokuz sene dokuz ay süren doktorluk yaşamında hastalarına şifa dağıttı, hayat kurtardı, ancak kendi hastalığına derman olamadı. 

Yakınlarına, “Doktor değil de sıradan insan olsaydım hastalığımın ölümle sonuçlanacağını bilmeyecek, moral bozukluğu yaşamayacaktım” dermiş. Dr. Mustafa Hilmi Örde, 17 Şubat 1952 yılında, 36 yaşında sevenlerini arkasında bırakarak yaşama veda etti. 

Dokuz sene dokuz ay süren hizmeti o günün şartlarında yeterli olmadığı için ölümünden sonra ailesine maaş bağlanamadı, bu nedenle eşi ve çocuğu mağduriyet yaşadı. Sevgili eşini kaybeden Muhadder Hanım kurslara gidip kadın berberi diplomasını aldı, Halil Rıfat Paşa Caddesi’nde  dükkan açıp kadın berberi olarak çalışmaya başladı. Aradığım yerlerden biri de bu berber dükkanınıydı. Tek katlı dükkan hatıralarıyla yerinde duruyordu. 

Dr. Mustafa Hilmi Örde’den günümüze Paşaköprüsü’nde bir mezar, doktor tabelası, diploması ve fotoğrafları kaldı. Genç yaşta hayata veda eden merhum doktor unutulmasın diye bu satırları yazdım… Eşrefpaşa Hastanesi’ne, Tatar Mahallesi’ne her gidişimde merhum Dr. Mustafa Hilmi Örde’yi anımsar, doktorun kısa süren yaşamını gözümde canlandırmaya çalışırım… Tam bu sırada kulağımda, “Aman doktor, derdime bir çare” şarkısı çınlar. 

Ne demiş şair: Mendilimin yeşili, ben kaybettim eşimi, al bu mendil sen de dursun, sil gözünün yaşını…