Lord Byron’ın İzmir Seyahati ve “Gavur İzmir”

Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, “İstanbul Risaleleri” isimli eserinde Fatih’in bedduasını kaydeder. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra kenti gezerken, kapalı bir mekandan inilti duyar. Fatih, sesin sahibini oradan çıkartıp, yanına getirtir. Neden hapsedildiğini sorar. Adam, gelecekten haber veren bir kahin olduğunu, kuşatma sırasında İstanbul’un Türkler’in eline geçeceğini söyleyince Bizans imparatorunun gazabına uğradığını ve bu nedenle hapse atıldığını söyler. Bu kez Fatih kahine, “İstanbul’un Türkler’in elinden çıkıp çıkmayacağını” sorar. Aldığı cevap şu olur: 

“İstanbul, Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki, mülk ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul, Türk malı olmaktan çıkacak.”

Fatih, bu sözler üzerine ellerini havaya kaldırarak şu bedduada bulunur: 

“İstanbul’da fethettiğim yerleri yabancılara satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar.” 

Fatih, yabancıların Osmanlı toprağını satın almasını yasaklamıştı. Yabancılar bu yasağı öncelikle Osmanlı tebaası kişilerle evlilikler yaparak delmişler, sonrasında da 1867’de Vilayetler Kanunu ile gayrimenkul alma hakkı kazanmışlardı. 

Halkın “gavur” dediği, kendilerini “Levanten” olarak tanımlayan bu kişiler İstanbul’da Ayasofya civarında, Marmara, Boğaz ve Haliç kıyılarında, İzmir’de ise Alsancak’ta Frenk Mahallesi’nde, Buca’da, Bornova’da, Torbalı’da geniş arazilerin sahipleri olmuşlardı.

1878 Osmanlı – Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasından itibaren ata topraklarını terk ederek İzmir’e yerleşmek zorunda kalan fakir Müslümanlar sahil bölgedeki zengin Hıristiyan halkın yaşadığı yerler için “Gavur İzmir” demişler. O zamanlar Samsun’da da “Gavur Samsun” denen bir bölge varmış. 

1465’te Fatih dönemi tarih yazarı Enveri tarafından kaleme alınan Düsturname-i Enveri’de de Hisarönü Camisi civarında bulunan Liman Kale’deki sahil kesim “Gavur İzmir” olarak anılır. 15. Yüzyıl’da İran’da yaşamış ünlü bir Timur Devleti tarih yazarı Şerafeddin Yezdi “Zafername” adlı eserinde Haçlılar’ın elindeki Aşağı Kale için “İzmir-i Gebran (Gavurlar İzmir’i)” demektedir. 

19. Yüzyıl’da kentteki Müslümanlar’dan bu terimi duyan bazı Avrupalı gezginler de Levantenler’in yaşadıkları sahil bölgesini “Gavur İzmir” olarak nitelendirmektedirler. Görüldüğü gibi İzmir “gavur” terimine yabancı değildir. Fakat tüm kenti kapsayan bir tanım da değildir.

1788’de Londra’da doğan, 1824’de Yunanistan – Mesolongi’de hayata veda eden, ünlü Anglo – İskoç şair Lord Byron, İstanbul ve İzmir’i Levanten dünyanın gözünden izlemişti. 1809 -1811 yıllarında Arnavutluk, Yunanistan, İstanbul, İzmir ve Çanakkale’yi kapsayan bir gezi yapmış, Osmanlı yönetimi altında olan topraklarda yaşayanlar hakkındaki gözlemlerini şiirlerine yansıtmıştı. 

Byron, 1810 yılı 5 Mart ve 11 Nisan arasında İzmir’i ziyaret etmiş, İngiliz Konsolosluğu’nda konaklamıştı. Bornova’da Whittall Ailesi’ne misafir olmuş, 11 Nisan sonrasında birkaç gün de Efes’i gezmişti.

“The Giaour, A Fragment of a Turkish Tale (Gavur, Bir Türk Hikayesinden Bir Kısım)” bugün bile okunan önemli bir eserdir. Uzun dramatik bir şiir olan The Giaour’da Byron kahvehanelerden birinde bir halk ozanından duyduklarını kendi yaşadığı bir olaydan da esinlenerek kurgular.

1813’de yazdığı şiirde Osmanlı yöneticisi Hassan’ın gözdesi Leila, Venedik asıllı sevgilisine, yani Giaour’a kavuşmak için haremden kaçması, Hassan ve adamları tarafından yakalanan Leila’nın öldürülmesi anlatılır. Sevdiği kadını bu kötü sondan kurtaramamış olmanın acısıyla çılgına dönen Giaour intikam almayı aklına koyar, pusu kurup Hassan’ı öldürür. 

Byron’ın şiirlerinde birçok Türkçe kelime yer almaktadır. İngilizcede “gavur (Müslüman olmayan – dinsiz)” anlamına gelen “infidel” kelimesi yerine şiirine “Giaour” ismi vermesi olumlu ve olumsuz eleştiriler almış, Avrupa’da büyük yankılar uyandırmıştı. 

“Gavur” terimini Avrupa literatürüne yerleştiren Lord Byron, 1867’deki Vilayetler Kanunu öncesinde yakınlarına yazmış olduğu mektuplarında kentten sadece “İzmir” olarak söz etmektedir. “Gavur İzmir” tanımı kullanmamaktadır. Frenk Mahallesi ve civarı için “Gavur İzmir” nitelemesi 1867’den sonra Batılılar’ın da diline geçmiştir.