“Entübe hasta sayısı” ne anlama gelir?

Sağlık Bakanlığı ülkemizde korona salgınının başladığını açıkladığı 10 Mart 2020 gününden itibaren kamuoyuna vaka sayılarını vermektedir. Unutulmamalıdır ki bu vakalardan her biri insandır. Bu rakamların her biri Covid-19 virüsünden hastalanmış bir insanın ve yakınlarının hayatlarını, sağlık çalışanlarının hayatları pahasına gösterdikleri üstün çabaları temsil etmektedir.

Covid-19, kişileri farklı şekillerde etkilemektedir. Enfekte kişilerin çoğu kaslarda, baş ve boğazda ağrı, ishal, gözde iltihap, tat ve koku duyusunda kayıp, ciltte döküntü, el veya ayak, parmaklarında renk değişimi gibi belirtiler göstermekte, bu belirtiler hastaneye başvurmadan iyileşebilmektedir. Öksürük, nefes darlığı ve solunum güçlüğü olanlar tedaviye yanıt vermezlerse, yoğun bakıma alınmakta veya daha ileri safhada ise entübe edilerek solunum cihazına bağlanmaktadırlar.

Ağız ve burun yoluyla vücuda giren virüs akciğer hasarına neden olmakta, bu da kendini solunum güçlüğünden, nefes alamamaya kadar giden bir şekilde belirti vermektedir. 

Hava açlığıyla yoğun bakıma giren hastaya oksijen tedavisi yanında diğer tıbbi destekler de gerekmektedir. Şiddetli ağrılar çeken hasta akciğer hasarı nedeniyle nefes alıp vermek için bile çok büyük bir çaba göstermek zorundadır. 

Entübasyonun yapılışı

Yoğun bakımdaki hastanın kanındaki oksijen miktarı tehlikeli sınırlara düştüğü andan itibaren “entübasyon” gerekli olmaktadır. Gazetelerde “entübasyon” için “soluk borusuna tüp koymak” şeklinde sıradan bir tarif yapılmaktadır. “Entübasyon” bu kadar hafife alınacak, bu kadar basit bir olay değildir. 

 Entübasyon, şiddetli solunum güçlüğü çeken veya solunumu duran kişide saniyeler içersinde ve titizlikle yapılması gereken bir müdahaledir. Korona virüs ile enfekte bir kişiye entübasyon uygulayacak ekip elemanları tepeden tırnağa özel giysiler, maskeler ve eldivenler giyerler. Soluk borusunun iç çapına uyan steril plastik bir “entübasyon tüpü”, “Laringoskop” denen bir aletle ağız içersinden 20 santimetre civarında ilerletilerek yerleştirilir. Yazıya eklenen kesit çizimde tüpün kat ettiği yol gösterilmiştir. Soluk borusuna tüp yerleştirilen kişide en basitinden öğürme refleksi oluşur. Hasta bazen haftalarca, aylarca bu tüp ile hayata tutunur. 

Ani ve şiddetli solunum güçlüğü çeken veya solunumu duran hastaya bilinci ve refleksleri yerindeyken entübasyon tüpü uygulamak gerekebilir. Hastanın soluk borusundaki bu tüpü tolere etmesi çok zordur. Bu durumda solunum güçlüğüne bir de refleks olarak güçlü öğürme eklenir. Hastayı uyutan veya reflekslerini baskılayan ilaçlar entübasyon tüpünün tolere edilmesini sağlar. Monitöre bağlanan hastanın kandaki oksijen miktarı, nabzı, ateşi, EKG’si sürekli izlenir. 

Hastanın “respiratör” denen solunum cihazına bağlanması gerekiyorsa beslenmesi, idrarı, dışkılaması, vücut temizliği yatağında, sağlık çalışanları tarafından idame ettirilecek demektir. Hastanın entübasyon tüpü hortumlarla solunum cihazına bağlıdır. Solunum cihazı hastanın durumuna göre, ya solunumu destekler veya solunumu tamamen kontrollü bir şekilde yapar. 

Respiratöre bağlanan hastanın bakımı

Respiratöre bağlı her bir hastanın bakımını her gün, 24 saat boyunca doktor, hemşire, teknisyen ve yardımcı personelden oluşan bir ekip yapar. Geçmiş yıllarda Atatürk Eğitim Hastanesinde görev yaparken bir hafta sonu sabahı nöbet teslim almıştım. Yoğun bakımda solunum cihazına bağlı, uyutularak takip edilen üç hastamız vardı. İlk işimiz hastaların çarşaflarının, idrar torbalarının, alt bezlerinin değiştirilmesi, vücutlarının silinmesi, saç, sakallarının kesilmesiydi. Erkek personel önce hastanın bacaklarını yukarı kaldırıyor, hemşire hanım ve ben, içi dışkı dolu alt bezini temiz olanla değiştirip, bölgeyi sildikten sonra, bu kez hasta yan çevirerek temiz çarşafı yayıyorduk. Bu ortamın kokusu tahmin bile edilemez. Bir de hastanın tekrar dışkıladığını düşünün. İşlem sil baştan tekrar başlardı. O nöbette sadece hasta temizliği üç saat sürmüştü. Hastanın entübasyon tüpünün, akciğerlerinde biriken sıvının, ağız içinin aspiratörle çekilerek temizliği ise gün boyu süren bir uğraştır. Hayatları pahasına görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükü Korona virüs salgınıyla çok artmıştır. 

Entübe hasta yakınlarının durumu

Bekleşen hasta yakınları da ayrı bir dram yaşarlar. Özellikle Korona virüs nedeniyle yatan hastaların tablosu her dakika değişebilir. Hasta “iyiye gidecek” diye beklerken, aniden kaybedilebilir. “Entübe hasta sayısı”, sadece soluk borusuna tüp konmuş kişi sayısını değil, kısaca yukarıda anlatılanları kapsar. “Entübe hasta sayısı” olarak verilenlerin her biri anası, babası, eşi, çocuğu, kardeşi, dostları olan insanlardır. 

Her an, herkes bu tablo ile hastaneye yatabileceğini aklından çıkarmamalıdır. El ve vücut temizliği, maske takmak, fiziksel mesafeye dikkat etmek gibi basit tedbirlerle bulaşma önlenebilir. “Bana bir şey olmaz” demek kendinizi, yakınlarınızı, sağlık çalışanlarını ve toplumun tümünü tehlikeye atmaktır. 

453 kez okundu.