Aliağa’da yedi aylık yerel gazete tecrübesi

Aliağa ilçe merkezindeki alana bakan işhanın üçüncü katında bulunan büro 30 yıl önce iş yerimdi. 1990 yılında Aliağa’dan başlayarak Foça, Dikili, Bergama, Soma, Kırkağaç, Kınık, Menemen, Ayvalık, Burhaniye, Edremit’e kadar 11 ilçeden haberlerin yer aldığı ve bu ilçelerde dağıtılan Bizim Bakırçay Gazetesi’nin yayın müdürlüğü tecrübem oldu.

Gazetenin sahibiyle Karşıyaka Tren İstasyonu’ndaki Uşaklı Naci Abi’nin kahvehanesinde tavla oynarken tanışmıştım. Menemen’de ticaretle meşgul Konyalı bir iş insanıydı. Gazeteyi bir başkasından devralmıştı. 

Satın aldığı gazetede tecrübeli haberci olmadığını gören işadamı, arayışa girmişti. Gazetecilik tecrübem olduğunu öğrenince bana gazetesinde çalışmayı teklif etmiş, ben de kabul etmiştim. 60 kilometre ötedeki ilçeye gidip gelmeye razı olmuştum.

Gazete sahibi Aliağa’da kalmam için her türlü imkanı sağlanmıştı, ama bu ilçeye yerleşmeyi düşünmemiştim. İzmir’de Hatay Üçyol’da oturuyordum. Evden çıkıp önce otogara, sonra dolmuşa binip Aliağa’ya gidiyor, aynı yolla geri dönüyordum. 

Gazetenin Bakırçay havzasının en büyük ilçesi Bergama’da, sahilde Dikili’de ve Menemen’de etkin bir okuyucu kitlesi ve büroları vardı. Haftada bir yayımlanan yerel gazete bölgede dağıtıldığı gibi her hafta Ankara’ya, Meclis’teki 450 milletvekiline postalanırdı.

Gazetenin Aliağa’daki merkezinde dört çalışan vardı. Aliağa’dan ve Menemen’den genç arkadaşlardı. Gazetecilik tecrübeleri olmadığı gibi öğrenmeye de hevesli değillerdi. Çalışmaya gönüllü olmadıkları için tüm işler benim sırtıma yüklenmiş gibiydi.

Gazetenin matbaasındaki üç baskı ustası da İzmir kadim semti Eşrefpaşa’dan gidip dönüyorlardı. Matbaadaki ustalar da ayrı bir alemdi. Hazırladığım sayfalarda kimi zaman kendilerine göre değişiklik yapıp beni zor durumda bırakıyorlardı. Kısacası, gazetede ekip çalışması ahengi yoktu.

Foça’da Athena Tapınağı

Bizim Bakırçay Gazetesi’ni tanıtmak, haber ve dizi yazılar hazırlamak için zaman zaman gazetenin dağıtıldığı ilçelere giderdim. Bir keresinde de turistik ilçelerimizden Foça’ya gittim.

Foça sahilinde Türkçe bilen iki Marsilyalı Fransız turistle tanıştım. Ellerindeki Fransızca yayımlanan “Fokai” isimli kitapta konu edilen Athena Tapınağı’ndan söz ettiler. Yerini sordular, bilmediğimi söyledim. İlk kez Fransızlar’dan adını duyduğum Athena Tapınağı’nın hikayesini öğrendim, gazetede haberleştirdim. 

Gazeteden ayrılıp İzmir’e döndükten iki yıl sonra gazetelrde Athena Tapınağı’na ait duvarın bulunduğu haberini okuyunca şaşırıp sevindim. Bizim Bakırçay Gazetesi’nde yazdığımda araştırmalar sürüyordu, yeri henüz belli değildi.

Aliağa merkezli bu yerel gazeteyi hale yola koymak için yedi ay boyunca çalıştıysam da başarılı olamadım. Habercilik tecrübem buna yetmemişti, sahibinden izin alarak İzmir’e döndüm. Gazeteyi yayımlayan iş adamı da satın aldığı bu gazeteyi işletemedi, o da başkasına devretti.

Bakırçay isimli yerel gazete sonraki yıllarda Bergama ilçesini merkez alarak yayımlanmaya başladı. Bu gazetenin son yayıncısı değerli arkadaşım Bergamalı Rıdvan Karapehlivan’dır. Gazetesini başarıyla yayımlamaya devam ediyor.

Aliağa 1952 yılında belde, 1982 yılında ilçe olan küçük bir yerleşim birimiydi. Yerleşmeyi düşünmemiş, gidip gelmeyi tercih etmiştim. Şimdilerde gelişen sanayisiyle devasa bir şehir oldu çıktı. Şimdiki aklım olsa, Aliağa’da kalır, yerel gazeteciliğe devam ederdim. 

128 kez okundu.

Bunları da sevebilirsiniz