Körfez Vapurları Kazaları

İzmir Körfezi’nde bir buçuk yüzyıla yaklaşan düzenli Körfez vapurları ile yolcu taşınması işinde zaman zaman çeşitli kazalar yaşanır. Bunlardan bir tanesi “facia” sayılabilecek boyuttadır. Bu yazıda Körfez vapurları kazalarından söz etmeye çalıştık.

Günümüze kadar geçen uzun zaman içinde Körfez vapurları bir hayli kazaya neden olmuştur. Bu vapurların başında “Gülbahçe”, “Girit”, “Göztepe” ve “Efes” vapurları birçok irili ufaklı kaza ile adı en çok duyulanlardır. Öte yandan eski gazetelerde Körfezde olan başka deniz kazalarından da söz edilmektedir. Bu haberlerin arasında kuşku duyulanları da vardır. Söz gelimi Rum azınlığın en önemli gazetesi olan Amalthia, 15 Mart 1889 tarihli sayısında “Yenikale istihkâmına erzak götüren sandalın fırtınadan battığını ve içinde bulunan on sekiz askerden on altısının öldüğünü” yazar. Bu haberden üç gün sonra İzmir garnizonundan bir yetkili tarafından Hizmet Gazetesi’ne gönderilen bir yazıyla “Böyle bir olayın meydana gelmediği” bildirilir. Ancak Amalthia Gazetesi’nde bu konuda bir düzeltmeye rastlanmaz.

Körfez vapurları tarihinde bilinen ilk kaza 1 Ağustos 1887 tarihinde meydana gelir. Hamidiye Şirketi’ne ait “Göztepe” ve “Kilizman” vapurları, karşılıklı olarak Pasaport – Göztepe hattı üzerinde seyir halinde çarpışırlar. Baş tarafından yara alan Göztepe vapuru karaya oturur ve yetişen kayıkçılar yolcuları kurtarır. Yapılan soruşturmada kaptanların alkollü oldukları anlaşılır.

4 Şubat 1899 tarihinde, yine aynı hatta, şirketin diğer vapurlarından ikisinin daha çarpıştığı görülür. Pasaport’tan Göztepe yönüne giden “Adliye” vapuru, karşı yönden gelen “Girit” vapuru ile çarpışır. Adliye vapuru aldığı yaranın etkisiyle kısa zamanda batar. Yapılan çalışmalardan sonra battığı yerden çıkartılarak tersaneye alınan Adliye, onarılır ve bir zaman daha çalıştıktan sonra 1912 yılında bin iki yüz altına satılır.

Aynı yılın sonlarına doğru, 15 Kasım tarihinde yine şirkete ait vapurlardan olan “Gülbahçe”, Pasaport’tan Karşıyaka’ya giderken, Körfezin ortasında bir Rus ticari gemisi ile çarpışır. Kaptan Yorgi’nin hatasından kaynaklanan bu kazada can kaybı olmazsa da vapur aldığı yara nedeniyle Karşıyaka’ya güçlükle ulaşır. Gülbahçe’nin kazaları bununla da kalmaz. 16 Ekim 1900 tarihinde bu kez Karşıyaka’dan gelirken, Pasaport’ta mendirekten çıkmakta olan, Whittal şirketine ait “Mary” römorkörüyle çarpışır.

Daha önceden de kaza yapmış olan “Girit” vapuru, 31 Ağustos 1901 günü akşamı bu kez fenersiz bir yelkenli ile çarpışır.

24 Ağustos 1905 tarihinde ise Karşıyaka’dan Pasaport’a dönmekte olan “Urla” vapuru, Sisam Adası’na gitmek üzere mendirekten çıkmakta olan Yunan bandıralı bir yelkenli ile çarpışır.

24 Nisan 1908 tarihinde ise sabah ilk seferlerini yapmak için Pasaport’tan hareket eden “Terakki” ve “Göztepe” vapurları, birbirleriyle çarpışır. Göztepe vapurunun kazaları bununla da bitmez. Aynı vapur 31 Ocak 1933 tarihinde, Konak’tan Reşadiye seferini yaparken, Reşadiye İskelesi’nin fenerini fark edemeyip, ilerideki Tayyare Alayı fenerine yaklaştığı sırada baştankaraya oturur ve ancak bir römorkör yardımıyla yüzdürülerek kurtarılır.

19 Ocak 1934 tarihinde bu kez “Cumhuriyet” vapurunun dümeni, o zamanlar Dolma adıyla anılan Konak Atatürk Meydanı önlerinde yerinden çıkarak batar. Dümensiz kalan vapur ancak yedeğe alınarak kıyıya yanaştırılırken, batık dümen de iki gün sonra Tahmil ve Tahliye Şirketi’nin büyük vinci ile ve dalgıçlar vasıtasıyla çıkarılır.

16 Temmuz 1948 tarihinde İnciraltı’dan son seferini yaparak dönmekte olan “Dokuz Eylül” vapuru, günümüzde Konak Orduevi’nin bulunduğu alandaki Sahil Park Gazinosu önüne geldiği sırada bir sandala çarpar. Feryatlar arasında denize dökülen dört kişiden üçü çırpınmaktayken vapurdan atlayan iki genç ile olay yerinde bulunan bir başka sandalın yardımlarıyla kurtarılır. Ancak dördüncü kişi boğularak ölür. Olayda vapurun projektör yakıp yakmadığı uzun süre tartışılır.

18 Ocak 1967 tarihinde “Efes” vapuru, mendirek içinde çarptığı İzmir Sahil Sağlık Merkezi emrindeki “Büyükdere” motorunun batmasına neden olur.

Körfez vapurlarına ait önemli bir kaza da yakın tarihlerde yaşanır. 25 Temmuz 2011 tarihinde, daha önceki adı “İstinye” olan “İhsan Alyanak” vapuru, Konak İskelesi’nden ayrıldıktan az sonra kontrolden çıkar ve mendireğe çarparak su almaya başlar. İskeleye dönerek bağlanıp yolcularını indirdiği noktada suya gömülür. Uzun zaman sonra yüzdürülen vapur Aliağa’ya çekilerek ömrünü tamamlar.

Bu arada Körfez vapurlarımız birçok kez de özellikle Pasaport İskelesi’ne yanaşırken, zamanında tornistan yapamayıp, burunlarını rıhtıma vurmuşlardır.

Gelelim Körfez vapurlarının tarihindeki yaşanan en büyük kazaya.

30 Eylül 1908 Çarşamba günü akşamı Körfez şirketinin serdümen Rauf Efendi yönetimindeki ve yüzün üzerinde yolcusu bulunan “İstanbul” vapuru, Karşıyaka’ya son seferini yapmak üzere limandan çıktığı bir sırada ve mendirek dışında, Selânik’ten gelmekte olan Muharrem kaptan yönetimindeki “Kesendire” vapuru ile çarpışır ve çarpmanın şiddetiyle anında batar. Kazada altmış üç kişi boğularak ölür. Karşıyaka, Rumların oldukça yoğun olduğu bir bölgedir. Bu nedenle vapur yolcularının çoğu da Rum’dur.

Dönemin gazetelerine göre kazaya “İstanbul” vapurunun izinli olan kaptanı İsmail Efendi’nin yerine görevlendirilen Rauf Efendi’nin acemiliği yol açmıştır. Üstelik Rauf Efendi’nin kaptanlık yapması daha önce de birçok kez liman memurlarınca engellenmiştir. Bu nedenle kazada Şirket-i Hamidiye’nin büyük yanlışı olduğu görülmektedir. Çünkü şirket elinde yedek kaptan bulundurmamaktadır. Bu arada kazada burun kısmı hasar gören Kesendire vapuru iki gün sonra Selânik’e hareket eder. 4 Ekim günü Rıhtım Şirketi Yöneticisi Guiffray’in denetiminde başlayan çıkarma işlemi sonucunda İstanbul vapuru yüzdürülür ve 7 Ekim günü Bayraklı’daki tersaneye çekilir.

Diğer yandan faciaya “Şirket vapurlarının çürüklüğünün yol açtığı” inancında olan bazı Rumlar, 1 Ekim 1908 günü şirketin Pasaport’taki Merkez İskelesi ve ardından Karşıyaka İskelesi’ni, üzerlerindeki yazıhane ve yolcu salonlarıyla birlikte, ateşleyerek attıkları yağlı paçavralarla yakar. Önceden plânladıkları eylemde oldukça hızlı hareket ettikleri için de güvenlik güçleri zamanında yetişemez. Pasaport’taki iskeledeki ateşi söndürmeye gelen tulumbacılara da bu kez halk engel olur. Vapurlarla birlikte bazı kişilerce yakılmak istenen şirketin diğer iskeleleri de, bu kez asker tarafından koruma altına alınır. Vapurlar da her olasılığa karşın, Osmanlı savaş gemilerinin demirli bulunduğu Kışla önüne aldırılır. İsyancılar bu kez, tamirde bulunan Gülbahçe vapuruyla birlikte tersaneyi ve Bayraklı İskelesi’ni de yakmaya kalkarlarsa da, kısa zamanda buralara sevk edilen askeri birlikler bunlara da engel olur.

3 Ekim 1908 günü kazazede ailelerinden yardıma gereksinimi olanlar için bir yardım kurulu oluşturulur. Başkanlığını Karşıyaka Belediye Başkanı Bekir Behlül Bey’in yaptığı bu kurulda dava vekili Mustafa Faik Bey, Kemal Sait Bey, Avadis Avadikyan, Manuel Petroccochino, Eduard Barf, Baron Allioti ve Anastasyadi Efendi’den kurulu bir yardım komisyonu oluşturulur ve kısa zamanda iki yüz liranın üstünde para toplanır.

Kaza sonrası Karşıyaka halkının şirket vapurlarına binmemeye karar vermesi, ancak trenlerin de ulaşımda yetersiz kalması üzerine, Karşıyaka Belediyesi iki vapur satın alarak işletebilmesi için Vilayet makamından izin ister. Zaten Hamidiye Şirketi de 1 Ekim 1908 gününden itibaren vapur seferlerini durdurmuştur. Ancak İstanbul’dan vapur getirilememesi, İzmir’den bulunan iki vapurun sahiplerinin de Yunanlı olması nedeniyle, vapurlara Osmanlı bandırası çekilerek işletilmelerinin uygun bulunmaması bu girişimin sonuçsuz kalmasına neden olur. Karşıyaka, Foça, Karaburun, Urla, Güzelyalı, Göztepe ve Karataş’ta oturanlar vapursuz kalmaktan oldukça etkilenir. İki aya yakın bir zaman vapursuz kalan Karşıyaka’ya yeniden yapılan ilk sefer 28 Kasım 1908 günü, şirketin “Osmaniye” vapuru ile başlar. Karşıyaka İskelesi onarımda olduğu için yolcular Alaybey ve Osmanzade iskelelerine taşınmaktadır. Ancak vapurların işlemeye başladığını gören Rum ve diğer azınlıklardan bir grup Karşıyaka’daki Klonaridi Ggazinosu’nda toplanarak konuşur. Ertesi sabah toplanan 1500 kişilik bir grup önce Donanmacı İskelesi’ndeki dükkânları zorla kapattırır ve Osmanzade İskelesi’ne yürümeye başlar. Bu sırada “Osmaniye” vapuru da bu iskeleye gelmektedir. Gemi kaptanı bunları fark edince tornistan ederek açığa çekilir. Daha sonra bu gruba çoğu İtalyan uyruklu yeni nümayişçiler de katılır. Ancak birkaç kez yinelenmeye çalışılan olaylar askeri birliklerin işe el koyup, ciddi önlemler almasıyla sona erer.

Bir cevap yazın