Plaj değil havuz

1999 senesi, yine bu mevsim, Mayıs ayı ve günlerden Cumartesi’ydi. Sabah Gazetesi’nin İzmir bürosunda muhabirim. Eski belediye başkanlarımızdan rahmetli Süha Baykal ile gazetenin “Şehir ve İnsan” sayfasını hazırlıyoruz. Sayfa sorumlumuz Süha Ağabey, “Alaattin, bir plaja git, birkaç fotoğraf çek, gel. ‘Kum, güneş, deniz mevsimine giriyoruz’ başlığıyla bir haberi sayfamızda yayınlayalım” dedi.

***

O gün memleketim Simav’a, yalnız yaşayan annemi ziyarete gitmeyi planlamıştım. Annemin ihtiyaçlarını görüp bir gece de yanında kaldıktan sonra İzmir’e dönecektim. Haftalık izin günlerimi hep bu şekilde değerlendiriyordum. Bu durumu gazetedeki diğer çalışma arkadaşlarım da biliyordu. 

İzmir’den Simav otobüsle dört saat sürüyordu. Otogara gidip Simav otobüsleri hareket saatini öğrenecek, ona göre hareket edecektim. Geç saatlere kalmadan Simav’a varacaktım ki, yaşlı annemin kapısını gece gece çalıp açtırmayayım. Annem gündüz gözüyle beni görsün, görüşelim istiyordum. Gazetedeki işlerimi aksatmamak için ertesi gün İzmir’e dönmeliydim.

***

Bizim birimde dört arkadaş daha çalışıyordu ama hiçbiri foto muhabiri değildi. Sayfadaki konuları fotoğraflamak da benim işim, benim görevimdi. Süha Ağabey, “Bir plaj fotoğrafı çekip gazetede bizim sayfa editörü Halil’e teslim etmeden bir yer gitme” diye tembih etmişti. Ben de zaten öyle yapacaktım. Bana verilen bu görevi tamamladıktan, plajdan çektiğim fotoğrafı teslim ettikten sonra otogara gidecektim.

Urla, Seferihisar, Çeşme gibi İzmirlilerce bilinen, tanınan yerlerden bir plaj fotoğrafı çekmem isteniyordu. Gazetemizin şöförü Cahit Ağabey ile Çınarlı’daki gazete binasından yola çıktık. Cahit Ağabey, “Urla’ya mı, Çeşme’ye mi, nereye gideceğiz?” diye sordu. “Balçova Termal Tesisleri’ne gideceğiz” dedim.

“Balçova” cevabını duyunca şaşırdı Cahit Ağabey, nedenini sordu. ”Abi, termal tesislerin içinde büyükçe bir havuz var. Şu saatlerde orada havuza giren, yüzen birilerine rastlarız” karşılığını verdim. “Senden deniz kıyısından, bir plaj fotoğrafı istediklerini söylemiştin” deyip şaşkın şaşkın yüzüme baktı. 

“Benden plaj fotoğrafı istediler istemesine ama ben bugün daha önceden planladığımız üzere Simav’a, annemi ziyaretine gideceğim. Urla ve Çeşme’ye gidersek otobüs hareket saatine yetişemem” diye açıklama ihtiyacı duydum. “Sen Balçova Termal Tesisleri’ne sür ağabey” diye ekledim, yola koyulduk.

Balçova Termal Tesisleri’ne vardığımızda doğruca o zamanın tesis müdürü Mehmet Ali Çalkaya’nın yanına gittim. Süha Bey’in selamını ilettim, havuzda yüzenlerin fotoğrafını çekmek istediğimi söyledim, izin istedim. Deniz mevsiminin açıldığına dair haberde kullanmak üzere fotoğraf çekeceğimi söyleyemezdim.

Termal havuzunda yalnız iki genç kadın yüzüyordu. Başka da kimse yoktu. Bu iki genç kadına giderek gazeteden geldiğimi, haber yapacağımı, yüzerken fotoğraflarını çekip çekemeyeceğimi sordum, kabul ettiler. Ben de hem havuzda yüzerken hem de şezlongda uzanıp güneşlenirken fotoğraflarını çektim.

Havuz kenarındaki fotoğrafları yakın plan çektim. Havuz çevresinin ve herkesin bildiği geri planda görünen, Balçova Teleferiği’nin kurulu olduğu tepeleri kadraja almadım. Sanki deniz kıyısında bir plajdaymış gibi çekimler yapıp hızla gazeteye döndüm.

Fotoğrafları sayfa editörü arkadaşımız Halil’e teslim ettikten sonra Simav’a gitmek üzere İzmir Otogarı’na koştum. Otobüse binip Simav’a doğru yola çıktım.

***

Havuz başında denizde yüzüyorlarmış gibi fotoğraflarını çektiğim iki genç kadın Almanya’dan izinle İzmir’e gelen gurbetçilermiş. Bana ertesi gün Almanya’ya döneceklerini, haberin ve çektiğim fotoğraflarının yayınladığı gazeteyi alıp gitmek istediklerini söylemişlerdi. Almanya’daki arkadaşlarına ve komşularına gösterip, “Bakın, gazete haberinde fotoğrafımız yayınlandı” diyeceklerdi muhtemelen…

Ertesi gün ben henüz Simav’dan İzmir’e dönüş yolundayken fotoğrafları yayınlanan kadınlar, ellerinde bayiden aldıkları gazetelerle bana teşekkür etmek üzere gazeteye gelmiş. Süha Ağabey, gurbetçi bayanları çay, kahve ikram ederek ağırlamış. Tabii bu arada onlardan fotoğrafların deniz kıyısında değil de havuzda çekildiğini öğrenmiş.

Simav’a, rahmetli anmemin yanına vakitlice gitmek adına yaptığım  hile anlaşılmış, foyam meydana çıkmıştı. Hafta başı gazeteye geldiğimde Süha Ağabey beni yanına çağırdı, deniz yerine havuz fotoğrafı hilemi yüzüme vurdu. “Aslında sana ceza vermem gerekir, ama vermiyorum Alaattin” dedi, nedenini sordum. Bana çıkışınca mahcup olmuştum, ama “Neden?” soruma verdiği cevap açıkçası hoşuma gitmişti:

“Balçova Termal Tesisleri’nin havuzunda öyle fotoğraflar çekmişsin ki, onları Çeşme’nin Tekke Plajı’nda çekilmiş zannettik. Bu yüzden seni tebrik ediyorum. Zamandan kazanmak adına bulduğun çözüm müthiş. Bunu herkes akıl edemez. Bu fotoğraf işi için ürettiğin çözüm herkesin aklına gelmez.”

***

Seneler önce yaşadığım bu olay bana hala karmakarışık duygular yaşatır. Bugünkü Konak Belediyesi’nin temelini oluşturan İzmir Merkez İlçe Belediyesi’nin 1984-1989 yılları arasında kurucu başkanlığı yapan Süha Baykal Ağabeyimi bu vesileyle bir kez daha rahmetle ve saygıyla anıyorum. 

1.549 kez okundu.