Koronavirüs olayını Fransa’da karşılamak

Selin Akçalı
Strasbourg Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi

İzmir Özel Tevfik Fikret Okulları’nden mezun oldum. Fransa’nın Strasbourg kentinde yaşıyorum. İki yıldan buyana Strasbourg Üniversitesi’nde Psikoloji Bölümü’nde öğrenim görüyorum. Uluslararası Üniversite Evi’nde (Maison Universitaire Internationale) kalıyorum.

Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2020 günü Çin’de ortaya çıkan ve hızla dünyaya yayılan yeni tip koronavirüsün (Covid-19) “pandemi” olarak nitelendirilebileceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 12 Mart Perşembe günü üniversitelerin kapatıldığını açıkladı. Bu kararın Covid-19 virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla, önlem olarak alındığı duyuruldu.

Bu duyurunun ardından ülkeme, ailemin yanına döndüm. Yakınlarım, arkadaşlarım, herkes Fransa’daki, yaşadığım kentteki durumu merak ediyordu. Fransa’da “pandemi” süreci nasıl yaşanıyor, bundan söz etmek istedim.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, tüm olayları İtalya’daki moda haftasından beri daha dikkatli takip etmeye başladık. Etkinliklerin iptal edilmesiyle birlikte olayların ciddiyetini ve önlem alınmasının gerekliliğini fark ettik.

Bu süreçte Fransa’da haber sitelerinde virüs hakkında yeterli bilgi yer almıyordu. Eğer konuyu özel olarak takip etmiyorsanız, virüs ve salgın hakkında bilgi edinme imkanınız yoktu.

Evet, İtalya moda haftasında çoğu etkinlik iptal olmuştu, ama bir hafta sonra Paris’te aynı insanlar farklı etkinliklere katılacaklardı. Virüsle ilgili gelişmeler o aşamadayken Fransızlar’ın gündeminde bu olay yoktu.

Ülke yönetiminin, okulumuzun yönetiminin ve şehirde yaşayan insanların bu şekilde rahat olması beni de olaylardan bir hafta süresince uzaklaştırdı diyebilirim. Bir hafta sonunda olaylar global bir hal almaya başlayınca ve ben de kendimce küçük önlemler almaya yöneldim.

Strasbourg’ta, uluslarası nitelikte ve sadece yabancı öğrencilerin ikamet ettiği bir yurtta kaldığımdan dolayı el dezenfektanı kullanmaya başladım.

Sadece moda haftası değil, o dönemdeki tatiller ve Avrupa’nın farklı şehirlerinde festivaller nedeniyle insanlar sürekli bir yerlere gidip geliyorlardı. Mantık çerçevesinde düşündüğümüzde, virüsün İtalya gibi Fransa’yı da kaplayacağını ön görmek çok uzak bir düşünce değildi.

Olayların ciddiyetini tam anlamıyla İtalya’nın belirli bölgeleri karantinaya alındığında ve pandemi ilan edildiğinde kavradık. Ama bu aşamada bile toplu alanlarda bu konun etkisini hissetmiyordunuz Strasbourg’ta.

Özellikle bir hafta sonra üniversitede çoğu bölümün vize sınavları olduğunu düşünürsek, herkes bu sınavlara yoğunlaşmıştı. Sınavların iptal edilebileceği kimsenin aklına kesinlikle gelmiyordu. Zaten hiçbir haber kaynağı da insanlara bunu düşündürecek bilgiler vermiyordu.

Fransa uzun bir süre hastalığın ikinci aşamasındaydı. Bu aşamda okulları kapatmaları veya İtalya gibi üst düzey önemler almaları yasal olarak mümkün değildi. Ama aynı zaman da vaka sayısı sürekli artıyordu.

Almanya, Strasbourg’un da içinde olduğu Grand-Est bölgesini İtalya’yla eş değer kırmızı bölgeye almıştı. Ülke yönetimi uzun bir süre insanları bu konuda oyaladı, tedbirler alınmadı. Şahsen bunun sebebinin ekonomik ve aynı zamanda hafta sonu yapılan yerel seçimler olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Macron virüs yaygınlaştığından ve bir kriz haline geldiğinden beri ilk resmi açıklamasını Perşembe günü yaptı ve ülke genelinde bütün seviyedeki okulları tatil etti.

Bu açıklama yapıldığında Fransa’da alışveriş merkezlerinin kapanması gibi durumlar söz konusu değildi. Ama vaka sayısının artış oranlarını İtalya ile karşılaştırdığında bu ülkeden farklı bir sonuç doğacağını beklemek bence mantıksızlıktı.

Bu açıklamadan sonra Türkiye’ye hemen dönmeyi tercih ettim. Türkiye’de olmamın nedeni burasının daha güvenli olması değil, süreci ailelerimizin yanında geçirmek istememdir. Onu da belirtmek isterim.

701 kez okundu.