A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlar – 19

A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlarımı paylaşmayı sürdürüyorum…

Nil’e Övgü (*)

Adın kutlu olsun Nil
Yerin dibinden fışkıran
Mısır’ı besleyen ulu ırmak
Varlığın gizli
Karanlıksın güpegündüz
Tanrı Ra, ovaları sula,
Sürüleri doyur diye yaratmış seni
Denizden uzak çöllere
Su götürüp can veriyorsun
Gökten süzülen çiğdemsin

Yeryüzü Tanrısının gözdesi
Mısır Tanrısının baş tacısın
Elinden her iş gelen Ta’nın
Tezgâhlarına nimet getiriyorsun
Balıkların ulu hakimi
Suyun armağanları
Bağrında taşıyorsun
Tapınaklar şölensiz kalmasın diye
Arpayı buğdayı yaratan sensin
Hızın kesilmeye görsün
Soluk almaz olur insanlar
Yoksulluk kol gezer
Eksilir Tanrıların yiyecekleri
Ölüp gider milyonlarca kişi
Cimriliğin tutarsa korkuya kapılır bütün ülke
Yas tutar büyük küçük herkes
Nil kabarıncaŞenlik olur, bayram olur,
Kahkaha ile sarsılır çeneler,
Görünür herkesin otuz iki dişi.

Yukarıdaki şiir, Nil’in Mısırlılarca önemini çok güzel anlatır. Peki, Nil sözcüğü nereden geliyor?

“Nil” Yunanca “nehir yatağı” anlamına gelen Neilos  sözcüğünden gelmektedir. Antik Mısır Dili’nde, nehir iteru diye adlandırılmıştır. İteru, “büyük nehir” anlamına gelir. Kıpti dilinde nehrin adı piaro ya da phiarodur ve yine “nehir” anlamına gelir.

Nil, bence Mısır’ı “Mısır” yapandır. Nitekim Herodot “Mısır Nil’in bir armağanıdır” der. Bu gün hayranlıkla izlediğim, öğrendiğim ve yazdığım Mısır uygarlığı Nil olmasaydı, olmayacaktı.

Nil Vadisi doğrusal bir vaha, iki tarafı engin, kurak ve çıplak çöllerle kaplı kıvrımlı, dar ve yeşil bir şerittir. Vadi, bana sarı-bej çölün üstüne düşmüş mavi-yeşil bir kurdeleyi anımsatır.

Nil Vadisi çevresi, Vadi sakinleri üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Mısırlılar için sadece bir manzara ya da karın doyurma kaynağı değil, aynı zamanda kendilerini düşünme ve dünyadaki yerlerini de irdeleme kaynağı olmuştur.

Nil ve Nil Vadisi, Mısırlılar’ın gelenek ve göreneklerini şekillendirmiş, inanç sitemleri üzerinde etkili olmuştur. Evrenin başlangıcı olan baş tanrı Nun sudan oluşur.

Nil ve Nil Vadisi ilk insandan bu güne Mısırlılar’ın yaşamında ana öğe olarak baş köşeye yerleşmiş durumdadır. Gelelim Nil’in bendeki izlerine:

Mısır gezimizin beş günü Nil ağırlıklı oldu. Dört gece Nil üzerinde bir gemide kaldık. Nil, bizim evimiz, yol arkadaşımız, ulaşım aracımız oldu. Zaman zaman duraklayarak kıyılardaki ören yerlerini gezdik. Nil’in içinden Vadi ‘deki tarımı, hayvancılığı, insanları, satıcıları, evleri, günlük yaşamı, balıkçıları, kuşları, bitki örtüsünü izledik. Gemimizin terası kafe-bar ve güneşlenme alanı olarak düzenlenmişti. Şubat ayında keskin bir güneşle çevreyi izlemek farklı bir deneyim oldu.

Kayıkları ile gemiye yanaşıp satış yapan Mısırlılar gezimizin en ilginç sürprizlerinden biriydi. Kayıklar geminin yanında devede kulak kalıyor. Pekiyi satış nasıl oluyor?

Anlatayım: Kayıkta bir kürekçi ve bir iki satıcı oluyor. Kayık gemiye iyice yanaşıyor. Satıcı balkondaki veya terastaki gezgini ünlüyor. Alışverişe yeltenen kişiye (doğal olarak kadınlar) ürün fırlatılıyor. Ürünler daha çok tekstil ürünleri. Bu arada pazarlık yapılıyor. Anlaşma sağlanırsa para bir sepetle gönderiliyor. Anlaşma olmazsa ürün kayığa geri atılıyor. Para veya ürün suya düşerse ne olur diye korkmayın. Satıcılar aynı zamanda iyi yüzücüler. Özetle çalışırsan Nil’de herkese ekmek var.

Nil üzerinde Luksor’dan Aswan’a kadar gittik. Harita üzerinde bakıldığında çok küçük olan bu mesafe bizim için çok büyüktü. Antik Mısır’a ait göz kamaştırıcı tapınaklar, mezarlar, anıtların büyük bir çoğunluğu Luksor – Aswan arasında bulunuyor.

Turistik gemiler bu iki şehir arasında işliyor. Yerel rehberimiz ülkede Arap Baharı’ndan önce Nil üzerinde 800 gemi işlerken, bugünlerde 80 gemiye düştüğünü söyledi.

Aswan Barajı Nil’deki ekosistemi değiştirmiş. Nil içinde eskisi kadar balık yaşamıyor. Nil, evsel ve sanayi atıkları ile kirlenmiş. Bu kirlilik Kahire’ye doğru iyice artıyor. Baraj nedeniyle Nil artık taşmıyor ve bu tarımda verimin düşmesine yol açmış. Yapay gübrelemeye geçilmiş. Enerji açığı kapanmış ama tarımda doğal üretim de bitmiş.

Aswan’dan Kahire’ye uçakla dönerken Nil üstünde uçtuk. Nil’in gücünü, görkemini havadan da gördüm. Kıvrım kıvrım bir lacivert-mavi nehir, çevresindeki dar alanda yemyeşil tarım alanlarını izledim. İşte Nil Vadisi’nin tanımı. Suyun ulaşmadığı yerde çöl başlıyor ve yaşam bitiyor. Yaşam ile ölümün, sarı ile yeşil keskin karşıtlığının bir kuş örneği izleyebilmek ne büyük bir deneyim benim için. Uçaktan aşağıları izlerken, yaşadığım coğrafyada hiçbir zaman görmeyeceğim manzaralar ve anlatamayacağım duygular içindeydim.

Nil sayesinde suyun önemini bir kez daha gördüm, yaşadım, hissettim.

Nil Deltası

Nil’in Akdeniz’e döküldüğü yerde başkent Kahire’den başlayan büyük bir delta oluşmuştur. Bu deltanın başlangıcından denize olan uzaklığı 160 kilometre, genişliği ise 150 kilometredir. Delta içinde çok sayıda kanallar ve göller bulunur.

Nil nehri havzası, genişlik açısından 3 milyon kilometrekare büyüklüğü ile dünyada üçüncü sırada yer alır. Nil havzasında en fazla pamuk ve pirinç yetiştirilir, balıkçılık da önemli bir geçim kaynağıdır. Ayrıca narenciye bahçeleri bulunur.

Akdeniz’e bir yaprak gibi uzanan Delta, yaşayan, gelişen ve değişen bir coğrafyadır. Durmaksızın Akdeniz’e doğru sokulmaya devam etmektedir. Nil’in getirdiği alüvyonlar Delta’da verimi artırmaktadır.

Delta, Mısır nüfusunun yaklaşık yarısını barındırmaktadır. Barındırdığı zengin bitki ve hayvan varlığı nedeniyle ayrı bir önem taşır.

İstanbul’dan Kahire’ye sabaha karşı havalandığımız için Nil Deltası’nı havadan görme şansımız oldu. Bu da beni mutlu etti.

(*) Antik Mısır’dan Şiirler – Talât Sait Halman – Yapı Kredi Yayınları

Bunları da sevebilirsiniz