Sakarya Mahallesi’nde gizemli yapılar

Dr. Osman Koçanaoğulları ile birlikte Sakarya Mahallesi’ne gidip, yazar George Poulimenos’un aktardığı bilgiler ışığında bu mahallede doğmuş İzmirli Evangelos Drakopoulos’un evini aradık. Mübadele yıllarında çocuk yaşta İzmir’den ayrılan Evangelos Drakopoulos’un, kapısında “Haç” ve “Davut yıldızı” motifi olan evni bulmak bizim için zor olmadı. (1)

Üst katı yıkılmış, girişte mermer basamağın biri yol kotunun altında kalmış, Evangelos Drakopoulos’un yaşadığı evde önceki yıllarda farklı inançlara mensup insanlar yaşamış olabilir miydi? Çok yaygın olmasa bile İzmir’de farklı dinlere mensup insanlar arasında evlilikler olduğunu bu mahallede yaşamış, Arap Hulusi ile Yahudi kızı Bohara’nın evlilik öyküsünden biliyordum…

Küçük Aya Yani Kilisesi’nin (Agios Ioannis) batı bitişiğinde bulunan Sonsino Sinagogu onca uyarıya rağmen çöplük olmaktan kurtarılamadı… Yaptığımız kısa gezide mahallede tanımlanması henüz yapılmamış yapılar dışında bir dönem Halkevi olarak kullanılan ve yağmalanan eski Rum Okulu’nun ana kapısının yerine yeni bir kapı takılmasına sevindik.

Önceki dönemlerde üç kutsal dinin izleri olan mahalleye koruma gelsin diye 821 Sokak’ta (Çavdar Sokak) Roma su kanalı ve üzerinde bulunan eski evi gazeteci arkadaşlarımla birlikte haber yapıp, önemini dönemin belediye başkanına anlatmıştık. Adı geçen binanın belediyece satın alınıp onarılması tarih severleri sevindirmekle kalmamış, diğer yapıların kurtarılması için umut olmuştu. Ancak durum düşündüğümüz gibi olmadı, aynı sokakta bazı binalarla birlikte “Papazın Evi” olduğunu söylenen tarihi yapının yangın sonrası yıkılıp anılarıyla birlikte yok oldu…

Yılanlı kanal

Roma su kanalı hakkında bize ilk bilgileri “İzmir’in Suyolları” kitabında Georg Weber’den” araştırmacı yazar İlhan Pınar aktarmıştı. 19. Yüzyıl’ın başında İzmir’e gelen William Knight adlı gezgin, Rufai Tekkesi yakınlarında bir kuyudan söz eder. Burası aynı zamanda Küçük Aya Yani Kilisesi’ne de yakındır. Yeni doğan çocuklarını besleyecek kadar sütü olmayan Rum kadınlar, pazar günleri buraya gelip dua ederlermiş.

Gezgin William Knight’e “Rufai Tekkesi’nin Şeyhi, Seyid Mustafa Efendi tekke yakınında olan yeraltı tünelini görmesini önerir. “Burası, etrafı duvarla çevrili bir bahçedir. İçeri girerken, kapıda bulunan yaşlı kadına 5 kuruş, kadın da onlara bir mum verir. Şeyh Mustafa, yer altında olan bu yapı içinde yılanlar olduğunu anlatıp, kendisine yemesi için bir kaç tane tohum verir ve bu tohumların onu koruyacağını söyler. William Knight 15 basamaklı merdivenlerden inip bir kaç adım attıktan sonra taş duvarlı galeriye girer. Altar bölümünde duvarda Bakire Meryem’in ikonası vardır. Son olarak girdiği küçük odadan sonrasına geçemez. Bunu nedeni, yardımcısının fiziksel olarak tükenmesi ve ellerinde bulunan lambanın sönmeye başlaması ve ortamın çok sıcak olmasıdır.

Altar’dan ilerleyince, kubbesi daha dar olan bir yerde su akımı görürler. Buraya varıncaya kadar, duvarlardan düşen molozlar ile yürümenin güç olduğunu anlatır. Çaba gösterirler ilerlerler ve bir boşluğa-odaya girerler. Burası ile mihrap arasındaki yolculuğu 10 dakika sürmüştür.  Kendisine eşlik eden kişi bitkin hale gelir elinde bulunan fener sönmeye başlar. İçerisi sıcak ve nemlidir. Bunun üzerine geri dönerler. Gezgine göre, bu kanal Kadifekale altına kadar gitmektedir. Şehirde bunun gibi bir çok yerin olabileceğine dair söylentilerin olduğunu yazar. Tüm bu yolculuğu 15 dakika kadar sürmüştür. Şeyhin söylediği yılanlar ile hiç karşılaşmazlar “(2)

William Knight’in verdiği bilgiler, bana belgesel çekimi için İlhan Pınar, Tahsin İşbilen, Atilla Özdemir’le yıllar önce kanala girdiğim günleri anımsattı. Karanlık su kanalına paçalarımızı sıvayarak girmiş, suyun içinde önce güneye, sonra doğuya, tekrar güney istikametine yürümüştük. Kanalın karanlığı ve definecilerin daha önceki yıllarda açtığı çukurlardan çok, suyun serinliğinden ürperdiğimi söyleyebilirim…

Weber’in bahsettiği, Roma kanalında ihtimal Hıristiyanlığın yasaklandığı yıllarda annelerin sütünün bol olması için dua ettiği, içine ancak birkaç kişinin girebileceği “Sütveren Anne Dua Evi”nin bulunduğu kanal ve henüz keşfedilmemiş diğer kanallar, aynı anda binlerce kişinin su ihtiyacını karşılayacak, sarnıç ve çeşmeleri beslemek için inşa edilmişti…

Karanlıkta fenerle girdiğimiz kanalda yılanlarla karşılaşmadık, ancak içerideki hava gezginin anlattığı gibi sıkıcıydı. Kanalda gördüğümüz ayazma ve su kuyusuna ait mermer kuyu bileziği ilgi çekiciydi… Daha sonra çekilen bir başka belgeselde su bileziğini göremediğimiz gibi, ayazmanın duvarının oyulmuş vaziyeteydi. Sanırım kuyu bileziği bir başka yere kaldırılıp koruma altına alındı…

Son olarak mahalleye, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’le birlikte gidip, çok kültürlü mahalleden günümüze kalanları görmüştük. Profesyonel turist rehberi dostlarımızın yerli yabancı gezginlere Sakarya Mahallesi’nde anlatacağı çok şey var. Örneğin , St. John, St. Polycarpe, St. Voukolos’a adanan Küçük Aya Yani Kilisesi’nden Atina’ya gönderilen kutsal eşyaların öyküsünü yazmıştım. Turizme, özellikle inanç turizmine katkı sağlayacak yapıları korumak gerekiyor, yorgun eski İzmir sokakları ilgi bekliyor.

Kaynak:
(1) Çeviri: Dr.Osman Koçanaoğulları- Chapter XXVII. Sayfa 280-287 George Poulimenos. Nikos Petalotis
(2) Oriental outlines or Rambler’s Recollections of a tour in Turkey, Greece, and Tuscany. 1838. By William Knight. sayfa  276-277. Bölüm 23

(Fotoğraf: Atilla Özdemir)


Bir cevap yazın