Gribe bağlı solunum hastalıkları öldürebiliyor

Mevsimsel gribe bağlı solunum sistem hastalıklarının her yıl 650 bin kişinin ölümüne yol açtığı belirtildi. Hastalığın her defasında değişime uğradığı için her yıl yeni bir aşıya ihtiyaç duyulduğu, önlem alınmaması durumunda ölümcül sonuçlar alınabildiği dile getirildi.

Akademik Tarih, Eğitim ve Kültür Derneği (Akademik Der) tüm dünyada yaygın, ülkemizde salgın halde bulunan “grip” konusunda iki uzmanı bir araya getirdi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alev Gürgün ve Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağrı Büke her yönüyle gribi anlattı.

Aşının bile yüzde 60 dolayında koruyuculuğa sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Büke, ancak risk grubundaki herkesin mutlaka aşı olması gerektiğini söyledi. Gribin fazla yakınlaşmayı sevmeyen, hastayı hızla esir alan bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Çağrı Büke, “En etkin önlem grip aşısı olmak. Her yıl kapımızı çalabilecek ve değişik çehreyle karşımıza çıkabilecek gribin üç ayrı türü var. Onun için her defasında başka bir isimle çıkıyor karşımıza” dedi.

Grip virüsünün bu yıl direncini biraz daha artırdığını, daha çok güçlendiğini anlatan Prof. Dr. Alev Gürgün de hastalığın her defasında değişime uğradığı için her yıl yeni bir aşıya ihtiyaç duyulduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tedbir alınmadığında ölümcül sonuçlar alınabiliyor. 1918’de İspanyol Gribi olarak tanınan türü 30 milyon insanın hayatına mal oldu. Her yıl 650 bin kişi mevsimsel gribe bağlı solunum sistemi hastalıklarından ölüyor. Öksürük 2-3 hafta sürebilir, inatçı olabilir. Hastada genel durum hızla bozulabilir. Nefes darlığı ve solunum yetmezliği gelişebilir. Astım ve KOAH’lı hastalarda atakların tetiklenmesine neden olabilir.”

1918’de İspanyol gribinin 30 milyon insanın hayatına mal olduğunu anlatan Prof. Dr. Gürgün, her yıl 650 bin kişini mevsimsel gribe bağlı solunum sistem hastalıklarından yaşamını yitirdiğini söyledi. Grip aşısının, yumurta ya da aşının içeriğindeki maddelere karşı alerjisi olanlar ve halen ateşli hastalık geçirenlerde kullanılmaması gerektiğini, bunların dışında yaşam kurtarıcı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Alev Gürgün, tedavide antibiyotiklere başvurulmaması gerektiğini, bol sıvı ve dinlenmenin şart olduğu vurguladı.

“En iyi tedavi hasta olmamaktır’’ diyen Prof. Dr. Gürgün, şu önerilerde bulundu:

“Mümkün olduğu kadar, kalabalık ve kapalı yerlerde bulunmayın. Toplu alanlarda hapşırma ya da öksürme sırasında mendille ağzınızı kapatılın. Ortamı sık sık havalandırın, hasta kişilerle aynı ortamda bulunmayın, hasta kişilerden en az bir metreden uzak durun. Selamlaşma sırasında öpüşmeyin. Temastan sonra ellerinizi yıkayın. Başkasına ait tabak, çatal, kaşık, bıçak, havlu gibi özel eşyaları ortaklaşa kullanmayın.

Uzmanlar, Ekim ayından Nisan’a kadar tehlike içinde olduğunu belirttikleri risk grubundakileri şöyle sıralıyor: Hamileler, 5 yaşın altında ve 65 yaşın üstündekiler, kalp, karaciğer, böbrek hastaları, metabolik ve bağışıklık sistemi hastalıkları olanlar, şeker, Alzeheimer, kanser hastaları, astımı bulunan ve organ nakli yaptıranlar. (Ege Ajans)

Bir cevap yazın