Atatürk’ün çocuk sevgisinin simgesi “Ülkü”

Geçen hafta sonu İstanbul’da yılda bir kez düzenlenen müzayedeye katıldım. Müzayede büyük bir otelin toplantı salonunda yapıldı. Daha önce de bir kaç kere yine aynı otelde müzayedeye katılmıştım. Bu seferki hepsinden daha kalabalık ve kıran kırana geçti. Öyle bir an geliyordu ki bazen bayraklar aşağı inmiyordu. Neyse, ben bir kaç Atatürk ve uçak/pilot fotoğrafı almak için gittim. Önceden katalog gönderiliyor. Tabii düşündüğüm, planladığım her şeyi alamadım. Ama yine de, koleksiyonlarım açısından verimliydi.

Bu gördüğünüz fotoğrafı da o müzayededen aldım. Atatürk’ün, aynı gün Ülkü ile değişik açılardan çekilmiş bir kaç fotoğrafı daha vardı, ama benim, en çok bu fotoğraf hoşuma gitti.

Her ikisi de ayakta. Atatürk sol eli ile sağ avucunda tuttuğu bir şeylerden (kim bilir belki sarı leblebi ya da kuru üzüm) almak üzereyken, Ülkü, muhtemelen Florya Köşkü’nün bahçesinden topladığı bir demet çiçeği Atatürk’e uzatırken bir şeyler söylüyor gibi…

Atatürk’ün yaşamı boyunca altı kız, iki erkek manevi evladı olmuş (*). İlki 1924 yılında, Amasya gezisinde bir yetimhanede rastlayıp evlatlık edindiği Zehra. Zehra’nın hüzünlü bir hikayesi var…

Atatürk’ün sağlık sorunları artık gün yüzüne çıkmaya başlayınca, doktoru Neşet Ömer’in önerisi ile 1935 yılında İstanbul belediyesi tarafından, denizin içine çakılan kazıklar üzerine, karaya bir köprü ile bağlanan küçük şirin bir yazlık köşk yapılıyor. 1936-1937 yıllarının yaz aylarında Atatürk bu köşke gelir, halkın arasında denize girer, yurt dışından gelen önemli misafirlerini bu köşkte ağırlarmış. Manevi kızı Ülkü’nün de bir odası varmış.

Bu fotoğrafta durdukları yer, işte köşkü karaya bağlayan o köprü. 1938 yılı. Muhtemelen Haziran ayı. Zaten çok fazla kalmıyor. O tarihlerde Savarona yatı alınıyor ve Atatürk ömrünün kalan günlerinin altı haftasını Ülkü’yü de yanına alıp bu yatta geçiriyor.

Ülkü, Atatürk’ün altı manevi kızından en küçüğü ve ismini Atatürk koyuyor. Daha altı aylıkken, Ülkü’yü manevi evlat olarak yanına alıyor. Atatürk ölünceye, yani altı yaşına kadar yanında kalıyor. Hani şu çocukluğumuzda ALFABE kitaplarının kapak sayfasında Atatürk bir çocuğa harfleri öğretirken bir fotoğraf var ya, işte oradaki çocuk da Ülkü. (Şimdiki gençler için bir hatırlatma).

“10 Kasım 1938, saat dokuzu beş geçe benim için zaman durdu. Atatürk öldükten sonra ta ki Ahmet Nejdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığına kadar hiç bir devlet görevlisi beni arayıp sormadı…” diye sitem ediyor, bir okulda, öğrenciler ile yaptığı sohbette.

Yaşamı mücadelelerle geçen Ülkü, 2012 yılının 1 Ağustosu’nda geçirdiği trafik kazasında 80 yaşında aramızdan ayrıldı.

(*) Atatürk’ün Manevi Kızları
(1) Zehra Aylin (1912-1935/1924)
(2) Rukiye Erki (1911-1995/1925)
(3) Afet İnan (1908-1985/1925)
(4) Sabiha Gökçen (1913-2001/1925)
(5) Nebile İrdealp (1910-1943/1927)
(6) Ülkü Adatepe (1932-2012/1933)

Bir cevap yazın