Yazın zaman kavramı

Tüm öğrenciler için yaz, okulun bitmesine bir iki hafta kala başlar. Peki, yaz tatilinde geçirdiğiniz zamanı nasıl anlatırsınız? Yaz tatilinde zaman kavramı bence üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Bunu sizlere anlatabilmek için öncelikle yaz tatilimin ilk haftalarından bahsetmek istiyorum.

Fen Lisesinin yoğun temposundan sonra kendime bir haftalık tembellik izni verdim. Kimi zaman evde boş boş oturdum, kimi zamansa arkadaşlarım Ege ve Ece ile birlikte gezdim. Kaykay ve paten ile kaydık, voleybol oynadık, ama evde geçirdiğim iki günlük süre içinde yaz tatilimin yüzde 75’inin bittiğini hissettim. O kadar uzun bir zaman geçmiş gibiydi. Yaz tatilindeki zaman kavramında buna birinci grup diyelim.

Yaz tatilimin ikinci haftasında ise gerçek planımı uygulamaya koymuştum. Pazartesi, Çarşamba günleri yüzmeye gittim. Salı, Perşembe ve Cuma günleri ise mutfakta staj yapmaya başladım. Mutfağı, ustalarımı, tüm ekibi ve çalışmayı çok özlemişim.

Sabahları, 06.15’te uyanıp, kendime şarkılar söyleyerek kahvaltı hazırlıyorum. 07.30’da otobüse binmiş oluyorum. Yaklaşık olarak 08.00’de çalışmaktan zevk aldığım, bolca çene yapabileceğim, eğlenebileceğim, Türk mutfağı hakkında yeni bilgiler öğrenebildiğim o özel yerde; “mutfak”ta oluyorum. Formam var; beyaz pantolon ve gömlek giyip üzerine siyah önlüğümü takıyorum. Özel terliklerim var. Ellerimi yıkayıp, eldivenleri takıyorum. Saçlarımı genellikle örüyorum, sonra topuz yapıp bonemi takıyorum.

Giyindikten sonra mutfağa adım attığım an eğlence başlıyor. Mutfakta farklı bölümler var. Soğuk bölümünde çeşitli salatalar, kumanyalar hazırlanıyor. Tatlılar başka bir birimde, sıcak yemekler ise farklı birimde yapılıyor. Ben genellikle birimler arasında kimin yardıma ihtiyacı varsa orada oluyorum.

Bu koşturma arasında annemle babam beni çağırasıya kadar zaman (iyi anlamda) durmuş oluyor. Mutfaktaysam, zaman denilen kavramdan hiç haberim olmuyor. Ancak öğle yemeği molası verildiğinde günün yarısına geldiğimizi anlıyorum. Bir de annem ve babam eve gitmemiz gerektiğini söylediklerinde akşam olduğunu fark ediyorum. Bu kısımda anlattıklarım da zaman kavramının ikinci grubunu oluşturuyor.

Bir de üçüncü grubumuz var ki o da önümüzdeki haftanın programı… Hızlı bir çalışma temposu gerektiren zamanlar… Şimdiden söyleyeyim; yazın sonuna kadar ikinci ve üçüncü grubun karışımıyla ilerlemeyi düşünüyorum. Üçüncü grupta, ikinci grubun hepsi bir de üzerine eklenen ekstralar var. Pazartesi ve Çarşamba günleri hani öğleden sonra yüzmeye gidiyordum ya! Sabahtan da dershaneye gitmeye karar verdim. Dokuzuncu sınıf yeni bitti ama ben bir daha üzerinden geçeyim, işi sağlama alayım, dedim. Sonra bir de onuncu sınıfa geçerim. Öğrenmek eğlenmektir çünkü…

Cumartesi günlerinde de İngilizce kursuna gidiyorum. Bütün bunları geleceğim için yapıyorum. Böyle bir tempo ile çalışarak, kendimi geliştirebiliyorum, daha fazla yol kat edebileceğimi biliyorum. Hedeflerim var. Hedeflerimin bütün kilit noktaları, bu çalışmalardan geçiyor. Bunun çok net olarak farkındayım.

Bu işten zevk almayı bildiğim için de asla sıkılmıyorum. Üniversitede “mutfak sanatları bölümü”nde okumak istiyorum. Dünya mutfaklarında söz sahibi olabilmek için öncelikle kendi mutfağımı yani Türk mutfağını iyi tanımam gerektiğini de çok iyi biliyorum.

18 yaşıma geldiğimde yurt içi ve yurt dışı staj yerlerim hazır. Çanakkale’deki Kolin Otel şefleri ve genel müdürü ile görüştüm. Beni 18 yaşıma gelince staja alabileceklerini söylediler. Bu yıl ayrıca Sofra&Özer Restoranlar zincirlerinin kurucusu Sevgili Hüseyin Özer ile tanıştım. O da beni staja bekliyor. O güne kadar kendimi geliştirmem lazım. Ne de olsa bu alanda beni bir deha bekliyor; Sevgili Hüseyin Özer…

Boş boş oturarak “Gelecek benim” diyemem herhalde. Kendi kaderimi, kendi ellerimle, demire kazıyarak yazmalıyım, kumun üzerine parmaklarımla değil. Yoksa bir dalga gelir ve tüm hayallerimi götürür. Hayaller gerçekleşmek için vardır. Bunun içinse planlama ve çalışmak gerekir. İstedikleriniz, önünüze lüks tabaklarla gelmez. O lüks tabağı kendi ellerinizle desenleyerek hazırlamalısınız.

İşte bu önüne hazır yemek gelenlerle yemeğini kendi hazırlayanlar arasındaki en büyük farktır.

Hayallerinizden asla vazgeçmeyin, ne kadar uçuk olursa olsun, gerçekleşmesi her zaman için mümkündür. Gerekirse sağır kurbağa numarasına yatın. Herkesin söylediğine kulak asmayın, sizi hedefinizden uzaklaştırmalarına izin vermeyin.

Herkese üçüncü grup zaman kavramını planlamasını dilerim.

Not: Son zamanlarda yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Sınavlarımda iyi performans gösterebilmek için çok sıkı çalıştım. Karşılığını da aldım, çok mutluyum ama yazımı zamanında yazamadım. Gecikme için özür dilerim.

Bir cevap yazın