ÇMO: Ülkemizde atık sorunu yönetilemiyor

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Akçay Caddesi üzerinde, çevresi konut alanları, okul ve ticarethanelerle çevrili bir alanda uzun yıllar etkinlik gösteren; Aslan Avcı Döküm San. ve Tic. A. Ş. tesis alanında, radyoaktif atıklar depolandığına ilişkin Radikal Gazetesi’nin haberiyle ortaya çıkan sürecin ciddiyetle izlendiğini açıkladı. “Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde, şehrimizin göbeğinde yıllardır radyoaktif atıklarla birlikte yaşıyor olmamız, süreçten haberdar olan ilgili kurum ve kuruluşların gerekli sorumluluklarını yerine getirmemiş olmaları ve bu gerçeği bilmelerine rağmen bugüne kadar hiç bir işlem yapılmamış olması ülkemizdeki çevre politikalarının, atık sorununun yönetilemediği gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır” denilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“İşletmenin faaliyeti sonrası oluşan, Çevre ve Orman (Çevre ve Şehircilik) İl Müdürlüğü denetimleri ile tespit edilen, Türkiye’de bu konuda yetkili kurum olan TAEK tarafından durum tespitinin yapıldığı bilinen ve radyoaktivite içeren bu atıklara ilişkin olarak, bildirimlerin yapıldığı ancak geçen zaman içerisinde sürecin yürütülmediği görülmektedir.

İncelemelerde malzemelerin ve cürufların Europium-152 ile bulaşmış olduğu ve bu maddenin nükleer reaktörlerde kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu maddenin ülkemize nasıl girdiği ve radyoaktif malzeme bulaşmış atıkların külçe kurşun haline getirilerek nerelere satılmış olduğu belirsizdir. Ülkemize girişi yasak olan bu atığın kentimizin ortasında bir tesiste ortaya çıkması yasal olmayan yollarla yürütülen atık ticareti gerçeğini gündemimize getirmektedir.

Bu konu hakkında Valilik, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Kaymakamlığı ve ilgili kamu kurumları bilgilendirilmiştir. Ancak hiçbir kamu kurumu bu konuda yetkili TAEK’de dahil, atıkların güvenli bir şekilde bertarafına ilişkin bir önlem aldırmamıştır.

Bu atıkların tespitine rağmen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı geri kazanım lisansını iptal etmiş midir? Bu tesis radyoaktif madde tespit edilmesinden sonra ne kadar süre çalışmıştır, çalışanlar bu maruziyetten ne ölçüde etkilenmiştir?

Bu döküm fabrikasının yol açtığı radyoaktif atıkların bertarafında izlenmesi gerekli sürecin tamamlanmaması, TAEK’in radyoaktif atıklar konusunda yetkili tek kurum olmasına rağmen bertaraf konusunda yetersizliğini ortaya çıkmıştır. İşletmede ne kadar radyoaktif madde bulaşmış atık olduğu belirsizdir. Bu radyoaktif atıkların bertarafını sağlamayan ülkemizin Nükleer Santrale ne kadar hazır olduğu açıkça görülmektedir.

Bu tesis kapanmış ve ismini değiştirerek Torbalı’ya taşınmıştır. Aynı olay Torbalı’da da yaşanacak mıdır? Gaziemir’den Torbalı’ya radyoaktif madde bulaşmış makineler götürülmüş müdür? Torbalı’da oluşan atıklar radyoaktivite içermekte midir? Tehlikeli atık niteliğinde olan bu atıklar nerede ve nasıl bertaraf edilmektedir? Belirsizdir.

Türkiye’de benzer tesislerde radyoaktivite içeren atıklar işlenmiş midir? Bu da belirsizdir.

Kaç adet akü ve kurşunlu atık geri kazanım tesisi vardır?

Bunların atıkları nerelerde bertaraf edilmektedir?

Bu tesislerin tümünde radyoaktivite ölçümü yapılmakta mıdır? Bu tesislerin atıklarında radyoaktivite ölçümü yapılmakta mıdır?

Yakın bölgede yer alan su kuyularının radyoaktivite ölçümleri yapılmalı ve sonuçları kamuoyuna açıklanmalıdır

Bölgede radyoaktivite başta olmak üzere kapsamlı bir çevresel durum değerlendirilmesi yapılmalı, atıklardan oluşan sızıntı sularının yer altı suyunu kirletme riski değerlendirilmelidir.

Çevre Kanunu’nun yayınlanmasının üzerinden 29 yıl geçmiştir. 29 yıl öncesine göre ülkemizde çevre sorunları azalmamış aksine artmıştır. Bu gün ülkemizin havası, suyu ve toprağı 29 yıl öncesine göre daha kirlidir.

Ülkemizdeki üretilen tehlikeli atık miktarı ve türleri hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Beyan sistemine dayalı bilgi sistemi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından açıklanan atık miktarlarının ne kadar doğru olduğu bilinmemektedir. Türkiye bir kez daha atık yönetimindeki yetersizliğini ortaya koymuştur. Bu durum ülkemizdeki sanayi atıkları, ve tehlikeli atıkların miktarındaki belirsizliği, izleme ve denetim süreçlerinin yetersizliği ortaya koymuştur

Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş, denetime tabii bir geri kazanım tesisinde bile bu olayın yaşanmış olması ve sürecin işleyişi ülkemizde diğer alanlarda neler yaşanıyor olabileceğini bizlere düşündürmektedir. Bütün bunlar ülkemizde sürdürülmeye çalışılan “Çevre Politikalarının” başarısız olduğunu göstermektedir.

Geçmiş yıllarda Tuzla’da, İkitelli’de, Karadeniz sahillerinde ortaya çıkan radyoaktif ve tehlikeli atıklar bugün İzmir’de ortaya çıkmıştır. Daha başka nerelerde ortaya çıkacağı sorusu belirsizdir… Ülkemiz atık çöplüğü değildir.

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak konunun takipçisi olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; süreçte yukarıda belirtilen ve benzeri bir çok sorunun cevaplanması için yetkili kurum ve kuruluşları kamuoyunu bilgilendirme ve bu süreçte görevini ihmal eden ilgili kurum ve kuruluşlar ile ilgili gerekli süreçlerin yürütülmesi için gereğinin yapılması çağrımızı tekrarlıyoruz. ”
36 kez okundu.

Bir cevap yazın