Hesap sorana bak!..

Ucubenin sağına soluna herkes kendi kafasına göre yama yaptı. Ucube ömrünü dolduramadı bir türlü. Öyle bir harç ile karılmıştı ki, her gelenin ihtiyacına yanıt verdi vermesine de “günün şartları”na göre “eksik parçalar”ı her gelen kendi ihtiyacına göre yerleştirdi yeni yeni yamalar attı. Ne zaman ki özgürlükleri yandaşlarına ve dayandığı sermaye için değil halk için isteyen birileri iktidara gelirse, ucubenin sonu gelecek, toptan tarih çöplüğünde yerini alacak.
Bu umudu hiç bir zaman kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz de….

Gelelim, ucubenin yeni yamacısı AKP iktidarına… Ortaya çıkıp da 12 Eylül ürünü bu anayasayı demokratikleştirmeye çalıştıklarını söylemiyorlar mı; inanın midem kaldırmıyor bu sözlerini. Sahte demokratlar, kendilerinin varlık nedeni olan 12 Eylül Anayasası için nasıl da laf söyleyebiliyorlar, şaşmamak elde değil! Referandum meydanlarında Kuran’dan ayetler okuyarak, peygamberden hadisler sıralayarak cunta anayasasına “Evet” denmesini isteyen Kenan Evren; bu sahte demokratların yaratıcısı değil mi? Her türlü sol düşünceye zincir vuran, tarikatlarla anayasa pazarlığı yapan cuntacılar yeşertmedi mi bunları? Rabıta ile kolkola gezenlerin çocukları değil mi şimdiki sahte demokratlar? Suudi petrol şirketlerine taşeronluk yapanların rahle-i tedritasından geçmedi mi bu sahte demokratlar? Faizsiz kazanç deyip; gurbetçisini, Konyalısını soyanlar, ağa babası değil mi bu sahte özgürlükçülerin? Işık Evleri’nin 12 Eylül’deki sakinleri değil mi bugün ortaya çıkıp özgürlüklerden dem vuranlar? Kimlerin yanında “staj” yaptıklarını bilmiyor muyuz sanıyor bunlar?

Kendisini var eden anayasaya karşı şimdi özgürlük şampiyonluğuna soyunanlar; bir yandan da ülkeyi nasıl bir korku imparatorluğuna sürüklüyor, görmüyor muyuz sanıyorlar? Fişlemenin alasını, eski hocalarına taş çıkartacak biçimde yapan; telefon ve ortam dinlemeleri ile konuşmanın, fikir beyan etmenin “suç” haline geldiği bu dönemin sorumlusu bunlar değil mi? Çocuk istismarının alasını yapan bunlar değil mi? Özgür toplu pazarlığın önündeki engel bunlar değil mi? Tekel işçisinin üzerine gaz bombaları atan, attıran bunlar değil mi?

Hukukun üstünlüğünden üstünlerin hukukuna sapan, dokunulmazlık zırhından milim taviz vermeyen, dosyaları Alman yargısının elinde olan, Galataportcular, gemicik yüzdürenler, yumurtacılar, ihaleciler, yap-satçılar, tersaneciler, yandaş kalemler, yazarken yandaşlıkla sınır tanımayanlar…. Say say bitmiyor; bunlar değil mi 12 Eylül ile uygulanan 24 Ocak kararlarının azimli takipçileri… Bir yazımızda da belirtmiştim; Özal’ın prenslerini sollayanlar bunlar değil mi? “Pazarlamacı”lık yeteneğiyle övünen; bu yeteneğiyle de ülke kaynaklarını çok uluslu sermayeye peşkeş çeken bunlar değil mi?

Dağıttıkları “Anayasa Değişiklik Paketi ile İlgili Sorular ve Cevaplar” kitapçığında, “Evet demek için 40 neden”i okurken, insanın aklına önce “40 katır mı, 40 satır mı?” çelişkisi geliyor. Öyle de denk getirmişler ki; kitapçık 99 sayfa… Kutsal bir hale dönüşmüş!!!

Her bir maddeye bakıp da; “analar ne demokratlar doğuruyor?” dememek elde değil. Bunların üzerindeki “yeşil”i kazıyın, 12 Eylül cuntasının karası çıkacaktır.

Hesap sorana, Erdal Eren için gözyaşı dökene bak!!!

Bir cevap yazın