Şuyu-u vukuundan beter!

AKP’de il kongresine günler kala İl Başkanı Aydın Şengül hakkında ortaya çıkan iddialar her yönüyle kafa karıştırıcı.

Özelikle de “Özel yetkili Savcı Murat Gök’ün” görev konumu değiştirildikten hemen sonra basına yaptığı “AKP İl Başkanı ve İzmir Valisi’ni de alacaktım” açıklamasından sonra yaşanan gelişme, kimilerine göre malumun ilamı. Yani beklenen bir durum…

Konuyu her yönüyle araştırdıktan sonra gördüm ki, Şengül’ün başına gelenler bazı yönleriyle “parti içi infaz” gibi de duruyor. Yani ekip çatışmalarının bir dışavurumu gibi.

Yargıya intikal etmiş bir konu hakkında yorum yapmak zor ve doğru da değil. Ama basına yansıyan bölümü üzerinden yorum yapmak gerekirse, Aydın Şengül’ün bir bürokrata telefonla verdiği talimat, ya da iddia edildiği gibi “Tehdit’, Torbalı’da seçim kazanmak isteyen iktidar partisinin il başkanından beklenen doğal bir refleks aslında.

Yani, Ayrancılar’da bin 500 kadar konutu, belki de 3-5 bin seçmeni ilgilendiren hazine arazisi işgalini geçici de olsa çözme gayreti gibi. Yani seçim kazanma telaşıyla açılmış bir telefon, aynı telaşla söylenmiş bir dizi maksadını aşan cümle.

İddia ediyorum ki İzmir’de Aydın Şengül’den benzer şekilde talimat almayan bürokrat yoktur.

İktidarın hem de tek başına iktidarın, bürokratik kadrolaşma konusundaki yaptırımı, il başkanlarına genelde bu gücü fazlasıyla verir. Yasal ve etik açıdan sorgulansa da bu düzen böyledir ve de böyle de gidecektir.

Bu olayda sorun, yanlış kayaya çarpılmış olması ve de bir bürokratın bunu mesele yaparak, tehdit edildiği iddiasıyla yargıya başvurmasıdır.

Yani iktidar partisinin il başkanına ya da başka bir değişle AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir temsilcisinden “şikayetçi” olunmasıdır.

Bu da ister istemez bize, bu bürokratın daha güçlü bir yerden güç aldığını düşündürtüyor. Hem de Başbakan’dan bile daha güçlü bir yerden…

Bir dostuma göre ise bu olayı anlamak için şikayetçi bürokratın kökenine inilmesi gerekmektedir. Etnik kökeni değil tabii ki. Söz konusu bürokratın, “Maliye” kökenli olması bu dostuma göre yeterli bir neden…! Kendisi de emekli bir maliye bürokratı olan dostuma göre, maliye kökenlilerin genindeki dik duruş, iktidara karşı bile pabuç bırakmayan bir yapıyı gerektirir. İşin özünde bu da yatıyor olabilir.

İşin özünde, Şengül’ün maksadı aşan sözlerini gurur meselesi yapan bir bürokrat da yatıyor olabilir.

Hatta söz konusu bürokrat, gerçekten de ortada iddia edildiği gibi bir çete suçunun işlendiğini de düşünmüş olabilir.

Sonuçta olan olmuş ve de “Çete” suçlamasıyla aralarında AKP Torbalı Eski İlçe Başkanı ve Başkan adayı, Ayrancılar Belediye Başkanı ve meclis üyelerinin bulunduğu yaklaşık 30 kişi gözaltına alınmıştır. İl Başkanı Şengül’ün, aday olduğu il kongresine günler kala zanlı sıfatıyla ifadesi alınmıştır.

Kimse “gözaltına alındığı ya da ifadesine başvurulduğu için” suçlu ilan edilemez. Bizler son bir yılda özelilikle de İzmir’de “özel yetkili” savcılarımızın talimatlarıyla, komandolar ve kobra helikopterleri marifetiyle gözaltına alınıp, birkaç gün sonra elini kolunu sallayarak dışarı çıkan onlarca “zanlı” gördük.

O nedenle, bu konuda yorum yapmaktan özellikle kaçıyorum.

Ancak hukukta “Şuyu-u vukuundan beter” diye de bir kavram da vardır. Hele ki il kongresine sayılı günler kala Şengül’ün adının “çete” ile yan yana yazılıyor olması, bu kavramın anlamını daha da pekiştirmektedir.

Bu olayda dikkatimi asıl çeken ise Şengül’ün hakkındaki iddialara yanıt verirken bir gazeteye yaptığı açıklamada yer alan bazı satırlar…

‘Ortada bir çete varsa, o da spekülatör emlak çetesidir. Biz onların oyunlarını bozduk, çomak soktuk.’

Bu da ciddiye alınması gereken bir açıklamadır. Ve savcılarımızın işin bu boyutuyla da yakından ilgileneceğinden eminim.

Aldığım bilgi, savcıların konuyu Aydın Şengül boyutuyla kapattıklarını gösterse de yargının sağının solunun belli olmayacağı da yaşanmışlıklarla sabittir.

Şahsen, Şengül’ün “Sadece” bu olay yüzünden adaylıktan edileceğine inanmıyorum. Hatta seçim öncesi biraz da “komplo ya da infaz” gibi duran bu gibi vakıaların muhatabının elini güçlendirdiği de görülmüş, yaşanmıştır.

Şengül’ün adaylık şansını, seçim hezimetindeki rolü nedeniyle az gören biri olarak, bu olayın onun elini güçlendirmiş olduğunu bile düşünüyorum.

Başbakan’ın hakkında 5 kez gensoru verilen Maliye Bakanı’nı, tüm mal varlığına el konan RTÜK Başkanı konusundaki tutumu ister istemez bana bu olasılığı da düşündürtmektedir. Gerçi, Maliye Bakanı görevden alındı, alınmasına ama, aradan 5 yıl geçti ve de operasyon sağlık nedenine dayandırıldı. Her ne kadar Şaban Dişli, Dengir Mir Fırat gibi olaylar da yaşanmışsa da Unakıtan ve Zahit Akman olayı da ortadadır.


***

İlçe başkanlarınca desteklenen Şengül’ün bu veya başka bir nedenle aday yapılmaması halinde, parti içinde hakim konumda olan Karadeniz ekibinin hangi adaya kilitleneceği gibi bir soru çıkıyor ortaya.

Çünkü her ne kadar inkar edilse de AKP, en az 5 ana ekipten oluşan bir koalisyondur aslında. Milli Görüşcüsünden, AK Solcusuna, Gülgillerden, Karadenizlilere hatta Akkurtlara kadar…

Şengül’ün devreden çıkması ya da çıkarılmasıyla Eski İl Başkanı Ali Aşlık’a “Çizmeyi giy” teklifi gelebileceği gibi, diğer bir Karadenizli olan Bülent Delican’ın da bu gelişmelerle elinin güçlendiğini söylemek yanlış olmaz.

Ancak ilçe başkanlarının Başbakan’a verdiği listede “üçüncü isim” olarak öne çıkan Ömür Kabak, sessiz ve de derinden çalışmasıyla iddiasını sürdürüyor. İsmail Katmerci’nin adayı Fazıl Karaman, teşkilatta tartışılmaya devam ederken, Tekelioğlu ekibinden Selim Gökdemir’in geri adımıyla bu ekipten Eflatun Saygılı’nın kulis çalışmasına başladığı iddia ediliyor. Ancak Saygılı’ya şans tanınmıyor.

İl Başkanlığı kulislerindeki ilginç bir isim ise Cemal İpekoğlu. Ege’nin köklü sanayi kuruluşlarından Akça Holding’in Genel Koordinatörü… AKP’den 2007 seçimlerinde milletvekili adayı olduğunda siyasete bulaştı. Ve İzmir’deki akil bir yapının bizzat Başbakan’a önerdiği bir isim.

Bisan’ın sahibi Abidin Dursun Kaleli de parti içinde son dönemde güçlenen AKKurtlar (MHP kökenliler) grubunun öne çıkardığı bir isim. Tıpkı Teşkilat Başkanı Nurettin Türkyılmaz gibi… Adaylığına hala anlam veremediğim tek isim ise SKM Başkanı ve İl Başkan Yardımcısı Numan Arıcı.

Yoksa Arıcı, Şengül’ün “aday olmazsam, adayı belirleyen olurum” tezindeki B planı mı?

Bir cevap yazın