Birbirimizi “Yemekteyiz”

Geçen akşam ilk kez izledim “yemekteyiz” programını. O da sırf size bu yazıyı yazabilmek için… Yani, bir akşamımı feda ettim ve dayanabildiğim kadar dayandım ekran karşısında. Her şey şaka gibi geldi. “Yaşını başını almış, torun torba sahibi olmuş o insanlar, ekran karşısına çıkıp bu kadar çirkinleşemezler” diye düşündüm izlerken. Sonra, “İşin içine “çıkar’lar girdiğinde neden olmasın” dedim kendi kendime.
Ekrana kilitlenmeye gerek de yok aslında, şöyle bir etrafınıza bakınırsanız fark edeceksiniz ki şu an herkes “yemekte”, birbirini yani…

Yazılarımı takip ediyorsanız anlamışsınızdır siz de, fena taktım ben bu adaylara… Takılmayacak gibi de değil.
Gerçekten birbirlerini yiyorlar.

AK Parti Büyükşehir adayımız Taha Aksoy ilk geldiği gün ayağının tozuyla yaptığı basın toplantısında “Severim ben Aziz Kocaoğlu’nu, dürüsttür, sadece hizmette kusurları var” demişti. Aradan geçen kısa sürede söylemler “Yalan söylüyor, herkesten özür dilesin” şeklinde renk değiştirdi. Sayın Aksoy, İzmir’e geldi geleli önüne sunulan bir tek şeye de “Ellerine sağlık, güzel olmuş” dememekte direniyor. “Aç kalırım, ölürüm de ne Kocaoğlu’nun yemeğini yerim, ne de söylediğim onca lafı…” modunda, kafasını iki yana sallayıp İzmir’in yağını, tuzunu eleştiriyor durmadan. Büyükşehir’e MHP’den aday Müsavat Dervişoğlu ise sofraya yetişebildiği köşeden uzanıp sesini duyurmaya çalışıyor; “Hayvanat bahçesi ve havagazı deposunun restorasyonuyla övünen bir kent olabilir mi?” Ev sahibi Kocaoğlu’nun sesi ise son günlerde daha çok çıkmaya başladı; “Ne kadar ekmek, o kadar köfte… Hükümet İzmir’in mutfağını, Büyükşehir’in buzdolabını doldurdu da biz mi yemek pişirmeyi beceremedik? Şeker, un, yağ vardı da İzmirliye fıstıklı helva mı yapmadık?”

Balçova’da da yemek masasının etrafı biraz karışık. AK Partili Kamil Öztürk Çalkaya’ya yükleniyor durmadan. Anlaşılan Çalkaya’nın yıllardır yaptığı yemeklerin hiçbirini beğenmemiş Sayın Öztürk. Uzun zamandır Balçova’da yaşıyor ama “Vatandaş yer, ben yemem” deyip aç bilaç oturmuş. “Cıkk, olmamış. Bu yemekler yenecek gibi değil, sen çekil, ben mutfağa bir geçeyim, sen o zaman gör bak sofra nasıl hazırlanıyormuş” diyor Çalkaya’ya hatta ekliyor; “Yüzde 70 oy alacakmış, ucuz politika yapıyor, o önce sırça köşkünden çıksın”
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya sakin sakin yanıtlıyor; “Ben onun gibi bütün gün gezip lay lay lom yapamam. O zaman bunca yemeği kim yapacak? Balçovalı benim ev sahipliğimden son derece memnun, inanmazsanız semt evlerindeki kadınlara sorun…”

Konak’ta bırakın sofrayı, sofra hazırlama estetiğini; mutfak tümden karışık. Şifa niyetine, ağız tadıyla yiyecek bir lokma bir şey kalmamış. Eski “ahçımız” iyi kötü bir şeyler yapıyordu da aç kalmıyorduk hiç değilse… Şimdi durum içler acısı; her şey bulaşık makinesinde yıkanmayı bekliyor; pisler temizlere, bayatlar tazelere karışmış durumda. Anlayacağınız Konak paklanmayı bekliyor… du ki izleyicinin “Yeni aşçı kim olacak?” merakı giderildi itinayla (!) Sayın Hakan Tartan, “Çekilin ben aşçıyım…” modunda heyecanla koştu mutfağa. Şimdi de seyirciyi başka merak sardı; “Bakalım ne yiyeceğiz?”

Önümüze adaylar tarafından sunulan mönüler öyle güzel ki, kürsülerde onları dinledikçe insanın her şeyden canı çekiyor.
Ağız tadıyla bir bitirsek şu seçimleri diyorum;
Çünkü artık vatandaşın açlıktan ağzı kokuyor…

Bir cevap yazın