Şimdi “açılım” zamanı

CHP’nin “çarşaf” açılımı, MHP’nin “alevi” açılımı, Başbakan’ın “YouTube” açılımı derken siyasette bir açılım mevsiminin açıldığına hep birlikte şahit oluyoruz.
Türk siyasi tarihi ve yakın geçmişimiz benzer açılım hamleleriyle doludur. Hatta İzmir yerel siyaseti de aktörlerin açılım hamlelerine defalarca şahit olmuştur.
“Velev ki türban siyasi simge olsa ne yazar” sözleriyle başlayan AKP’nin “türban” açılımı Anayasa Mahkemesi’nde “Hazine yardımlarının yarısının kesilmesiyle” son bulmuş,
Melih Gökçek’in arsenik açılımı “İzmir’de ters tepmiş”, CHP’nin merkez sağdan da oy alma açılımı, “üç-beş sağcının milletvekili yapılmasından öteye geçememiş”, bir kısım medyanın “Malezya” açılımı “sadece iki hafta sürmüş”, CHP’nin “meclisi terk etme” açılımı “Abdullah Gül’ü Köşk’e taşımış”, merkez sağın “ANAYOL” açılımı, “fiyaskoyla” sonuçlanmış, Başbakan’ın Doğu ve Güneydoğu’ya açılımı, “taşlı sopalı saldırılarla” son bulmuştur…
Örnekleri arttırmak mümkündür.
Aslında açılım doğa kuralıdır. Statik duruşu bozup dinamik bir yapı kazanmak açısından doğru bir adımdır.
Çünkü değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
Siyasetimizin de siyasetçimizin de şiddetle açılıma ihtiyacı vardır. Ancak ne yazık ki siyasetçilerimiz, açılım için hep bir seçim öncesini beklemektedir. Tehlikeli olan da budur. Yani oy ve koltuk kaygısı yapılmak istenen açılımın hep önüne geçer.
Eğer CHP Lideri Baykal, açılım istiyorsa bunun zamanı 30 Mart 2009 sabadır. Aynı şekilde Sayın Bahçeli de alevi açılımı için bu tarihi beklerse daha yerinde olur.
Kitleler, kendilerine yönelik açılım sahiplerinin niyetlerini ve de fütursuzca yapılan takiyyenin farkına varmaktadır. Bildik ayak oyunlarıyla oy devşirme girişimlerini artık bu millet yememektedir. Halk deyimiyle “Hayvan terlidir”
O nedenle açılımı siyasete yön verenlerin beyinlerinden başlatmak gerekmektedir.

***

Şimdi, dönelim en popüler açılıma. Yani CHP’nin çarşaf açılımına,
Deniz Baykal, İstanbul Sultanbeyli’de bir grup çarşaflı kadına Atatürk’ün altı oklu rozetini takarak bu tartışmayı alevlendirdi. Sayın Ertuğrul Özkök gibi “Baykal gaylara da rozet takar mı?” sorusuyla olayı cıvıtmak değil niyetim.
Ancak peçenin, çarşafın üzerine takılan altı oka yakından bakmak istiyorum. Yani CHP’nin ve de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün altı ilkesini temsil eden “Altı Ok”a…
Cumhuriyetçilik, Laiklik, Devrimcilik, Devletçilik, Halkçılık, Milliyetçilik…
Ve okların anlamını düşündüğünüzde Deniz Baykal’ın iktidar olmak adına hangi noktaya geldiğini sizlerin takdirine bırakmak istiyorum. Acaba peçelerinin üzerine katılan altı oku bu kadınlardan hangisi sayabilir.
Sayın Başbakan’ın “Milli Görüş gömleğini çıkardım ve değişim” sözlerini anımsadım nedense? Ve de Baykal’daki değişimin Erdoğan’ı bile solladığını gördüm. Başta da söylediğim gibi her ikisinin de oy ve iktidar kaygısıyla takiye yaptığından hiç ama hiç kuşkum yok. Türkiye’de iktidar olmak ve de iktidar kalmak istiyorsanız ya Baykal gibi çarşafın üzerine rozet takarsınız ya da Erdoğan gibi değiştim martavalıyla kitleleri oyalarsınız.
Çünkü, çarşafı kabul etmeden sandıktan çıkamazsınız, çarşafı savunarak iktidarda kalamazsınız. Yaman çelişkimiz budur…
Unutmadan, Bahçeli gibi söze “Alevi kardeşlerimiz” diyerek de başlamak da iktidara gelmek için bir yöntemdir.
Olayı analarımızın, bacılarımızın başörtüsü noktasından ele alırsak, Baykal bu açılımda epey geç kalmıştır.
Çünkü bir dostumun da söylediği gibi, “Bu millet aslı varken fotokopisine oy vermez”.
Başörtülüler için aslı da fotokopisi de bellidir. Ama CHP’nin laiklik, cumhuriyet gibi noktalardaki sert duruşundan taviz verip gerçek bir kitle partisi olma yolunda attığı adımlar, “çarşaf hariç” takdire şayandır. Ve Baykal’ın geçen yıl bir televizyon programında söylediği, “Üniversitelerdeki türban meselesini ancak biz çözeriz” sözü de bu gün attığı adımları açıklamaya yetmektedir.
Bahçeli’nin “Alevi açılımına” gelince, MHP, CHP’nin iyice küçülmüş pastasından pay kapma kaygısıyla açılım peşinde koşacağına, tarih olan merkez sağın mirasına yönelik açılımı denese kanımca daha doğru bir adım atmış olur.
Merkez sağdaki büyük boşluk, neden hala açılım hamleleriyle öne çıkmaya çalışan MHP’nin aklına gelmiyor, anlamış değilim.

Not 1: Baykal’ın Sultanbeyli’de rozet taktığı çarşaflılardan birinin İzmir Kurultay Delegesi Nuri Batuhan olduğu iddia edilmektedir! Ne de olsa çarşafın içinden sadece gözleri görünen kişinin kadın mı erkek mi olduğu bilinmediği için Dede yanlısı Batuhan’ın çarşaf hamlesiyle tüzük kurultayı öncesi Baykal’ın safına geçme ihtimali bizlere bunu bile düşündürmüştür.
Not 2: 30 Kasım’da önemli bir karar vermesi gereken İzmir İl Başkanı Kemal Karataş, “İstifa izni” için gittiği Ankara’dan, “İstifa etme” denilerek geri gönderilmiş. Yani Karataş’ın Konak adaylığı suya düşmüş görünüyor. Tabii ki Ankara’yı dinlerse…
Not 3: Not 1 tamamen hayal ürünüdür.
Not 4: “Naylonluğun Daniskası” yazımı haber yapma cesareti gösteren Milliyet Ege‘ye teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın