Zıvanadan çıktığımız zamandır…

Eğer, “genç subayların rahatsızlığı”nı manşete çekmeye değer buluyor, buna karşın “genç sivillerin rahatsızlığı” sizi hiç ırgalamıyorsa gazeteciliğinizi sorgulama zamanı gelmiştir. Hepimizin evlatlarından oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yalnızca “bir kesimin ordusu” olarak gösterme ve “kraldan çok kralcı”ya varan çabalar, ne yazık ki, kaş yapayım derken göz çıkarıyor…

Televizyonlarda izledik. Aralarında sanatçıların da bulunduğu grup, ülkemizde artık darbeler olmasın istemiyle yürüdüler. Daha geniş bilgilenmek için etkinliği bir de gazetelerden okumak isteyen okur, ne Hürriyet’te ne Cumhuriyet’te ne de Radikal’de tek satır haber görebildi. Milliyet de üç-dört satırla geçiştirivermişti. (Bu arada gazeteciliğini çok önemsediğim Sedat Ergin’e üzüntülerimi belirtmeden geçemeyeceğim)

Ben asker çocuğuyum.

Ailemdeki erkeklerin büyük çoğunluğu da asker kökenli.

Ama darbelerin her türlüsüne karşıyım.

Son zamanlarda sözüm ona bazı köşe yazarlarının, darbelere karşı olanları orduya da karşılarmış gibi gösterme çabaları bu ülkeye yapılan en büyü kötülük. Artık medya etiğinden falan vazgeçtik, işi iyice zıvanadan çıkardılar.

İnternette rastladığım ANKA’nın haberine göre, Cumhuriyet’in Ankara’daki yeni bürosunun açılış kokteylinde, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhuriyet’in tirajını az bularak daha fazla satması gerektiğini söylemiş.

Sayın Sezer çok haklı. Cumhuriyet’in tirajı az. Daha fazla satması gerek, ama nasıl?

Yalnızca son on yılda gazeteden giden ya da gitmek zorunda kalanlara baktığımızda, gazete yönetiminin “çizmeyi aşanlara” karşı pek “sevgili” olmadığı açıkça görülebilir. Bazı olayları “görmezden gelme” ya da görüyormuş gibi yapma halleri son dönemlerde epeyce arttı. İnternete giren ilgili bir okur, bunu açık seçik görebiliyor artık.

Korkularla bir ömür geçiren insanlar, artık korkmak istemiyor.

İçi boş, laf kalabalığından öteye gitmeyen ahkâm sayfaları artık fenalık veriyor.

Ahkâmların çoğu yaşamla da buluşamayınca, okur kendine başka mecralar arıyor ve buluyor da.

Kendine başka bir mecra bulmak zorunda kalanlardan Oral Çalışlar’ın Zaman’a verdiği röportajda söyledikleri aslında Cumhuriyet’in neden az sattığının somut göstergesi gibi:

“Cumhuriyet’e 16 yıl tahammül edebildim. Geçmişte muhalif yazılarıyla Aydın Engin, İpek Çalışlar, Celal Başlangıç vardı ve bu arkadaşlar gazeteyi adım adım terk ettiler. Ben en dirençlileri çıktım.”

Bir yerde muhalefet yoksa, demokrasi de lafta kalabiliyor.

Tiraj almak da kolay olmuyor…

Bir cevap yazın