Yaz, kış Spil

Geçtiğimiz hafta Manisa’daki Spil Dağı’na gittik. Ertan Abi’nin üyesi olduğu dağcılık kulübünün şenliği vardı.

Biz daha önce kışın Ertan Abi’erle birlikte Spil’e gitmek istemiştik. Ancak tepeye çok az bir yol kala kar hızla yağmaya başlayınca yolda kalmış ve geri dönmüştük. Bir kez daha yola çıkacaktık. Hava durumunda yağış olacağını söyleyince “yoksa yine gidemeyecek miyiz?” diye çok korktum.

Ben birkaç gün öncesinde araştırmalar yaptım. İnternette Spil’in yüksekliğini, hangi hayvanların yaşadığını, bitkileri ve daha birçok bilgiyi buldum. Bir de Ali Berke’ye sordum. Sınıf arkadaşım Berke’lerin Spil’de bir evleri var. Aslında Berke’nin söylediklerinden çok korktum: Orada akrepler ve örümcekler varmış. Örümcek Adamı severim ama örümceklerden, böceklerden hiç hoşlanmam. Neredeyse vazgeçecektim ama annemle babam gereken önlemleri alacaklarını söyledikleri için kabul ettim.

Ertan Abi önceden gitmişti. Biz Cumartesi günü akşama doğru yola çıktık. Sütçüler tarafından yukarıya tırmanmaya başladık. Yol çok dar ve dönemeçliydi. Kışın gittiğimizde de o yoldan çıkmıştık ama kar ve sisten çevremizi neredeyse hiç görememiştik. Yol kenarındaki ağaçların üstü kırmızı kırmızı kirazlarla doluydu.

Kısa süre sonra Spil’e varmıştık. Küçük ama güzel bir evde kalacaktık. Bir erik ağacının altındaydı. Ağacın üstü eriklerle doluydu. Babam salıncak yaptı o ağaca. Hem sallandım, hem erik yedim hem de erik savaşı yaptık.

Evin çok yakınındaki geniş bir çim alanda eğlence başlamıştı bile. Müzik sesi her yere dağılıyordu. Güneş batmadan önce kısa bir yürüyüş yaptık. Ormandan bir ses duyduk. Galiba ayıydı. Her yerde ise Spil’de yaşadığını önceden öğrendiğim atların izleri vardı. Yakınlarımızda dolaşıyorlardı besbelli ama hiç kendilerini görmedim. Gece annem görmüş ama…

Akşam yemekten sonra eğlence vardı. Biz de izlemeye gittik. Maskeli balo yaptılar. Çok güzeldi. Herkes değişik bir şeyler giymişti. Çok eğlenceliydi ama güneş battıktan sonra hava çok soğudu. Çiğ yağdığı için çimler de ıslanmıştı. Çok üşüdük ama çok eğlendim. Gece güzel bir uyku çektim. Biz uyurken dağcılar ay ışığında zirveye yürüyüş yaptılar. Keşke ben de gidebilseydim…

Sabah erkenden uyandım yine. Kurduğumuz salıncağa bindim. Herkesin uyanmasını bekledim. Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktık. Çevresi çok güzeldi. Yabani güller mis gibi kokuyordu, çok güzellerdi. Yabani erik ağaçları vardı. Rengarenk kelebekler uçuşuyordu. Orada bir pınar gördük. Biraz devam ettikten sonra, orada bir araba uçmuş. Ertan Ağabeyim, orman içine girip arabanın izlerini sürdü. Fotoğraflarını çekti, paramparça olmuştu. Biz de babamla yine fotoğraf yarışması yaptık. En güzel fotoğrafları çekmeye çalıştık.

Daha sonra şenlik alanına geri döndük. Hala oyunlar devam ediyordu. Yakına gidip izledik. Çok eğlenceliydi. Çuval yarışı, kırkayak yarışmaları yapıldı. Küçük büyük herkes vardı.

Öğleden sonra dönüş zamanı gelmişti. Bu kez Manisa tarafından dönecektik. Çünkü Ağlayan Kaya Niobe’yi görmek istedim. Yolumuzun üstünde Sülüklü Göl’e uğradık. Berraktı. İçi görünüyordu. Sülük görmedik ama çevresi yusufçuklarla doluydu. Manzarayı izleye izleye aşağıya indik. Dağın bitiminde Ağlayan Kaya’ya gittik. Konuştuğumuz bir amca küçüklüğünden beri orada oturuyormuş. Artık Ağlayan Kaya sadece cuma günleri ağlıyormuş. Kuraklık onu da etkilemiş herhalde.

Eve döndüğümüzde hala orada olmak istiyordum. Keşke hep orada kalsaydık mı diye düşündüm. Mutlaka siz de Spil’e gidin. Güzel yerleri gezin. Spil’e en çok şenlikler olunca gidin. Baharda orası çok güzel oluyor. Kışın da gidin. Çok güzel kartopu oynayacaksınız!

Aslında bu yazıyı daha önce yazacaktım ama karneyi daha bugün aldığımız için ancak zaman bulabildim. Karnemi merak edenlere buradan söyleyeyim: Derslerim de davranışlarım da pekiyi. Sınıfta en çok kitabı da ben okumuşum: Tam 26 tane… Bütün arkadaşlarıma iyi tatiller diliyorum.
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments