Ara vermeden devam

EXPO Yürütme Kurulu Başkanı : Tamam.
Belediye Başkanı : 31 Mart’ta şehir gülecek.
Vali : Kazanmayı hak ettik.
Bakan : Bu iş bitmiştir.
Cumhurbaşkanı : İzmir kazanacak.

Haydi hayırlısı!
İnançlar tam, moraller yüksek.
Vatandaş olarak bize sevinmek düşer.
Sevinmeyle birlikte kolları sıvamak, hayaller kurmak.
Hayal kırıklığı olur mu?
Allah korusun.


***

31 Mart 2008’de karar bağlanacak.
İzmir EXPO’ suna kavuşacak.
Böylesi şartlanma herkese bir heyecan getirdi.
Siftahsızlıktan ağlayan esnaf, karşılıksız çek-senetle boğuşan tüccar, bankacılarla köşe kapmaca oynayan sanayici şimdi umutla bekliyor.
“EXPO gelecek, dertler bitecek.”

Hani, her fırsatta 20- 25 milyar dolarlık yatırımdan dem vuruldu ya
Şimdi herkes “bir damla da bana düşer” hesabında.
O nedenle; gevşemek, rehavete kapılmak yok.
Hele, “Nasılsa aldık” demecini verenlere yan gelip yatmak hiç yok.

***

Sıvayalım kolları, düşürmeyelim heyecanı.
Sırayla başlayalım :
İnciraltı’ndaki mülk sahipleriyle el sıkışma noktasına gelelim, soruları bitirelim.
Çamaşır ipiyle bağladığımız bayraklar için kalıcı gönderler yapalım.
Yürütme Kurulu her hafta toplansın, sözcüsü hafta başları halka açıklama yapsın
Partiler ve kişiler “Biz yapıyoruz, siz bakıyorsunuz” kavgasını bıraksın
EXPO bayrağı İzmir’e geldiği andan itibaren neler, hangi takvimde ve bütçeyle gerçekleşecek listesi duyurulsun.
“Tamam, bitti” demek yetmiyor, moral tavan yapmışken, ileriye yönelik açılımlar her günü bayrama çevirir.
Olsun ki; sokaktaki İzmirli de kazanılan güveni beklentiye çevirsin, inancıyla azmini ve dayanma gücünü körüklesin.
Çünkü bu dönem iç aydınlatacak ışık görünmüyor, verilmiyor.

Tempoyu yüksek tutmak, kavuşma vaktini de yakınlaştırır.
“Şeytan kulağına tık tık” diyerek cümlemizi bağlayalım.
Yarın, “yediniz, içtiniz, gezdiniz, kandırdınız” lafına göğüs germek yerine, “yaptık, ettik, dünya politikasının oyununa geldik” demek daha kolay ve ikna edici.

Bir cevap yazın