Bürokrat ve siyasetçi

Antik Çağ’dan günümüze, sürekli gelişen, değişen ve gelecekte de gelişmesi kaçınılmaz olan demokrasi hukuki kurallar, kurumlar ve işbölümü sistemidir. Temsili demokrasi, toplumun yararı için neler yapacağını anlatıp, seçmenden onay alarak belirli bir süre için iktidar olan siyasetçinin çalışmalarını bürokrasi aracılığıyla gerçekleştirmesini öngörmektedir. Buna göre, “NE” yapılacağına siyasetçi, “NASIL” yapılacağına bürokrat karar verecektir. Bu rollerin karışması ülkemizde sıkça karşılaştığımız sorunlara yol açmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın basında yer alan sözleri bize bir kez daha bu genel kabulü anımsattı. İstanbul’da Bizans kalıntıları üzerinde yapımı sürdürülen ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğu öne sürülen bir otel inşaatı hakkında gazetecilerin “konuyla ilgili olarak belediye bürokratlarının söz konusu inşaatın yasallığının tartışmalı olacağı” yolundaki uyarılarını hatırlatması üzerine Sayın Başkan, “bürokrasi karar verecekse meclis niye var” diye tepki vermişti. Aslında bütünüyle anlamsız olan bu sorunun yanıtı olayın içinde açıkça görünüyor ama Başkan Topbaş o yanıtı görmek istemiyor. Bürokrasi, NE yapılacağına karar veren siyasetçinin bu tür yasa dışılıklara düşmesini önlemek, yanlış yaptırmamak için vardır. O, siyasetçiyi uyaracak ve yapılmak istenen işin yasal çerçevede nasıl yapılacağını ya da yapılıp yapılamayacağını gösterecektir. Basında yer alan bilgilere göre Belediye bürokrasisi görevini yapmış ama siyasetçi o uyarılara kulak asmamıştır. Başkanın sözlerinden tepkisinin o uyarılara değil, uyarıların gazeteci tarafından kendisine hatırlatılmasına olduğu anlaşılıyor. Anlaşıldığı kadarıyla Kadir Topbaş, meclis iradesinin her şeyin üzerinde olması gerektiğini düşünüyor ama gerçekliğin öyle olmadığını da biliyor ve buna isyan ediyor: “Bürokrasinin görüşü beni nasıl bağlar? Bürokratların uyarılarını anımsatarak beni ve kararlarına dayandığım meclisi nasıl eleştirirsiniz? Meclis iradesinin yanında bürokrat uyarısı nedir ki?” demek istiyor.

Kadir Topbaş’ın bu tutumu ülkemizin kalkınma hızını yavaşlatan başlıca nedenlerden birisi olan temel bir sorunu gözler önüne seriyor.

Bizim gibi demokratik gelişim süreci pek çok dışsal etken altında yönlendirilen ve demokrasiyi özümlemek için daha uzun zamana ihtiyaç duyan ülkelerde, yönetme erkini elinde tutanlar rollerini çok abartmaktadırlar. Siyasetçi ne yapılacağına karar verirken, elindeki iktidar erkinden aldığı güçle, nasıl yapılacağını da tanımlama hakkına sahip olduğunu düşünmektedir. Sorun, seçilenlerin “mutlak irade” sahibi olmadıklarını bir türlü içlerine sindirememeleridir. Seçilenler, belirli bir süre için halk iradesiyle kendilerine teslim edilen yönetme erkini yazılı hukuktan ve bilimsellikten ayrılmaksızın kullanmak zorunda olduklarını kavramadıkça sorunun çözümü olanaksızdır; çünkü hukuka ve bilime bağlılıkla “mutlak irade” anlayışı asla bir arada bulunamaz.
31 kez okundu.

Bir cevap yazın