2007 : Kutsal oyulmuşlar yılı

Belden aşağı vurmak…
Boksta bir faul ya da her türlü faullü hareket anlamında kullanılıyor.
Boksörlere yasaklanmış olan eylem bir nevi.
Bugünlerde hayatın her alanında olduğu kadar siyasette yoğun olarak görülen bir hastalık!
Ama her nedense hastalığın kaynağında olanların, şikayet konusu yaptığı bir rahatsızlık.
Bu köşede yazılanlar, bugüne kadar hiç kimsenin dostluğunun yakınlık derecesine göre düşünülmedi.
Cümleler öyle kurulmadı.
Kurulmayacak da!
Mürekkebin koyuluğu kimi zaman okuyanı-hele hele yazının muhatabıysa- boğmuş olabilir.
Doğrudur, kolay değil “mürekkep denizinde yüzmek”, anlarım.
Tepki gösterilir, anlarım…
Tehditler savrulur, “belden aşağı vuruyorsun” denir, işte onu anlamam.
Bir de bu fikrine “dostluğunu” da katarak herkesi inandırırsın…
Üstelik benim yazılarımı yıllardır okuyan insanların; benim “en yumuşak” bulduğum yazılarımı bile “sert” olarak değerlendirebilirler.
Onu da anlarım.
Ama var oluş biçimleriyle “belden aşağı vurmak” eylemine rahmet okutan bazılarının, konjonktürden yararlanmalarını anlamam.
Kazanmak, tarih önünde kazanmak anlamına gelmiyor!
Hayatlarını paraya tahvil eden, her şeyi bilmiş, görmüş, geçirmiş basınımızın güzide temsilcileri dururken…
Türk mahkemelerinin aldığı kararları bile; hukuk arayanları hedef alarak “davacılar” diye eleştirenler dururken…
Her ne kadar yolun “solu”ndan yürüse de o yoldaki tavırları itibariyle Sayın Başbakan’a benzeyen güzergahta ilerleyen yerel siyaset liderleri dururken…
İş dönmüş dolaşmış yine Agah’ın yazdıklarına saplanır kalırsa, onu hiç anlamam.
Çünkü zordur gerçeklerle yüzleşmesi.
Şükürler olsun ki dostluklarımızı temelinde emek vardır, rakı buharı değil!
Çünkü o sohbetlerde konuşulanların, verilen sözlerin, arkadaşlık gösterilerinin ömrü; kadehin içindeki buzun ömrü kadardır.
Eğer o “buza yazılı sıcak sohbetler” sizi mutlu ediyorsa ve dostluğunuzun tek ölçüsüyse, dostluklarınız da eriyip gider,
Belki bunun örneklerini yanı başınızda yaşamışsınızdır.
Ama bu köşede yazılanların anlamı, bir mağarada saklı kalmış duvar yazısı gibi ileride kavranacaktır.
Öyle çok ileride değil, mesela yerel seçimlerde.
Bu köşedeki yazılar, bir hiyeroglif gibi, yıllarca aşınmadan ve özünü yitirmeden sapasağlam kalacaktır.
Kutsal değerleri savunmakta zorlanan bazı vicdan fukaraları “belden aşağı” diyeceklerdir.
Desinler!
Ne demekti hiyeroglif?
Hiyero “kutsal”, glif “oyulmuş” anlamında.
Agah Agamemnon, “kutsal insani değerler”i ve onurlu insanı savunmak adına, kimilerinde “oyulmuşçasına” etki yaratacaktır!
E yaratsın tabii ki.
Ama bu belden aşağı vurmakla değil, yüzüne vurmakla alakalı bir durum olacaktır.
Hem sadece 2007’de değil, 2008’de de…
Hatta fırsat olursa yıllarca…
Hepinize iyi haftalar!
Mutlu yıllar…

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın