Kırık bir yeni yıl yazısı

Bu satırları okuduğunuzda yeni bir yıla girme hazırlıklarında olacaksınız.
Bu hafta bana yapılan eleştirilere kulak vererek; siyaset yazmayacağım.
Becerebiliriyim bilmiyorum ama, amacım mutlu bir yeni yıl yazısı yazmak.
Eh başlayalım bakalım.
Öncelikle; yaşamınızdaki yenilgilere, “bir sonraki başarımın alt basamağı” diyebilecek kadar başarılı, her yaşta dans edecek, kendine yetebilecek kadar sağlıklı, ele güne muhtaç olmayacak, yaşamınızı sürdürmenize yetecek paralı, ne beklentilerinizi, ne de hayallerinizi ertelemeyecek kadar kararlı hatta cesur, her sabah yanında uyanmaktan keyif alacak kadar âşık olacağınız bir yıl dilerim…
Belki yukarıda ki yazdıklarım çok pozitif kelimeler.
Haklı olabilirsiniz.
Zaten pozitif olabilmenin temel koşulu; hayata nasıl baktığınızda gizli.
Hatırlar mısınız bilmem; Eski Türk filmlerinde, finalde hep iyiler kazanırdı.
Bu, olmasını istediğimiz son olduğu için belki de senaryolar böyle yazılırdı.
Gerçek böyle midir, değil midir?
Bence tartışılır.
Bu konu üzerine ilginç bir yazı okudum. Okuduğum yazının altında imza olmadığından kime ait olduğunu da bilemiyorum.
Yazıdaki fikirlerin tamamına katılmasam da, kayda değer bulduğumu söylemeliyim.
“Biliyorum, çoğunuz iyi insanlarsınız. Bu yüzden hep kötüler kazanıyor zaten”…
Yazının temel çıkışı bu kelimelerde gizli.
Ve yazı devam ediyor;

Bir çok kötü, hatta alçak tanıdım. Çoğu neşeli insanlardı. Hiç birinde çekingen bir ruh haline rastlamadım. Kötüler atak, iyiler pısırıktır. Etrafınıza bakın, en heyecan verici, en eğlenceli insanlar hep sahtekârlardır. Hepsi paldır küldür konuşan, ağız dolusu gülen insanlardır.”
Doğrudur; çünkü sahtekâr, sempatik olmak zorundadır. İyinin böyle bir mecburiyeti yoktur. Ne yazık ki iyi, sıkıcıdır.
İyi, kötü karşısında güvensiz, enerjisiz, çaresizdir. Eski siyah beyaz filmlerde bile iyi, kötüleşmeden kötünün hakkından gelemez. “Yeminini bozar” ve kavgaya girer. Oysa kavga kötünün asıl mesleğidir. Biz “iyi” seyirciler perdedeki iyi adamımız kan döktükçe rahatlarız. Ve iyi kötüyü yendi diye seviniriz.
O zaman filmin sonunda; artık hepimiz kötüyüzdür.
Hatta biz “kötü”den daha çok insan öldürmüşüzdür. Bir iyi için en zor olan, kötüye “Sen kötüsün” demektir. Çünkü iyi, utangaçtır. Hırsıza “hırsız” diyemez. Kötünün yerine utanır, sahtekârın yerine yüzü kızarır, hırsızın yerine yerin dibine geçer… Bu sırada kötüler, sahtekârlar, hırsızlar deli gibi eğlenmektedir. Çünkü onların yerine utanan, sıkılan, yerin dibine geçen birçok “iyi” insan vardır.
Bu duygu iyiyi öylesine zayıf düşürür ki, iyi ağzını açıp bir kelime söyleyemez. Halbuki öylesine kararlı çıkmıştır ki kötünün karşısına. Herşeyi açık açık söyleyecektir. Başına gelecekleri göze almıştır!.. Ama olmaz. Yapamaz.
Çünkü iyiler korkaktır. Çünkü iyiler herkese acır, en çok da kendilerine.
Susmak, acımak, utanmak, korkmak… Farkında mısınız, ey iyi insanlar,ne kadar sıkıcı şeylerle uğraşıyorsunuz! Kötüler kazanınca da şaşırıyorsunuz!
Tarih boyunca iyiler kazanmasalar da, bir şekilde ayakta kalmayı başardılar.
İyinin yazgısıydı bu. Şeytan her zaman saldıracak, yere yıkmaya çalışacak, akılları karıştıracak ve iktidarına devam etmeye çabalayacak.
Hepimiz kötülerin yanında çalışıyoruz.
Haydi iyi insanlar!
Haydi sessiz, efendi, sıkıcı, korkak, utangaç ve iyi insanlar!
Çalışın!
Kötülerin size ihtiyacı var!
Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır…

Yazının sonu böyle bitiyor.
Şimdi yeni yıla girerken sizlerde bir kez daha düşünün, iyiler mutlaka kazanır mı?
Yoksa; kötüleri kazandırmaya devam mı?
39 kez okundu.

Bir cevap yazın