Ana Sayfa Kent Yazıları Arşiv Hasan Tahsin Kocabaş İçimde bir sıkıntı var millet!

İçimde bir sıkıntı var millet!

Şimdi okuyacaklarınızı 28 Ekim’e dek sayfadan indirmeyeceğim. Sizin düşüncelerinize ihtiyacım var çünkü.
Beynimi kemiren bir kuşkum var!
Şu bölücü terör belasına şehit verdiğimiz gençlerin acısını yaşıyoruz yaşamasına ama hiç dikkatinizi çekti mi bazı “timsahlar”?
Hele de bazı “Bizans” gazeteleri?
Hani AB’ye söz söyletmeyen, Cumhuriyet kazanımlarının “peşkeş” çekilmesini alkışlayan, Ermeni yalanlarına, patriğin tantanasına neredeyse “eyvallah” çeken, çocuklara verdiği VCD’lerdeki bölücülüğü görmezden gelen, adı “büyük” kendi “kokuşmuş” gazeteler diyorum… Türk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” demesini “faşistlik” ama bölücünün, bozguncunun gürültüsünü “demokrasi” zanneden zavallı “satılmışlar” şimdilerde “birden bire” milliyetçi kesilip de “Kutsal isyan” diye başlık atmazlar mı?
Kim neye isyan ediyor millet! Aman dikkat, provokasyonun tillahını yapıyor yine “Bizans medyası”!
Timsahın gözyaşları millet, timsahın gözyaşları… O kadar!
Türkiye’nin her yerinde “teröre lanet” eylemlerinin artık “değişmesi” gerek millet. Çünkü biricik ve değişmez ebedi şefimizin “en büyük eserim” dediği CUMHURİYET’İMİZİN doğum günü çok yakın.
Cumhuriyet coşkusunu hiçbir şey engellememeli. Buna en çok da o şehitler üzülür çünkü.
Düşünsenize o Mehmetçikler neden şehit oldu?
Aynı zamanda Cumhuriyet’in bekası uğruna değil mi?

O halde? Abartmadan, sapıtmadan kutlayacağız Cumhuriyetimizi…
Şehitler için “onlara ölü demeyin” diyen bir yüce dinin mensupları olarak şehitler için “yas tutmak” doğru mu?
Üzülmek, öfkelenmek doğaldır, haktır… Lakin kabuğa çekilip, matem yapmak hak değildir. Ortalarda kafaları çekip, pop şarkıcılarının günün anlamından uzak saçmalıklarını seyretmeyi demiyorum. Cumhuriyetin şanına yakışır, memleket türkülerini diyorum, doğudan batıya, kuzeyden güneye Anadolu esintilerini diyorum!
Birileri fena halde oyuna getiriyor bizi millet. Belki de Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamamızı, Gazi Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarını hatırlamamızı istemiyor. Belki de son şehitlerimizi istismar edercesine kışkırtıyor, ajite ediyorlar hepimizi!
Endişeliyim millet!
Kuşkuluyum millet!
Anadolu insanlarını Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. birbirine kırdırıp, Anadolu’yu “2. Yugoslavya” yapmak için birileri tezgâh kuruyor belki millet!
Beynimi kemiriyor iki yüzlülükler, sahte milliyetçilikler, sahte yurtseverlikler, sahte vatanseverlikler, sahte Kemalistlikler!

Bir kişi aynı anda hem “bağımsız Türkiye’den” hem de “küreselcilikten” yana olabilir mi?
Bir kişi aynı anda hem Atatürkçü hem de AB’ci olabilir mi?
Bir kişi aynı anda hem “çağdaş” olup hem de “feodalizmi” savunabilir mi?
Beynimi kemiriyor bunlar millet!
Birileri bize oyun içinde oyun ediyor belki…
Belki biz öfkemizle o temiz yüzlü şehitlerimizi üzüyoruz, ne malum?
29 Ekim’i “sessizce” geçiremeyiz!
29 Ekim akşamı saat 20.30’da bağımsız Cumhuriyet adına haykıralım, kutlayalım, anlatalım…
29 Ekim akşamı 20.30’da ışıklarımızı söndürüp, yakıp, yedi düvele inat “NE MUTLU
TÜRKÜM DİYENE” diye bağıralım!
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments