Kente sahip çıkmak kimin görevi!

Hafta içerisinde kentin sorunlarının tespiti, çözüm bekleyen yatırımların doğrudan hükümete iletilmesi amacıyla düzenlenen toplantı, Ekrem Demirtaş‘a şirin gözükebilme adına, günlük bir gazetenin birinci sayfasında çıkan bir haber sonrası, amacını hatta boyutunu aşan bir işgüzarlığa dönüştü.
Hafta içerisinde İTO öncülüğünde yapılan bu toplantının AKP İl Başkanlığı tarafından düzenlenen üçüncü toplantı olduğu, daha önce aynı tarz toplantıların ilkinin EBSO’da ikincisinin Kaya Prestij otelde yapıldığı biranda unutuldu.
Hatta ben hatırlatayım; dördüncüsü Esnaf ve Sanatkârlar Odası tarafından yapılacak. Bu toplantının da ev sahipliğini oda başkanı Zekeria Mutlu yapacak.
Oysa İTO öncülüğünde yapılan bu toplantı biranda İTO Başkanı Ekrem Demirtaş‘a mal edildi. En kötüsü İTO Başkanı Ekrem Demirtaş buna çanak tutarak kendisine siyasi getirim elde etme çabasına girdi.
Aslında böyle bir toplantı, sivil toplum örgütlerinin iktidar partisine sorunlarını anlatabilmesi açısından yararlıdır. Örneğin Esnaf ve Sanatkârlar Odası; “Hipermarketler Yasasını ne zaman çıkaracaksınız esnaf perişan halde”, Ziraat Odası; “sulama sorunlarımız var susuzluktan ürün rekoltelerimiz düştü, çözüm istiyoruz”, Ticaret Borsası; “incirimizdeki küf sorununa çözüm bulamıyoruz, inciri teşvik kapsamına neden almıyorsunuz” şeklinde sorular yönelterek, bir dahaki toplantıda bu sorunlarına neden çözüm bulunamadığını sorgulayabilirler.
Sorunlara çözüm üretildiği takdirde de, hem sivil toplum örgütleri, hem de iktidar partisi açısından yararlı, hatta gerekli bir toplantılar dizini olarak algılanması kadar doğal bir şey olamaz.
Bu açıdan bakılmadığı takdirde; sormak ve İzmir kamuoyu ile paylaşmak istiyorum; İzmir’in gelecekteki vizyonu, sorunları ve yapılması gerekenler bu toplantıya katılanların tekelinde midir?
Oysa İzmir halkı siyasi iradesini kullanarak 24 milletvekili seçmiştir. Hadi CHP‘li milletvekillerini yok sayıldı diyelim; MHP milletvekillerini yok saymanın anlamı var mıdır?
Aynı şekilde bu kentin seçilmiş Büyükşehir Belediye başkanı olduğunu yok saymak ne kadar doğrudur?
Her ne kadar Sayın Ekrem Demirtaş, gerekse, haklarında Aziz Kocaoğlu tarafından dava açılmış yerel gazete tarafından yok sayılmak istense de, görevinin başındadır.
Üstelik halkın seçtiği, CHP’nin, yine halkın oylarıyla İzmir’i temsil etmek için meclise gönderdiği MHP’nin seçilmiş milletvekillerini yok saymayı da kabullenemiyorum.
Toplantıyı düzenleyen İTO kimliğini yok sayarak, kendisine ait bazı özel ve kişisel projelerine onay vermediği için halen görevini sürdüren ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu, by-pass etmeye çalışmak, bastırılmış intikam hislerinin bir göstergesi olduğu düşüncesini şahsen ben aklımın ucundan bile geçirmek istemiyorum.
Durum böyle iken, sadece Ak Parti tarafından düzenlenen rutin toplantıyı saptırarak; İzmir için “çalışma grubu oluşturduk” gibi anlamsız gerekçelerle ortaya çıkmak, Sayın Ekrem Demirtaş’a ne kazandırdığı öncelikle İTO Meclis Üyeleri tarafından sorgulanmalı, hatta ciddi anlamda değerlendirilmelidir.
AK Parti de bu ülkenin bir siyasi partisidir. İzmir halkı bu partimizden de kendisini temsil etmesi için parlamentoya 9 milletvekili göndermiştir. 2009 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığına doğal olarak bir aday gösterecektir.
Herkesin her partiden aday olmak istemesi en doğal hakkıdır. Ekrem Demirtaş sade bir vatandaş gibi her partiden Büyükşehir Belediye başkanı olmak isteyebilir. Hatta AK Parti’nin de adayı olabilir.
Ancak, Odanın imkanlarını kullanarak, siyasi rant elde etmek gibi bir lüksü var mıdır?
Bence yoktur.


İzmir Milletvekili M. Ali Susam’ın da söylediği gibi; bu kent, bu İzmir hepimizindir. Bu kentin bir valisi, seçilmiş bir Büyükşehir belediye başkanı ilçe belediye başkanları, bu kentin seçilmiş il genel meclis üyeleri ve belediye meclis üyeleri ile parlamentoda temsil edilen ve edilmeyen siyasi partilerin il başkan ve yönetimleri ile kentin sivil toplum kuruluşları var mıdır?
Vardır.
Tüm bu kurum, kuruluş ve seçilmişlerle “ortak akıl” çerçevesinde “çalışma grubu” oluşturulmasında çok seslilikle kentin sorunlarına çözüm aramak daha doğru mudur?
Doğrudur.
Kim ve hangi kurumun başında olursa olsun, kendisini bunların üzerinde görerek, seçilmiş milletvekilleri başta olmak üzere İzmir in tüm kurum ve kuruluşlarını, dinamiklerini kimse yok sayabilir mi?
Bunu bilmem.
Bildiğim; bu konunun önce İTO Meclis’inde sonrada İzmir kamuoyunda tartışılması gerektiği.

Bir cevap yazın