34 Plaka

Dün garip huzursuzlukla evden çıktık. Canımız bir şeyler yapmak istiyor gibiydi, en azından yapmamız gerektiğini düşünüyorduk. Nereye gideceğimizi bilmeden evden çıktık. Hepimizin yüzünde bir sıkıntı olduğunu dikiz aynasına her baktığımda görebiliyordum. Buca’dan çıkmak üzereydik. Trafik çok sıkışıktı. Haliyle pazar günü herkes dışarı atmıştı kendini. Üstelik bir de Buca’nın pazarı kurulmuştu.

Köprünün altında gördüğümüz teyze de pazardan geliyordu. Elinde birer kilo kadar patlıcan, domates ve biber… Teyzeyi görmemiştim bile. Hiç dikkatimi çekmemişti. Öyle yolun kenarında bir teyze, elinde pazar alış verişi, kaldırımda ilerliyor. O sırada arkamdakilere bu yolda ne hızla, hangi vitesle daha rahat gidileceğini açıklıyordum. Birden arabanın içinden bir çığlık koptu ve teyzeyi iyice farkettim. Teyze üzerimize doğru geliyordu. Havda, ayakları yerden kesilmiş, dönüyor… Sağa doğru kırdım direksiyonu istemsiz bir hareketle. Zaten az ilerde benzincide duracaktım. Hemen kenara çektim ama her yerim titriyor, çok korkmuştum. Araba durmadan dışarı çıkmaya kalktı bizimkiler. Onlar da korktu ama 34 plaka kadar değil.

Ambulansı aradık, peşi sıra polis de geldi. Teyzeyi görmek için yolun karşısına geçtim. Birileri etraftakilere kıpırdatmamaları, daha kötü zarar görebileceği konusunda sürekli uyarıyordu. Teyze yola çaprazlama uzanmış, beli neredeyse 90 derece dönmüştü. Gözleri yarı aralı ama göz kapakları hiç kıpırdamıyordu. Göğüs kafesinin inip kalktığını görünce biraz olsun rahatladım. Ağzı kanamıştı. Çok kötü görünmüyordu, 34 plaka ondan daha perişan durumdaydı. Kimin yaptığı soruları havada uçuşuyordu, bulsalar saldıracakmış gibi. 34 plaka “Ben yaptım, çok üzgünüm ama ne olur siz de gördünüz, bir anda çıktı önüme.” diye yalvaran bir sesle etrafa sesleniyordu. Teyzeye çarptığında aramızda 10 metre ya vardı ya yoktu. olaya en yakın bizdik herhalde. Benzin aldık, soluklandık sonra yola çıktık.

Nereye gitsek hep aklımızdaydı teyze ve 34 plaka. Günümüzü rezil etmişti bu olay. Eşrefpaşa yolunda yine cam kırıkları gördük. Yakın zamanda bir kaza olmuştu. İkiçeşmelik’e doğru giderken, 2-3 yaşlarında bir çocuğu annesi yolun ortasına sürükledi kendisiyle beraber. Kırmızı ışıkta çocuğu geçmeye zorluyor, korna çaldım, arabadan dördümüz birden kafamızı uzattık bağırdık kadına. “Sana neyse de çocuğa yazık be!”. Belki normalde hiç göstermeyeceğimiz bir tepki ama 15 dakika öncesinin etkisiyle, yine heyecanlanmıştık.

Dönüşte aynı yolu kullandık. Kaza yerine yaklaştık. Bir önceki ışıklarda durmuştuk. Bir deneme yapmak geldi aklıma. Normal bir kalkış yaptım, dördüncü viteste 60 ile giderken, yokuş inişi başladı ve hızımı sabitlemek için frene basıyordum. Arkadakilere durumu izah etmeye çalışıyordum, bu hızda giderken her an durabilirim derken birden sağımdan gelip önüme geçip giden bir “şey” gördüm. Bu “şey” de bir 34 plakaydı ama gerisini görmek pek mümkün olmadı. Daha birkaç saat önce buradan yine bir 34 plaka geçmemiş miydi?

Yo hayır, 34 plakalı araçlara bir garezim, kinim yok ama… Galiba onların bu şehirle alıp veremedikleri bir şeyler var. Sanki İzmir ile kavga etmeye gelmişler gibi. Yolda giderken dikkat edin 34 plakalı araçlara. Haksızsam söyleyin, darılmam.

Bu arada, benim plakam 10 numara. 😉
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments