Adam konuşuyor!

Adam konuşuyor; her cümlesi yukarıdan, üst perdeden. Kendisini öteki insanların üzerinde bir yere oturtmuş, esiyor, üfürüyor. Olan bitenleri, güzellikleri, çirkinlikleri sanki yalnız başına yaşamış. Sanki ondan başka kimse bilmiyor olanları. Sanki yalnızca o düşünüyor, yalnızca onun belleği var. Sanki ondan başka kimse anımsamıyor yıllardır olanları, yaşananları. Sanki ondan başka uzman yok bu evrende; her şeyi o biliyor. Sanki yapılan yanlışların olmaması için hiç kimse uyarmamış kendisini, bu yanlışların kamuya vereceği zararlara kimse dikkat çekmemiş. Bütün iyi ve güzel şeylerden kendisi, yanlış ve çirkinliklerden başkaları sorumluymuş. Gücü yetse bunlara da engel olacakmış ama gücüne sınır koymuş üstleri. O evrenin eşsiz, benzersiz, kusursuz yaratığı; tanrısal bir armağan ama değeri bilinememiş. Adamın kim olduğunu sormayın, kim olduğunu bulmak için kafanızı yormayın. Bunlardan o kadar çok var ki…

***

Herkesi susturup yalnızca kendisinin konuştuğu dönemde insanları alanlara toplayarak attığı nutuklarda konuşmasını Kur’an ayetleriyle süsleyen, okullarda okutulacak din derslerini anayasal zorunluluk altına koyan ve bunu inancının gereği olarak değil, emekten yana siyasal gelişmeye karşı dini panzehir olarak gördüğü için yapan adam şimdi çıkmış konuşuyor. Laik Cumhuriyet’in tehlikede olduğunu söylüyor.

***

60’lı ve 70’li yıllar boyunca, Mustafa Kemal’in “bağımsızlık benim karakterimdir” sözünden aldıkları ilhamla, “tam bağımsızlık” özlemi içinde emperyalizm karşıtı politika yapanlara “Amerika gitsin Rusya mı gelsin” lafazanlığıyla saldıran adam şimdi anti-emperyalist görünme çabası içinde. Adam sabah-akşam konuşuyor, ne kadar bağımsızlıkçı olduğunu göstermeye çalışıyor.

***

O zamanki adıyla Aşağı Fırat Projesi kapsamındaki hidroelektrik santrallerini yaptıran hükümete, “bu kadar enerjiyi ne yapacaksınız, toprağa mı vereceksiniz” diye karşı çıkan adam şimdi konuşuyor; o yanılgıdan söz etmeksizin bugünkü enerji yetersizliğinden yakınıyor.

***

Gelişmiş Avrupa kapitalizminin pazarı Asya ülkelerine daha kolay ulaşımın başlıca araçlarından “Kuzey-Güney Avrupa Otoyolu Projesi”nin (TEM) parçası olan boğaz köprülerini yaptırarak İstanbul’un iki yakasındaki trafiği birbirine karıştıran ve içinden çıkılmaz hale getiren; bunu öngörmediği için gerekli yatırımları yapmayan adam şimdi konuşuyor. Beş yıllık kalkınma planlarına “büyük şehirlerin büyümesi önlenmeye çalışılmayacak, aksine desteklenecektir” hükmünü koyan adam, bu öngörüsüzlükten söz etmeden şimdi büyük kentlerde yaşanan sıkıntılar üzerinden politika yapıyor.

***

Basında çıkan habere göre yeni yapılan İzmir – Çanakkale yolunun bir bölümü çökmüş ve 1 milyon YTL boşa gitmiş. Konuya ilişkin açıklama yapan Mimarlar Odası Çanakkale Şubesi başkanı yol yapılmadan ilgilileri uyardıklarını ve iki yıl içinde yolun çökeceğini söylediklerini anlatıyor. Çöken yolu projelendiren, güzergâhı belirleyen ve bütün uyarıları duymazlıktan gelip kamunun 1 milyon YTL zarara uğramasına yol açan adam ise ortalarda görünmüyor ama emin olun bir süre sonra ortaya çıkacak ve konuşmaya başlayacaktır.

“Konuşan adam” örneği o kadar çok ki! Çevrenizde olan bitenlere bakın; güzellikleri ve çirkinlikleri belirleyin; konuşan adamı öyle dinleyin.

Bir cevap yazın