Bu sene kara doyduk!

İzmir’de yıllar sonra kar bir yağdı, pir yağdı. 30 yıldır İzmir’deyim, bu semalardan kar taneciklerinin süzüldüğünü topu topu 5-6 kere ancak görmüşümdür. O da bir güne kalmaz eriyip gitmiştir. Ama bu seferki hiç biriyle kıyas kabul etmez. Deniz seviyesinde değil ama, biraz yükseklere çıkınca bir haftaya yakın zamandır karların erimediğini görünce, “Gerçekten İzmir’de miyim?” diye kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz.

Karın ilk yağdığı günün ertesi, soluğu Teleferik’te aldık. İzmir’deki gençlerin çoğu da bizim gibi yapmıştı besbelli. Biraz sıra bekledikten sonra, yanımda üç çocukla birlikte (ikisi bizim, biri komşunun torunu) teleferik kabinine bindik ve muhteşem bir kar manzarası eşliğinde tepeye çıktık. Fakat o da ne! Yukarısı ana-baba günü. Çocuklar kafileler halinde dershanelerdeki öğretmenleri eşliğinde kartopu oynamaya gelmiş. Yollardaki erimeye yüz tutmuş karlar yüzünden yürüyebilmek, adeta ipte yürüyen cambazlarınkine denk bir marifet gerektiriyor! Bir curcuna bir şamata…

Gelenler sadece Balçova’dan ve İzmir’den değil. Birbirine kartopu atmaktan sırılsıklam olmuş çocuklara nereden geldiklerini sordum; “Aydın” cevabını alınca çok şaşırdım. Teleferiğin hemen dibindeki İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin öğrencileri de o gün muhtemelen dersleri asıp tepeye akın etmişti.

Teleferik tepesindeki kar bazı yerlerde 10 santimetreyi aşıyordu. Çocuklar birbirini tanımasa da, aralarında kar kardeşliği kurdular ve inanılmaz eğlendiler. İyice üşüyünce kendimizi içinde odun sobasının yandığı bir çay salonuna attık ve sıcak saleple içimizi ısıttık. Günlerdir karın yağmasını bekleyen çocukların o gün yaşadığı zevki kelimelerle tarif etmek imkansızdı.

Karın yağdığı gün “Çeşme yolu kar yüzünden ulaşıma kapandı” haberleri de adeta inanılmaz görünüyordu. Ama geçtiğimiz cumartesi günü yolumuz Çeşme’ye düşünce bu manzaraya bizzat şahit olduk. Özellikle otobanda Güzelbahçe’den itibaren yol kenarları silme kar kaplıydı. Hele Urla-Zeytinler yol ayrımındaki kar kalınlığı görülmeye değerdi. Çocuklar daha fazla dayanamadı. Tabii ki biz de. Otomobili durdurup saçları ve bıyıkları da eksik olmayan kocaman bir kardan adam yapıp, beyazların arasında bir eser bıraktık.

Bir hafta boyunca kartopuydu, kardan adamdı derken bu güzelliğin tadını iyice çıkardık. Belki bize kadar ulaşan bu Sibirya soğukları, bazı teorisyen bilim adamlarının işaret ettiği “buzul çağı”nın başlangıç emarelerinden biriydi. Ama ne olursa olsun kar ve İzmir birbirine çok yakışmıştı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın