İzmir’e yakın plan bakmak

‘İzmir’e Yakın Plan’ Gazetesi aslında kısıtlı olanakları ve kadrosuyla önemli işlevleri üstleniyor. Öyle ki, gündeme getirdiği bazı konuların ardından hayli tartışmalar yaşanıyor.
Peki nasıl oluyor da, dev grupların da yer aldığı İzmir basın dünyasında kendi yağıyla kavrulmaya çalışan “İzmir’e Yakın Plan” bunu başarıyor… Bunun tek bir açıklaması var. Bağımsız bir anlayışla yayın yapması.
Büyük güçlükler yaşasa da bağımsızlık kaygısıyla Yakın Plan Gazetesi, bugünkü ortamda belki de bir bölüm destekçisi sayesinde de yayıncılık alanında adeta devlere kafa tutuyor. Peki nasıl oluyor da büyüklere kafa tutulabiliyor.
Fatih Altaylı’nın Sabah’ın Genel Yayın Yönetmeni olmasıyla “Muhabirlik değer kazanacak” açıklamasına dikkatle bakmak gerek.
Çünkü, uzunca bir süredir muhabirin getirdikleri, gazetenin yayınlayıcısı ve bunlara karşı çıkamayan yöneticileri tarafından “sansürlenip” konulmuyor. Dolayısıyla muhabirlik artık çok önemsenmiyor.
Hatta bazı gazete sahip ve yöneticileri, “Muhasebe Müdürleri’nin” sözlerine kulak verip, “Muhabirsiz de gazete çıkar” prensibine uyarak yollarına devam etmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki, bu biçimdeki yola devam edişler sonuç vermiyor.
“Bedava Köşe Yazarları” ise uzmanlıklarını toplumsal yararlılık çerçevesinde kullanmayıp, ileriki hedeflerine yönelik düşünenlerden oluşabiliyor…
İzmir’e Yakın Plan’a hayat verenler, köşelerinden size seslenenler bu alanda çalışanlardan oluşuyor. Diğer yazarlarımız ise uzman oldukları alanlardaki gelişmeleri, düşüncelerini sizinle paylaşıyor.
Örneğin, Yakın Plan’ın yazı ailesine katılan Hacer Özmakas ile Yavuz Özmakas’ın kent tarihi, kent kültürü başta olmak üzere alanlarında çok önemli tespitleriyle size ulaşıyorlar. Bunu Yakın Plan’da sürdürmelerinin ise tek bir amacı var. Bağımsız bir anlayışın bu gazetede korunuyor olması.
Gazeteyi üçüncü yılına kadar getirme başarısını gösteren İmtiyaz Sahibi Fevzi Yılmaz’ın ise buradaki tek rolü, bağımsızlıklarını korumak isteyen gazetecilere müdahalesinin olmaması.

Cennet öldü, ya diğerleri

İnönü Lisesi’nde öğrenim gören Cennet Uğuz sömestr tatilinden önce boynuna giren kurşunla verdiği yaşam mücadelesinde ne yazık ki yenik düştü. Bu Lisede, Cennet yaşında benim de kızım okuyor.
Okul önünde Cennet’in yediği kurşunun birkaç gün öncesinde ben de bir veli olarak kızıma yönelik bir olumsuzluğu yaşadım ve bu okulun yöneticileri, Emniyet Müdürlüğü ve Konak Kaymakamı’na kendim ve meslektaşlarım aracılığıyla sorunu aktardım. Bunun hemen akabinde Cennet’in uğradığı saldırının şokunu hala yaşıyorum.
Bu okul ve benzeri bazı okul içleri ve önlerindeki olumsuzlukların giderilmesi konusunda bir veli olarak ve bir gazeteci olarak üzerime düşeni yapmaya hazırım… Ne yazık ki, bazı okul ve emniyet yöneticileri sorunları çok iyi bilip, bazı çabaları gösterse de, bazı yöneticiler ve Emniyet yöneticileri, İzmir’in sorunsuz olduğuna yönelik bir hava yaymaya çalışıyor.
Burada aktarmak istediğim en önemli nokta, İzmir’de güvenlik konularının yeni bir bakış ile ele alınması konusu.
Buna inancım yüksek. Ben Sayın İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal’a ve Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakipoğlu’na inanıyorum. Ve Sayın Vali’nin “Devlet Adamı” ciddiyetini İzmir’e hakim kılmasını diliyorum.
Bir süreden beri; bazı kamu yöneticilerinin alanlarındaki gelişmelerden çok, inşaat işleriyle ilgilenmeleri, fiziki yatırımlarla kendilerini tanımlamaları belki de bu sorunların artmasına da neden oluyor.
Başka bir örnek daha verebilir miyim? İzmir’in en gözde okullarından Hakimiyet-i Milliye İlköğretim Okulu’nda belki de en ufak bir fiziki eksiklik yok. Ama diğer açılardan yaşanan gelişmelere de bakmalı.
Bence bu okulun geçmişte düstur edindiği eğitim konularıyla ilgili gelişmeler pek de öyle övünülecek gibi gelişmiyor.
Artık, bu okula giren öğrencilere “tamamen duygusal!” olarak bakanlar hakim…
İşte geleceğin sorunlarından birkaçı ve bu sorunlar çok az yerde dile getirilebiliyor.
İzmir’e yakın planda bakanların artması dileğiyle…
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments