İzmir’de Kışın Güzelliği : Nergis ve Spil

Bayram tatilinin 9 gün olmasına, hele okulların yarıyıl tatilinin 23 gün olmasına duyduğum tepkiyi önceki yazımda belirtmiştim. Ama madem tatil oldu, biz de bundan en iyi şekilde yararlanalım dedik.

Bayram tatilinde Bayram’ın gereklerini yerine getirmenin yanı sıra biz de turizme ufak çaplı bir katkı sağladık ve kış şartları nedeniyle uzak yerlere gitmeyi gözümüz yemese de, yakınımızdaki güzelliklerden de fırsattan istifade yararlanmasını bildik.

Mevsim itibariyle bence yapılabilecek en güzel gezileri yaptık. Nasıl ki, “yaz” deyince İzmir’de akla ilk planda “deniz” geliyorsa, kışın en belirgin İzmir klasiklerinden biri “nergis” bahçeleridir kuşkusuz. Karaburun ve Mordoğan’ın bu hoş kokulu ve zarif çiçeğini dalında görmek kadar güzel bir şey olabilir mi? Biz de bu tatil fırsatını değerlendirip, yakın arkadaşlarımızla birlikte (ki geziler arkadaşlarla daha da anlam kazanıyor) Karaburun’un o dolambaçlı yollarına uzandık.

Balıklıova’da, buranın meşhur un kurabiyesiyle bir çay molası verip, soğuk havaya rağmen deniz kenarının tadını çıkardıktan sonra, yola koyulduk. Mordoğan’dan sonra bahçelerde tek tük gördüğümüz nergisin izini sürerek bir zeytin bahçesinin kenarında durduk. Ağaçların arasında ilerleyince muhteşem bir manzarayla karşıya karşıya kaldık. Rüzgarda nazlı nazlı sallanan nergisler önce görüntüleriyle, sonra da kokularıyla bizi büyüledi. Amacımız toplamak değil, fotoğraf çekmekti ve zarar vermeden bol bol fotoğraf karelerine o eşsiz güzellikteki çiçekleri sığdırmaya çalıştık. Sonuç mükemmeldi; güzel bir nergis arşivi oluşturduk.

Tatilin bir diğer gününü de Spil’e ayırdık. Malum, İzmir’de kara hasret olduğumuz için, özel olarak kar görmek üzere Spil’e uzanmamız gerekiyordu. Biz de öyle yaptık. Çocukların heyecanlı çığlıkları arasında üç aile karda mangal yapmaya karar verdik. Bilenler bilir, Spil’e biri Manisa’nın içinden, diğeri de Kemalpaşa yakınındaki Sütçüler Köyü’nden olmak üzere iki alternatifli yol var. Biz Sütçüler tarafını kullandık.

Spil’e önceki yıllarda da gitmişliğimiz olduğu için, diğerlerine mihmandarlık yaptık. Tepeye ulaşıncaya kadar hayal kırıklığımız devam etti. Çocukların bütün hayalleri suya düşmek üzereyken, son dönemeçte kar belirtileri almaya başladık. Biraz sonra ağaçların üzerinde, gölge yerlerde derken, beyaz bütün ihtişamıyla karşımıza çıkıverdi. Çığlıklar arasında mangal da yapabileceğimiz güzel bir yer aradık ve kendimizi karların arasına attık. Uzun zaman önce yağdığı için kar artık buz halini almış olsa da, bizim keyfimize diyecek yoktu. Kartopu halinde birbirimize atmalar, dalları tutup kar yağdırmalar, buz tutan derelerin üzerinde kaymalar…

Velhasıl çok güzel eğlendik. Her ne kadar buz halini almış karları birleştirip kardan adam haline getirmeyi başaramasak ve burnu için hazırladığımız havuçlar elimizde kalmış olsa da, bunu kimse dert etmedi. “-2” derece soğuğa rağmen, güzel bir gün geçirdik.

Bir cevap yazın