Yıla damga vuranlar

Bir yılı daha geride bıraktık.
Yıl içinde dünyada ve ülkemizde pek çok olay oldu.
Dünyada ve ülkede yılın olayları, adamları seçildi. Ben de sizin için İzmir’de yılın unutulmayanlarını seçtim;
Yılın olayı: Halkın korku ve paniğe süreklenmesine neden olan bitmeyen depremler.
Yılın lafı:Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “Bazı meclis üyeleri iş takipi yapıyor” şeklindeki sözleri.
Yılın gafı: Başbakanın İzmirle ilgili “malum” yakıştırması.
Yılın kayıbı:Türk yazın yaşamının ünlü ismi İzmirli şair Attila İlhan’ın aramızdan ayrılması.
Yılın ayıbı:Büyükşehir Belediyesi’nin 10 bin kişiye yaptığı bayram yardımı sırasında İzmir’e yakışmayan görüntülerin yaşanması.
Yılın satışı:Büyük Efes Oteli’nin yıllar sonra alıcısını bulması.
Yılın kaçısı:Vali Yusuf Ziya Göksu’nun emekliye ayrılıp, İzmir’i terketmesi.
Yılın davası:Büyükşehir Belediyesi ile Ziraat Bankası’nın Konak’da yol kapatmaya kadar varan arsa davası.
Yılın kavgası:Karşıyaka ve Gaziemir’deki sosyete pazarı yüzünden koparılan kıyamet.
Yılın barışı:Daha önce CHP il başkanlığı görevinden alınması için çaba sarfettiği Selçuk Ayhan’ı yeniden aynı koltuğa oturtmayı başaran CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın barışmaları.
Yılın kampanyası:Ege Orman Vakfı’nın başlattığı Piriştina Ormanı ve İzmir Dostluk Ormanı için fidan bağışı kampanyası.
Yılın organizasyonu:Olimpiyatlardan sonra en büyük spor organizasyonu olan Dünya Üniversiteler Yaz Spor Oyunları’na (UNIVERSIADE) İzmir’in ev sahipliği yapması.
Yılın konuğu: EXPO 2015’e aday gösterilecek olan İzmir’e gelen Uluslararası Sergiler Bürosu Genel Sekreteri Vicente Gonzales Loscartales’in dillere destan bir şekilde konuk edilmesi.
Yılın açılışı:10 yıldır yılan hikayesine dönün İzmir Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nın açılması.
Yılın ayrılığı: Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin Tariş’ten ayrılması.
Yılın karşılaması:Küba’ya tatile gittiği sırada Genel Merkez tarafından görevden alınan CHP İzmir İl başkanı Alaattin Yüksel’in kente dönüşünde muhteşem bir törenle karşılanması.
Yılın çalımı:DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın partinin İzmir’deki ağır topu olan eski genel başkan yardımcısı Yıldırım Ulupınar’ı saf dışı bırakması.
Ben bu kadar seçtim.
Siz daha da çoğaltabilirsiniz.

***


Yeni yılınız kutlu olsun

Yeni bir yıl, yeni umut demek…
Belki de hayata yeniden başlamak demek…
Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle, hüznüyle koskoca bir yılı geride bıraktık.
2005 adeta rüzgar gibi geçti.
Yeni yıl geldi.
Sevgi, dostluk, barış ve kardeşlik için…
Tüm dostlarımın ve okuyucularımın yeni yılını kutlar, sağlıklı günler dilerim.

***

Unuttuğumuz iki şey…

Aralık ayı içinde Türkiye’nin kalkınması, dışa bağımlılıktan kurtulması açısından büyük önemi olan iki konu es geçildi.
Biri “Yerli malı ve tutum haftası”, diğeri ise “Kooperatifçilik günü”.
Nedense yerli malı ve tutum haftasını ülkemizde bilinçli bir şekilde unutturma, yok sayma programı yürütülüyor.
Öyle bir hava veriliyor ki; sanırsınız böyle bir hafta ancak 1930’ları yaşamak, nostalji yapmak isteyenlerin fantezisi!…
Oysa ki gerçek hiç de öyle değil…
Geçmişi anmaktan öte, gelecek kaygısı.
İç ve dış borç toplamı gayrı safi milli hasılanın çok üstüne çıktığı, ithalatın ihracattan fazla olduğu, işsizliğin patladığı bir ülkede tasarrufun önemini, ulusal sanayi ürünlerinin tercih edilmesi gerektiğini anlatmayacağız da ne yapacağız.

***

Kuşkusuz 1930’ların Türkiye’sini 2000’li yıllarda aynen yaşamak mümkün değil. Ama her ülke kendi sanayisini desteklemeli, desteklemeye çalışmalı.
Yerli sanayiyi korumak demek, yabancı mallara gümrük kapılarını kapamak, ya da aşırı vergi koymak, demek değildir.
Ama yerli sanayi, yabancının kalitesinde mal üretiyorsa, hatta ondan ucuza satıyorsa, elbette bu sanayi desteklenmeli, korunmalı.
Yok, hem çürük çarık mal üreteceksin, hem de yabancıdan daha pahalı satacaksın, sonra “Devlet beni korusun!” diyeceksin, yok öyle şey.
Yerli Malı ve Tutum Haftaları artık bir seçenek değil, zorunluluk. Üstelik yılın bir haftasına sıkışmış yasak savma değil, tüm bir yıla yayarak yapılmalı.

***

Aynı şekilde kooperatifçilik de geçmişte ve günümüzde ülke ekonomisinde önemli görevler üstlenmiş kurumların başında geliyor.
Çünkü kooperatifçilik bir güç odağıdır, baskı aracıdır.
Bireylerin tek tek altından kalkamayacakları işleri gerçekleştiren dayanışma kuruluşudur.
Kooperatifler birer demokrasi okuludur.
Bütün ülkeyi kaplayacak tesisleri, fabrikaları, depoları, satış mağazaları ve eğitim kurumları ile kooperatifler, işsizliğe karşı düşünülecek çarelerden biri olabilir.
Böylesine roller üstlenmesine karşın, ülkemizde kooperatifçiliğe ne yazık ki yeteri kadar değer verilmiyor.
Örneğin; Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na kayıtlı tarımsal amaçlı toplam 11 bin 295 kooperatifin 5 milyon 52 bin 501 ortağı bulunuyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan izinli ise 38 bin 755’i konut yapı olmak üzere 47 bin 849 kooperatif var. Bu kooperatiflere ise 3 milyon 50 bin 12 kişi ortak. İzmir’de ise Sanayi Ticaret Bakanlığı’na kayıtlı 5 bin 700 kooperatif bulunuyor.
Bu nedenle kooperatifçilik, (iyi yönetildiği ve denetlendiği takdirde) ülke ekonomisinde lokomotif görevi görebilir.
Yeterki gereken önem verilsin, desteklensin, önü açılsın.
30 kez okundu.

Bir cevap yazın