Bakalım, jeotermalimiz nasıl satılacak?

Soğuk havanın ılığa döndüğü bir günde, yeni yıla ilk adımı attık. 2006’nın güzellikler getirmesi dileğimi yinelemek istiyorum. Bizim yeni yıllarımız, tıpkı bayramlarımız gibi farklı olurdu eskiden Balçova’da. O zamanlar, her yerleri betonlar sarmamıştı, ‘kırmızı toprak’ ayaklarımızın çamuru, hormonsuz mandalin ağzımızın tadıydı. Noel Baba kimdir, nedir bilmezdik. Öyle yeni yıl armağanlarımız da olmazdı, bizim torununki gibi kutu kutu. Ama, bir yılın bittiğini, yeni bir yıla başlandığını aile meclislerinin o kocaman bahçeli kerpiç evlerinde kurduğu sohbet gruplarında söylenenlerden çıkarırdık. Öyle İngiliz hipermarketleri ve büyük alışveriş merkezleri falan da sarmamıştı Balçova’yı, yeni yıla havai fişeklerle ‘Avrupai’ ve gösteriş yaparak girelim. Sonradan adının ‘termal kaynak’ olduğunu öğreneceğimiz sıcak su fışkırırdı topraktan. Hazırlanmış büyük sofralarda, domatesli pilavın közlenmiş tavuk etiyle fırındaki bir aradalığından oluşan ve adına ‘mişhoriz’ denilen yemekleri indirirdik mideye. Yanında taze sütten yapılmış doğal yoğurttan ‘tatlı ekşi’ ayran yapardı analarımız. Kuyudan çektiğimiz çivi gibi suyla karıştı mıydı yoğurt, üzerinde köpük köpük mis gibi tadıyla ayranı, ‘mişhoriz’le yemek ne de güzel olurdu. O zamanlar Balçova’da her evde bir kuyu vardı. Dualarla ve iyi dileklerle girilirdi yeni yıla! Bazı mollaların ‘bizim geleneklerimizde yok’ dediği yepyeni bir yılın başlangıcı, onları yalanlarcasına, yıllar öncesinde bir kutlama olarak vardı, ben yaşadım.
***
Yeni yılın öncelikle, ısınma ile ilgili sorun yaşayan Balçovalı’ya jeotermal enerji getirmesi dualarıyla başlıyorum. Bakıyorum da iş o noktaya geldi, eskiden yağmur duasına çıkan şimdilerde ‘en baş bakan’ olanları eleştirirken; Balçova’yı bugüne kadar yönetenler de, ayaklarının altındaki enerjiyi halkının yararına kullanmak adına ancak laf üretip durmuşlar. Mevcut Başkan Mehmet Ali Çalkaya’nın, ulusal enerjimize sahip çıkacağız mesajlarını takdirle Yakın Plan’da okusam da; yapılan işlerdeki yavaşlığa tanık olunca, adına termal eklenen ünlü bir otomobil markasının reklamındaki gibi başkana da, Sayın valimize de ve sayın İl Genel meclisi Başkanımıza da “Atıyyosunn” diyesim geliyor! Haklı değil miyim Sayın Çalkaya, Sayın Berksü, Sayın Köksal?
Termali otomobiller bile yeni teknolojilerine uyguluyorlar, ancak İzmir ve Balçova yerinde saymaya devam ediyor! Olmaz böyle şey. Bakın Rusya ne yaptı, doğal gaz fiyatında yeni yıl için 4 kat fiyat artışını kabul etmeyen Ukrayna’ya gazı kesti; doğalgazı Ukrayna üzerinden alan Avrupa Birliği ülkelerini de aldı bir telaş. Yeni yılın ilk haftasında, Avrupa Birliği yetkilileri, ardları donacak diye endişe ettiklerinden olağanüstü toplantı yapacak. Biz neyle övünüyoruz, dışa bağımlı bir enerjiyi İzmir’e getirmemizle. Bu iş böyle olmaz, Rusya ileride bize kızar, tüm Türkiye’de yapılan altyapı yatırımları boşa gider, o borular birilerinin ‘acı gerçeği’ olur!
***
Cumartesi gazetelerini okuyanların dikkatini çekmiştir; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, jeotermal kaynakları özel sektöre açmak için harekete geçtiklerini açıklamış. Ben bu açıklamanın sonrasında, 2006 yılı içinde jeotermalle ilgili atılacak bir takım adımların dikkatli takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Maliye Bakanlığı’nın Ofer şirketi ile yaptığı sözleşmede Ege Denizi’ni sattığını hala hatırımda tutuyorum. Sakın ola, bu bakanımız da, Balçova’yı ya da açıklamasında söz ettiği “14 saha, 52 kuyunun” bulunduğu yerleşim yerlerini ‘satan’ sözleşmelere imza atmasın! Yok yok, yapmaz herhalde. Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün çalışmaları sonucunda, 19 ili kapsayan toplam 21 projeyi özel sektöre açmaya hazırlandıklarını belirten Bakan Güler, ‘açık artırma’ modeliyle ‘kiralama ihalesi’ yapacaklarını açıklamış. Bakalım neler olacak? Acaba, iki lafının biri jeotermal olanlar, bu girişime karşı neler yapacak. Belki de jeotermal kaynaklarımız, ‘iradesiz’ başkanların ağzında sakız olacağına; özel sektörün elinde yatırım malzemesi olsun daha iyi. Hepinize iyi haftalar. 2 Ocak’ta Nazım Hikmet’i hatırlayın ve “Vatan Haini” şiirini tekrar tekrar okuyup bugünü gözünüzün önüne getirin; kimin vatansever olduğunu bir kez daha düşünün; Nazım’a doğum gününde bir Fatiha okuyun. Emeklinin KDV iadelerindeki % 5’lik payını yüzde 4’e düşürerek; yüzde 1’e göz dikenleri ve “yaşlılarımızı fiş eziyetinden kurtardık” diyenleri, anmanız gerektiğiniz gibi anın! Hepinize iyi haftalar…
30 kez okundu.

Bir cevap yazın